Planlama Dergisi - Planning: 33 (2)
Cilt: 33  Sayı: 2 - 2023
DIĞER (YARIŞMA, ARAŞTIRMA ÖZETLERI, ODA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDIRMELERI)
1. 
Ön Sayfalar
Frontmatters

Sayfalar I - VII

EDITÖRYAL
2. 
Editöryal
Editorial

Sayfa X

ARAŞTIRMA MAKALESI
3. 
Köylerin Mekânsal Planlama ve Tasarım Süreçlerinin Mevcut Mevzuata Göre İrdelenmesi
Examination of Spatial Planning and Design Process of Villages According to the Current Legislation
Çağla Aydemir, Atila Gül
doi: 10.14744/planlama.2022.15807  Sayfalar 205 - 217
Kırsal yerleşimlerin en önemli bileşeni olan köyler, kendine özgü yaşam biçimleri, arazi kullanımları, sosyo-kültürel yapıları, doğal ve kültürel peyzajı, tarihsel olgusu ve mekân kurgusu ve kendine özgü doğa ile ilişkili ekonomik kaynakları ile harmanlanmış mekânlardır. Ülkemizde kırsal mekânlara yönelik mevcut mevzuatın günümüz ihtiyaçlarını karşılayamadığı gibi içerik bakımından yetersizliği ve karmaşıklığı uzun vadede endişe verici bir boyut aldığı görülmektedir. Özellikle kırsal alanların sürdürülebilirliği açısından kırsal alanlarda izlenilen yasa ve politikaların değişmesini ve revize edilmesini gündeme getirmiştir. Türkiye’deki köy yerleşimlerinin mekânsal planlama, tasarım ve yönetim süreçlerinde yaşanan eksiklikler ve sorunlar sosyal, kültürel, çevresel vb. pek çok sorunun temelini oluşturmaktadır. Bu çalışmada ülkemizin kırsal yerleşimlerine yönelik kavramsal çerçevesi, mekânsal planlama ve tasarıma yönelik mevcut mevzuat (yasa ve yönetmelikler vb.) detaylı bir şekilde irdelenmiştir. Sonuç olarak, kırsal yerleşimler ve köylere yönelik mevzuatın güncel, bütüncül, ilişkili ve ayrıntılı olmaması nedeniyle uygulamada farklı yorumlara ve çok yönlü sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle kırsal alan, kırsal yerleşim ve köy ile ilgili kavramsal, mülki idari, yönetsel, mekânsal planlama ve tasarım boyutlarının sürdürülebilir ve bütüncül olarak ele alınması, gelecekteki ihtiyaç ve koşullara göre mevzuatın revize edilmesi gerekmektedir.

4. 
Orta Ölçekli Kentlerde Konut Üretimi: Aydın’da Yerel Müteahhitler
Housing Production in Mid-Sized Cities: Local Building Contractors in Aydın
Emre İrfan Kovankaya, Asuman Türkün
doi: 10.14744/planlama.2023.44827  Sayfalar 218 - 233
Bu çalışma, Aydın’da faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli konut üreticilerinin gelişim süreçleri ve davranış kalıpları üzerinden, 2000 ve 2010’lu yıllarda Türkiye’de yaşanan konut üretimindeki artışın orta ölçekli kentlerdeki yansımalarını incelemektedir. Kentsel mekandaki değişimin en önemli dinamiklerinden birisi konut üretimidir. Günümüzde konut üretimi barınma gibi temel bir ihtiyacı karşılayacak kullanım değerinden ziyade, bir yatırım aracı olarak görülmekte ve değişim değeri üzerinden ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada da, konut üretimi kullanım değerinden ziyade değişim değeri üzerinden gerçekleşen bir bağlamda ele alınmaktadır. Literatürde 1980 sonrası inşaat sektörü, ağırlıklı olarak büyükşehirlerde gerçekleşen mega projeler, altyapı yatırımları, devlet politikaları, uluslararasılaşma, finansallaşma ve büyük inşaat üreticileri üzerinden incelenmiştir. Oysa özellikle 2007 yılında çıkan konut kredisi yasasıyla birlikte orta ölçekli kentlerde de inşaat üretimi artmıştır. İnşaat sektöründeki bu yükselme, özellikle de konut ve gayrimenkul sektöründe görünür olmuştur. Orta ölçekli kentlerde genişleyen konut piyasası içindeki orta ve küçük konut üreticileri, konut üretiminde merkezileşme eğiliminde olan büyük inşaat sermayesinin girmeye tenezzül etmediği yerel ölçeklerde etkili olmaya devam ederken piyasadaki dalgalanma ve kriz eğilimleri karşısında da ayakta durmaya çalışmaktadırlar. Bu çalışma da, Aydın iline bağlı Efeler, Kuşadası, Söke ve Nazilli gibi farklı özellikler taşıyan dört yerleşimde aktif olan konut üreticilerinin eğilimleri üzerinden konut sektörünün bu bölgedeki özgünlüklerini ve konut üreticilerinin profillerini incelemektedir.

