Planlama Dergisi - Planning: 32 (2)
Cilt: 32  Sayı: 2 - 2022
DIĞER (YARIŞMA, ARAŞTIRMA ÖZETLERI, ODA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDIRMELERI)
1. 
Ön Sayfalar
Frontmatters

Sayfalar I - V

EDITÖRYAL
2. 
Editörden
Editorial

Sayfa VI

KITAP İNCELEME
3. 
Kitap İncelemesi: Leyla Bektaş Ata’nın “Limontepe’de Yaşamak Büyümek Beklemek: Kentsel Dönüşüm Öncesi Bir Mahalle Anlatısı” Başlıklı Çalışması
Book Review: Leyla Bektaş Ata's Study Titled "Living, Growing and Waiting in Limontepe: A Neighborhood Narrative Before Urban Regeneration"
Tuğba Tuncer Tiryaki
doi: 10.14744/planlama.2022.30316  Sayfalar 175 - 179
Makale Özeti |Tam Metin PDF

GÖRÜŞ YAZISI
4. 
Mersin Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Öğrencilerinin Genel Profili ve Emek Piyasasına Bakışları
General Profile of Mersin University City and Regional Planning Department Students and Their Views of the Labor Market
Ali Cenap Yoloğlu
doi: 10.14744/planlama.2022.99710  Sayfalar 180 - 184
Makale Özeti |Tam Metin PDF

5. 
Yatay ve Dikey Şehircilik Kavramları Üzerine Eleştirel Bir Değerlendirme
A Critical Evaluation on the Concepts of Horizontal and Vertical Urbanisms
Savaş Zafer Şahin
doi: 10.14744/planlama.2022.71602  Sayfalar 185 - 190
Makale Özeti |Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA MAKALESI
6. 
Türkiye’de 2003-2019 Yılları Arasında Fiziki Planlamanın Kapsamı: Planlama Dergisi Üzerinden Bir Değerlendirme
The Scope of Physical Planning Between 2003-2019 in Turkey: An Evaluation Through The Journal Of Plannig
Selin Karaibrahimoğlu
doi: 10.14744/planlama.2021.02411  Sayfalar 191 - 204
Bu çalışmanın amacı; 2003-2019 arasında Türkiye’de fiziki planlamanın kapsamını Planlama Dergisi üzerinden analiz etmek ve değerlendirmektir. Çalışmanın çıkış noktası; toplumsal yapıdaki değişim ve dönüşümle etkileşimli bir süreç içeren planlamanın gündeme getirildiği, tartışıldığı ortamlar üzerinden takip edilebileceği kabulüdür. Bu kabulle çalışma, uygulamalara ilişkin konuların yanı sıra planlamanın kavramsal içeriğinin, değişen anlamlarının hem akademik bakışla akademisyenler, hem de uygulayıcı gözüyle plancılar tarafından tartışıldığı bir ortam sunan Planlama Dergisi’nde yer alan makalelere odaklanmıştır. Şehir Plancıları Odası tarafından yayınlanan dergi, planlama alanına ilişkin dergiler arasında gerek sürekliliği, gerek kapsamı, gerekse bir meslek odası yayını olmasının kazandırdığı çok yönlü bakış açısı ve özgür tartışma ortamı ile öne çıkmaktadır. Çalışma kapsamında 1986’da yayın hayatına başlayan derginin düzenli, sürekli olarak yayınlanmaya başladığı 2003-2019 arasında basılan 53 sayıda yer alan 519 makale incelenmiştir. Çalışmada öncelikle Türkiye’de 2003 sonrası planlamanın genel seyrine değinilerek ülkenin planlama gündemine yön veren unsurlar literatüre katkı sağlayan temel referanslarla ele alınmıştır. Çalışmanın özgün tarafını oluşturan planlamanın 2003 sonrası kapsamının Planlama Dergisi üzerinden irdelendiği bölümde ise öncelikle dergide yer alan makaleler içerik analizi yöntemiyle incelenmiş, makalelerin odaklandığı konular kronolojik düzende sıralanmıştır. Daha sonra bu konular ülkede planlamanın genel seyrini tanımlayan olaylarla paralel düzlemde çakıştırılarak okunmuş, ülkenin toplumsal yapısında meydana gelen değişim/dönüşüm bağlamında tartışılmıştır. Sonuç olarak ise Planlama Dergisi’nde yer alan, ülke gündemini etkileyen ya da ülke gündeminden etkilenen konuların; akademik yaklaşımları da arkasına alarak sadece mekânsal sorunların çözümünde değil, toplumla ilgili pek çok sorunun çözümünde etkin rol oynayabileceği ve aynı zamanda derginin ülke planlama gündemini takip eden bir arşiv olarak da irdelenebileceği belirlenmiştir.