5. 
Alanya Turizm Kümesinde Firma Büyüklükleri ve Turizm Sektörü İlişkilerinin Mekânsal Düzeyi
Firm Sizes and Spatial Level of Tourism Relations in Alanya Tourism Cluster
Fatma Erdoğanaras, Kübra Cihangir Çamur, Demet Erol, Melisa Bıyıklı
doi: 10.14744/planlama.2023.12599  Sayfalar 234 - 250
Küreselleşme, ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, dünyada turizm sektörünün boyutunu, kapsamını önemli ölçüde değiştirmiştir. Yüksek düzeyde kırılgan ve riskli bir pazarı olan, çeşitli firmalar arasındaki tamamlayıcılık ilişkilerine dayanan turizm sektöründe rekabet edebilmek, yerel ve özellikle küresel ilişkiler kurmayı gerektirmektedir. Bu özellikleriyle turizm sektörü ağ tipi örgütlenme yapısı sergilemekte ve farklı ölçeklerde (yerel, ulusal ve küresel) ve farklı düzeylerde (dikey ve yatay ilişkiler) ilişki tiplerinin oluşmasına neden olmaktadır. Ağ ilişkileri, farklı turizm kurumları arasında birbirini tamamlayıcı dikey ilişkilerin yanısıra aynı nitelikteki turizm kurumları arasında rekabetçi ve dayanışmacı birlikteliklerin oluşmasını sağlamaktadır. Turizm kümelerindeki ağsal ilişkiler, değişen koşullara uyum sağlamayı, hizmetleri çeşitlendirmeyi, gelecek talebi oluşturmayı mümkün kıldığı gibi, işlem maliyetlerinin düşürülmesi ve farklı alanlarda dışsal ölçek ekonomilerinden yararlanma gibi avantajlar sağlamaktadır. Bu çalışma, Alanya turizm kümesinde farklı büyüklükteki konaklama işletmelerinde firma büyüklüğünün yerel ve küresel ağlara eklemlenmesindeki rolünü, farklı türdeki ilişkiler çerçevesinde ele almaktadır. Turizm sektöründe “konaklama işletmelerinde farklı ağlarda firma büyüklüğü ağ ilişkilerini ele almasıyla” turizm kümelerine ilişkin literatüre katkı koymayı hedeflemektedir. Araştırmada Antalya Turizm Kümesinin bir alt bölgesi Alanya örneklem olarak seçilmiş, konaklama işletmelerinin %10’una anket uygulanmıştır. Ölçme yapabilmek için yüzde dağılım değerleri kullanılmış ve ilişkiler matrisiyle karşılaştırma yapılmıştır. Çalışma, konaklama işletmelerinde sektörel ilişkilerin firma büyüklüğü ve ilişkilerin mekânsal düzeyi çerçevesinde farklılaştığını göstermektedir. Bulgular, tüm ağ ilişkilerinde küçük ölçekli firmaların sadece yerel ağlarda güçlü ilişkiler kurabildiğini; büyük ölçekli firmaların tüm ağlarda güçlü küresel ilişkiler kurabildiğini; orta ölçekli firmaların ise hem yerel hem küresel düzeyde güçlü ilişkiler kurabildiklerini ortaya koymaktadır.

6. 
Trakya'da Lojistik Köy Yerseçimi: AHP ve TOPSIS Yöntemleriyle Hibrit Model Yaklaşımı
Logistics Center Location Optimisation in Thrace: A Hybrid Approach Using AHP and TOPSIS Methods
Senay Oğuztimur, Gizem Nur Kılçarslan, Ecem Alıcı, Kâmil Serdengeçti
doi: 10.14744/planlama.2023.70298  Sayfalar 251 - 265
Trakya Bölgesi, İstanbul’a olan yakınlığı, güçlü sanayi altyapısı ve ülkemizin batıya açılan kapısı olması nedenleriyle, yoğun yük hareketliliğine konu olmaktadır. Bölgede karayolu taşımacılığının dengesiz hakimiyeti söz konusudur. Lojistik unsurlar plansız ve kontrolsüz gelişmekte, bölgenin plan bütünlüğünü tehdit etmekte ve lojistik performansını zayıflatmaktadır. Benzer deneyimler yaşayan bölgelerde, çözüm olarak lojistik köyleri geliştirmişlerdir. Bu bağlamda, çalışmamız Trakya'da yapılması düşünülen lojistik köy için en uygun yeri tespit etmeyi amaçlamaktadır. Lojistik köy yer seçimi için; ekonomik, kolay anlaşılabilir, hızlı, kalitatif ve kantitatif verilerin birlikte kullanılabildiği esnek ve evrensel bir modelin oluşturması hedeflenmiştir. Bu modelin oluşturulması sürecinde literatür taraması ve alan çalışması verileri eş zamanlı olarak sürece katılmıştır. Literatürde, lojistik köy yerseçimi için çok kriterli karar verme teknikleri arasında yer alan AHP ve TOPSIS yöntemlerinin en çok tercih edilen iki yöntem olduğu tespit edilmiştir. Bu veriden hareketle, çalışmamız bu iki yöntemi karşılaştırmalı bir biçimde yorumlamaktadır. Literatür taramasına ek olarak alan çalışması yapılmış, yerseçimi ölçütleri, alt ölçütleri ve seçenekleri uzmanlarla derinlemesine mülakatlar geliştirilmiştir. Lojistik köy yerseçimi için erişilebilirlik, maliyetler, arazi özellikleri ve sosyal fayda ölçütleri dikkate alınmıştır. Seçenekler; Tekirdağ, Çerkezköy, Marmara Ereğlisi ve Havsa olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları, AHP ve TOPSIS uygulamalarının uyumlu ve tutarlı sonuçlar verdiğini göstermiştir.