7. 
İmar Barışı Uygulamasının Değerlendirilmesi: Trabzon Örneği
The Evaluation of Zoning Peace Application: The Sample of Trabzon
Suna Ersavaş Kavanoz, Nisa Erdem
doi: 10.14744/planlama.2021.92259  Sayfalar 205 - 220
Kentleşmenin yarattığı imar ve planlama problemi günümüzde yalnızca kent merkezleri ile sınırlı değildir. Mekânın yeniden üretiminin mekânın genişlemesinde karşılığını bulması kent merkezlerindeki, metropoller-deki değişimler kadar kırsal alanda meydana gelen değişimlerin de göz-lenmesini gerektirmektedir. Bu kapsamda, 11.05.2018 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı “Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Ya-pılmasına İlişkin Kanun” kapsamında uygulamaya konulan imar barışı düzenlemesi birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Bu çalışma-da imar barışı uygulaması ve söz konusu uygulamaya getirilen eleş-tirilerin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde en çok başvuru yapılan il olma özelliğine sahip olan Trabzon üzerinden tartışılması ve ilgili konuda elde edilen teorik bulguların pratikteki verilerle desteklenmesi amaç-lanmıştır. Özellikle Doğu Karadeniz bölgesinde yer alan yaylalardaki kaçak yapılaşmaların siyaset gündeminde işgal ettiği yer düşünüldüğün-de, çalışma ağırlıklı olarak imar barışı uygulamalarının özel hukuk hü-kümlerine tabi olan yerleri bu uygulamaların kapsamı dışında bırakma-masının sonuçları üzerine kurulmuştur. Bunun yanında çalışmada imar barışı sürecinin dışında bırakılmasının ortaya çıkarabileceği sonuçlar da yer almıştır. Çalışmanın amacına uygun bir şekilde yöntem olarak, Trabzon Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ve Doğu Karadeniz Belediyeler Birliği (DKBB) ile iletişime geçilerek Trabzon’da imar barışı uygulamasına dair sayısal verilere ulaşılmıştır. Söz konusu sayısal veriler, teorik arka planlarına bağlı olarak değerlendirilmiş ve imar barışı ile ortaya çıkabilecek riskler tartışılmıştır.

8. 
Kent Yoksulluğu ile Mücadelede Yerel Yönetimlerin Rolü
Role of Local Administrations in Combating Urban Poverty
Osman Sümer
doi: 10.14744/planlama.2021.53215  Sayfalar 221 - 246
Yoksulluk, günümüzde üzerinde en çok durulan olgulardan birisi hâline gelmiştir. Üstelik sadece ekonomik açıdan düşünülemeye-cek kadar kapsamlı ve bir o kadar da karmaşık bir olgudur. Hakika-ten maddi açıdan sorunu olmayan insanlar bile zaman zaman yok-sul statüsüne inebilmektedir. Dolayısıyla yoksulluk olgusu, sosyal ve siyasal sorunlarla iç içe geçmiş bir sorundur. Bu açıdan bakıldı-ğında birey, kentsel mekândan, hem fiziksel ihtiyaçlarını, hem de sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılama işlevi üstlenmesini ister. Keza, kentin sunduğu imkânlardan eşit ve daha adil bir düzeyde faydalanılamaması, sağlıksız çevre, sosyal koruma mekanizmala-rının sınırlılığı veya hiç olmaması, istihdam olanaklarına ve gelire sınırlı erişim, yetersiz ve güvencesiz barınma ile hizmetler, eğitim ve sağlık hizmetlerine sınırlı yetersiz erişim gibi nedenler yoksul-luk tabanlı kentsel sorunların zeminini oluşmaktadır. Bu nedenle; yoksulluğun ortaya çıkardığı olumsuzlukların bir sosyal patlama olarak yansımasının engellenmesi için yerel düzeyde yoksula sahip çıkma ve yoksulluğa çözüm yolu boyutunda; kent yoksulluğu ile mücadelede yerel yönetimlerin rolünü açığı çıkartmak, çalışma-mızın amacını oluşturmaktadır. “Türkiye’ de Kent Yoksulluğu ile Mücadelede Yerel Yönetimlerin Rolü ve etkinliği nedir?” sorusuna cevap aradığımız bu çalışmada, yerel yönetimlerin mevcut rolünün sorgulanarak, bu rolün ne olması gerektiği üzerine odaklanacaktır.