7. 
Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nün Kuruluşundan Günümüze Yerleşke Bazında Mekânsal Analizi
Campus-Based Spatial Analysis of Hasanoğlan High Village Institute from its Foundation to the Present
Gul Simsek, Cansın Mercanoglu, Hüseyin Küçükoğlu
doi: 10.14744/planlama.2023.24482  Sayfalar 266 - 287
Köy Enstitüleri, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte çağdaşlaşma sürecine giren Türkiye’nin, örnek gösterilen eğitim kurumlarından olmuştur. Dönemin köy enstitüleri projesi ile başkent Ankara’nın vizyonu bir araya gelerek, Ankara’ya bağlı Hasanoğlan Beldesi’nde, köy enstitülerine öğretmen yetiştiren bir Yüksek Köy Enstitüsü kurulmuştur. Köy enstitüleri, genel itibariyle, kırsal alanlarda kalkınmayı en etkin ve hızlı biçimde sağlama amacıyla geliştirilmiş özgün birer kurumdurlar. Enstitüler, sosyal etkilerinden mekânsal organizasyonlarına, yerleşkelerinde insan ölçeğine uygun yapılardan çok yönlü eğitim sistemine, yapım süreçlerinden zaman içerisinde geçirdikleri dönüşümlere kadar, birçok anlamda diğer eğitim kurumlarından ayrışan nitelikler taşımaktadırlar. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü (HYKE) de, Cumhuriyet aydınlanmasının başkent Ankara’sının lokomotiflerinden biri olmasının yanı sıra, yerleşkesi ve yerleşkenin mekânsal nitelikleri ile kayda değer bir yere sahiptir. HYKE, halen eğitim kurumu olarak kullanılmakta olup, günümüze dek adının ve kapsamının değiştiği bir kaç evre yaşamıştır. Çalışmanın amacı; HYKE’nin günümüze kadar yaşadığı değişiklikleri yerleşke ölçeğinde mekânsal boyutlarıyla araştırmaktır. Araştırmanın yürütülmesinde, yerleşkenin tarihine ışık tutan yazılı, görsel belgeler ve görüşmeler ile saha çalışmasından yararlanılmaktadır. Enstitünün farklı evrelerinde geçirdiği dönüşümler neticesinde, yerleşke mekânlarında yok olma, küçülme, atıl kalma, işlev değişikliği gibi yönlerde değişimler meydana geldiği ortaya çıkmaktadır.

8. 
Kent Plancısının Politik Rolü: Türkiye Deneyiminden Çıkarımlar
The Political Role of the Urban Planner: Implications from the Turkish Experience
Esin Özdemir
doi: 10.14744/planlama.2023.57984  Sayfalar 288 - 301
Bu makale, planlama yazınında giderek önem kazanan kent plancısının politik rolüne odaklanmaktadır. Amacı, ilk olarak, özellikle teknokrat ve iletişimci/müzakereci plancı rollerine bir alternatif olarak savunulan plancının politik rolünün pratikteki anlamını ve somut düzeyde oluşabilecek politik rolleri ortaya koymak; ikinci olarak da, bunların karşısına çıkan olanak ve engelleri Türkiye örneği üzerinden tartışmaktır. Makale öncelikle politik rolün kuramsal temellerine bakmakta, siyaset felsefesi alanındaki tartışmaları temel alarak, ‘politik olan nedir?’ sorusu üzerinde durmaktadır. Daha sonra, politik rolün planlama yazınındaki yerine bakılmakta ve iletişimsel planlamaya bu rol çerçevesinde yapılan eleştirilere yer verilmektedir. Bir sonraki bölümde; rant yaratma odaklı kentsel dönüşüm tehdidi altındaki mahallelere plancılar tarafından destek verme ve refakat etme süreçlerinde, yine plancılar tarafından kamusal alanları savunmaya yönelik yürütülen muhalefet süreçlerinde ve Şehir Plancıları Odası tarafından neoliberal kentsel projelere karşı açılan davaları merkezine alan yasal süreçlerde somut anlamda ortaya çıkan politik roller irdelenmektedir. Bu kapsamda; refakatçi rol, kamusal alanları savunucu/aktivist rol ve yasal mücadeleci rol olmak üzere üç farklı politik rol ortaya konulmaktadır. Sonuç olarak makale, plancının teknokrat ve iletişimci/müzakereci rolünün yanında, planlama kararlarının veya mekânsal müdahalelerin niteliğine göre farklılaşan politik rollerinin de olduğunu savunmakta ve bu rollerin planlamanın demokratikleşmesi açısından gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, makale, plancının politik rolünün zaman boyutuna, diğer plancı rolleri ile ilişkiselliğine ve son olarak da sürekliliğine ve gücüne ilişkin çıkarımlarda bulunmaktadır.

9. 
Bergama’nın Sahip Olduğu Çok Katmanlı Kültürel Mirasın Korunmasında Kapasite Geliştirme Yaklaşımı ve Katılım
Capacity Building and Participation in Conserving the Multi-Layered Cultural Heritage of Bergama
Gülce Güleycan Okyay Bayazit, Demet Ulusoy Binan
doi: 10.14744/planlama.2023.72681  Sayfalar 302 - 323
Kapasite geliştirme, uluslararası mecrada sıkça üzerinde durulan ve sunduğu olanaklar yordamıyla tüm disiplinlerde öne çıkan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın koruma alanına taşınması düşüncesi, güncel miras çalışmalarının dikkat çekici konu başlıkları arasında değerlendirilebilir. Bu çerçevede, kişi ve toplulukların bilgi, beceri, yeti ve davranışlarının iyileştirilmesi, kurumsal/örgütsel yapıların güçlendirilmesi ile miras ve bağlamı arasındaki ilişkinin dinamikleştirilmesi gibi çeşitli arayışlar da ilgili perspektifte giderek önem kazanmaktadır. Bu makale, öncelikli olarak kapasite geliştirmenin koruma alanına uyarlanmasını ve yaklaşımın kavramsal çerçevesinin detaylı bir biçimde irdelenmesini amaçlamaktadır. Dünya Mirası Kapasite Geliştirme Stratejisi’nde sözü geçen ana temalar arasında yer alan “yerel toplulukların dahiliyeti, sivil toplum kuruluşları ve yönetim sürecinde yer alan diğer paydaşlar” ile bağlantılı bir katılım düşüncesine odaklanan araştırmanın örneklemi olarak gündelik yaşamın ve buna bağlı olarak miras-topluluk ilişkilerinin faal şekilde biçimlenmeye devam ettiği Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı’nın kent çekirdeği seçilmiştir. Yöntemsel açıdan, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından önerilen kapasite geliştirme metodolojisinden hareketle, tez araştırması özelinde özgün bir kurgu ortaya konulduğunu ifade etmek mümkündür. Bu kapsamda, alandaki anahtar aktörlere ilişkin irdelemeler yapılmış, katılımla ilişkili mevcut ve hedeflenen kapasite ile ihtiyaçlar çözümlenmiştir. Anahtar kelime taraması yordamıyla kapasite belirleyicilerinin tespiti, yerel sakinlerle gerçekleştirilen anket çalışması ve yarı yapılandırılmış görüşmeler ile araştırma için geliştirilen ölçek vasıtasıyla konuyla ilgili çalışma yapan farklı alanlardan uzmanların görüşüne başvurulması ve rastlanma sıklığı analizi gibi çalışmalar süreçte yararlanılan farklı araçlardır. Bu çerçevede, Bergama’ya yönelik bütüncül bir kapasite geliştirme yaklaşımı geliştirilmesi hedeflenmiştir.