9. 
Türkiye’de Akıllı Kent Olma Eğiliminin Az Gelişmişlik Bağlamında Değerlendirilmesi: Ampirik Bir Analiz
Assessment of Tendency to Become a Smart City Among Turkish Cities in the Context of Underdevelopment: An Empirical Analysis
Suat Tüysüz, Ahmet Yazar, Müge Manga
doi: 10.14744/planlama.2021.01346  Sayfalar 247 - 255
Dünya nüfusunun yarıdan fazlası kentlerde yaşamaktadır. Bu du-rum kentler üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Bu baskının ortadan kaldırılması kentlerin sürdürülebilirliği açısından önem-li olduğu kadar kentsel yaşam kalitesinin artırılması açısından da önemlidir. Bu çerçevede akıllı kent modeli, hem kentlerin sürdü-rülebilirliği hem de kentsel yaşam kalitesinin artırılması açısından son yıllarda giderek artan bir biçimde kullanılmaya başlamıştır. Söz konusu model, teknolojinin kullanılması yoluyla bahsedilen sorun-ların üstesinden gelmeyi amaçlayan bir çerçeveye sahiptir. Öyle ki bu model, hem dünyada hem de Türkiye’de üst ölçekli politika belgelerinde de işlenmeye başlamıştır. Ancak akıllı kentin bileşen-lerini oluşturan beşeri ve fiziki unsurlar, mekânsal olarak farklı-lıklar arz etmektedir. Bu da akıllı kent modelinin her yerde aynı ölçüde etkin olamayacağına ilişkin bir soruna işaret etmektedir. Bu bağlamda bu çalışma, teknolojik altyapı, beşeri sermaye ve yöneti-şim yapısı gibi akıllı kentin en önemli bileşenleri olarak kabul edilen değişkenlere dayalı olarak Türkiye’de düzey 3 (il) bölgelerinin akıllı kent olma eğilimini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amacı ger-çekleştirebilmek için söz konusu değişkenlere kümeleme analizi uygulanmıştır. Analiz neticesinde Türkiye’de akıllı kent olma eğilimi açısından birbirinden farklılaşan beş farklı kümenin olduğu ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular, gelişmişlik düzeyinin farklılaşma-sıyla paralel olacak biçimde akıllı kent uygulamalarının her bölgede aynı ölçüde etkin ve verimli kullanılamayacağına işaret etmektedir.

10. 
Kırsal Kalkınma Modeli Olarak Ekoturizm: Kadın Önderliginde Ekoturizm Sürecinde Piraziz Şeyhli Köyü (Dogu Karadeniz Bölgesi, Türkiye)
Ecotourism as a Rural Development Model: As a Women Leaded Ecotourism Process of Piraziz Şeyhli Village (the Black Sea Region of Turkey)
Neslihan Aydın Yönet, Funda Yirmibesoglu
doi: 10.14744/planlama.2021.44227  Sayfalar 256 - 268
Ekoturizm, bir yerin sosyal ve kültürel bütünlüğünü korurken, doğal kaynaklarının sürdürülebilirliğini güvence altına alan ve aynı zamanda yerel toplumun ekonomik gelişimini destekleyen bir yaklaşımdır. Özellikle son yıllarda Türkiye'de de ekoturizm bir kırsal kalkınma modeli olarak kullanılmaya başlanmıştır. Doğu Karadeniz Bölgesi, Türkiye'de ekoturizmin geliştirilmesi açısından öncelikli bölgelerdendir. Bu çalışma kapsamında Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Giresun ili Piraziz ilçesine bağlı Şeyhli Ekoturizm Köyü incelenmiştir. Şeyhli Köyü, Turizm Marka Kent Kalkın-ma Planı kapsamında ekoturizm köyü ilan edilmiş ve ekoturizm gelişme süreci Giresun Valiliği GİRTAB (Giresun Turizm Altyapı Hizmet Birliği) tarafından koordine edilmiştir. Şeyhli Köyü'nün en önemli özellikleri erişilebilirliği, ulaşım kolaylığı, yerel halkın eği-tim seviyesinin yüksek olması ve kadınların bu süreci yönetip yürütmesidir. Çalışmada, Şeyhli Ekoturizm Köyü'nün potansiyelleri ve ekoturizm alanı olarak seçilme nedenleri anlatıldıktan sonra ekoturizm köyü yaklaşımı, kırsal kültürel değerlerin, doğal kaynakların korunması ve kırsal alanda kadınların rollerinin anlaşılma-sı bağlamında tartışılmıştır. Çalışma yöntemi; saha ziyaretlerini, anketleri, mülakatları ve gözlemleri içermektedir.

11. 
Çiftçilerin Gözünden Tarım Politikalarının Dayanıklılığı
Resilience of Agricultural Policies Through the Eyes of Farmers
Şerife Betül Çetinkaya, Hilal Erkuş
doi: 10.14744/planlama.2021.45477  Sayfalar 269 - 279
Son yıllarda tarım sektörü, aşırı hava olayları, ürün hastalıkları