10. 
Korunan Alanların Sürdürülebilirliğinde Planlama ve Yönetim: Kayseri Sultan Sazlığı
The Planning and Management in the Sustainability of Protected Areas: Kayseri Sultan Sazlığı
Reyhan Yıldız, Ceyhan Yücel, Gizem Katırcıoğlu
doi: 10.14744/planlama.2023.74429  Sayfalar 324 - 339
Dünyada sanayileşme, kentleşme gibi biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskıları artıran süreçlerin hızlanması nedeniyle biyoçeşitliliğin korunması uluslararası çabalarla önlenebilecek önemli bir sorun olarak kabul edilmektedir. Ekosistemler, türlerin çeşitliliği ve genetik çeşitlilik unsurlarını içine alan biyolojik çeşitliliğin korunmasında, dünyada genel olarak uluslararası ölçekte yaygın kabul gören yerinde (in-situ) ve yeri dışında (ex-situ) koruma yaklaşımları benimsenmektedir. Bu çalışmada In-situ koruma çerçevesinde, Türkiye’de biyolojik çeşitliliğin etkin bir şekilde korunabilmesi, gelecek nesillere aktarılabilmesi ve sürdürülebilir kullanımının sağlanması hedefi doğrultusunda Kayseri Sultan Sazlığı örneğinde (doğal sit alanı, milli park, sulak alan ve tabiatı koruma alanı statüsünde) korunan alanların planlanması ve yönetimi süreci değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmenin yapılmasında, RAPPAM (Rapid Assessment and Prioritization of Protected Area Management) Yöntemi ve Yönetim Etkinliğini İzleme Aracı (METT-Management Effectiveness Tracking Tool Method) kullanılmıştır. Bu doğrultuda, korunan alanların planlanması ve yönetiminde amaç ve hedefler, kurumsal yapı, planlama yetkileri, yasal çerçeve, sürdürülebilir gelişme stratejileri, katılımcı planlama yaklaşımı ve uygulama sürecine yönelik sorunlar tespit edilmiştir. Araştırmanın ortaya koyduğu temel sorunlar; sulak alan ekosisteminin doğal su döngüsünün bozulması, plansız gelişmeler ve turizm faaliyetlerinin neden olduğu ekolojik kirlilik, farklı kurumlar tarafından havza içinde uygulanan yönetim ve planlama yaklaşımlarının bütünsel olmaması, sektörler arası entegrasyonunun sağlanmasında ortak anlayış eksikliği, ekonomik teşvik tedbirlerinin yeterli olmaması, deneyim ve teknoloji transferinin eksikliği, izleme ve denetim faaliyetlerinin yürütülmesi için personelin ve teknik imkanların yeterli olmaması olarak belirtilebilir.

11. 
Kentsel Gıda Planlaması ve Politikaları: İstanbul Gıda Strateji Belgesi’ne Yönelik Bir Değerlendirme
Urban Food Planning and Policies: An Evaluation of the İstanbul Food Strategy Document
Cansu İlhan, Ebru Kerimoglu
doi: 10.14744/planlama.2023.60420  Sayfalar 340 - 353
Son yıllarda yükselen nüfus, artan kentleşme, çevresel tahribat, şiddetlenen iklim krizi, gıda güvencesizliği ve halk sağlığına ilişkin endişeler gibi çeşitli nedenlerle kentler gıda sistemlerini daha sürdürülebilir ve adil hale getirmek ve barındırdığı nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak üzere ürettiği çeşitli politikalar itibariyle gıda meselesinin önemli bir aktörü haline gelmiştir. “Yeni gıda denklemi” olarak da anılan kentlerin artan rolü, bugün dünyanın pek çok kentinde yerel yönetimleri gıda meselesine ilişkin bütüncül politikalar hazırlamaya itmektedir. Kentsel gıda stratejileri olarak da tanımlanan bu politikalar seti, artık kentlerin halk sağlığını iyileştirmek, sosyal adaleti sağlamak, çevresel sürdürülebilirliği desteklemek üzere gıda politikaları oluşturma çabası olarak tanımlanmaktadır. Kentsel gıda stratejilerinin oluşturulmasında bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi, gıda zincirinin tümüne odaklanması ve müdahale edebilmesi ve gıda sisteminin neden olduğu çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla ilgilenmesi nedeniyle önemlidir. Gıda sisteminin yatay ve dikey boyutlarını içerisine alan bütüncül bir yaklaşım ile gelişti-rilen İstanbul Gıda Strateji Belgesi (İGSB), Türkiye’de ilk kez bir yerel yönetim tarafından bütüncül şekilde hazırlanmış kentsel gıda strateji belgesi olması sebebiyle önem arz etmektedir. Bu çalışma İGSB’ye yönelik bir değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır. Çalışma iki aşamalı olarak kurgulanmıştır. Öncelikle literatürde tanımlanmış olan gıda sistemlerinin yatay ve dikey bileşenleri üzerinden İGSB’nin bütüncül yapısı değerlendirilmiş ve söz konusu başlıklar altında eksiklikler ve öneriler ortaya konulmuştur. İkinci olarak ise, gıda politikalarının çok boyutlu, çok katmanlı, çok aktörlü ve çok sektörlü yapısı ve farklı türden paydaşları içerisine alması nedeniyle belgenin oluşturulma süreci değerlendirilmiştir. Belgenin hazırlık sürecinde yer alan İstanbul Planlama Ajansı, Tarım ve Gıda Politikaları uzmanları ile yapılan mülakatlardan elde edilen bulgular ışığında belgenin oluşturulma süreci değerlendirilmiş ve öneriler ortaya konmuştur.

12. 
Suriyeli Göçmen Emeğinin İstihdama Dahil Olma Sürecinde Sermaye Türlerinin ve Sosyal Ağların Etkisi: İstanbul Örneği
The Effect of Capital Types and Social Networks on the Labor Force Participation Process of Syrian Migrants: The Case of Istanbul
Nail Gökhan Karabulut, Ferhan Gezici
doi: 10.14744/planlama.2023.23600  Sayfalar 354 - 371
Bu araştırma, Suriyeli göçmen işgücünün emek piyasasına dahil olma ve istihdam hareketliliği sürecinde sosyal ve beşeri sermayenin etkisini İstanbul örneğinde incelemektedir. Göç süreci başladıktan sonra göçmenler, gittikleri ülkede hayatta kalabilme, çaresizlik, aciliyet gibi nedenlerle aktif ya da yedek işgücünün bir parçası olarak emek piyasasına dahil olmaktadır. Bu süreçte göçmenler yaşadıkları kentin mevcut istihdam sorunları üzerine eklenen yeni bir alan açmaktadır. Bu araştırmada, heterojen grup olarak Suriyeli göçmenlerin istihdamda hareketliliği Bourdieu sosyolojisinin tariflediği sosyal ve beşeri (kültürel) sermaye kavramlarından yararlanılarak ele alınmaktadır. Sosyal ve beşeri sermayenin kullanımı, yeniden oluşumu ve birbirine dönüşümünün emek piyasasına dahil olmada ve iş hareketliliğinde etkinliği sorgulanmaktadır. Örnek alan olarak seçilen İstanbul’da, Suriyeli göçmen işgücünün emek piyasasındaki durumunu belirli sektör özelinde ve/veya yerli işgücünün algısı üzerinden inceleyen akademik ilgi son yıllarda artış göstermektedir. Ancak daha ilginç ve bilinmeyen alan olarak Suriyeli göçmenlerin sosyal ve beşeri sermayesine odaklanan, emek piyasasındaki süreci irdeleyen araştırma noktasında boşluk vardır. Araştırmanın literatürdeki bu boşluğa katkı sunması hedeflenmektedir. Derinlemesine mülakata dayalı keşfedici, nitel bir yöntemle ele alınan araştırma kapsamında 35 görüşme gerçekleştirilmiştir. Bulgular, istihdam edilmede sosyal sermayenin bileşeni olarak sosyal ağların rolünün etkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Topluluk bağlarını kullanmalarının ve yeni sosyal ağlara dahil olmalarının işe erişimde avantaj sağladığı gözlenmiştir. Mekansal olarak yer seçimi ve iş bulma konusunda pozitif bağlantı olsa da ilk işe erişimlerin emeğin ucuz ve güvencesiz olduğu bölgelerde yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Niteliğine uygun mesleki hareketlilikte dil becerisi, tecrübe ve eğitim gibi beşeri sermaye bileşenlerine göre farklılaşma gözlenmiştir.

KITAP İNCELEME
13. 
Kitap Eleştirisi: Anti-Kapitalist Günlükler*
Book Review: The Anti-Capitalist Chronicles
Kardelen Bahadır
doi: 10.14744/planlama.2023.65882  Sayfalar 372 - 374
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale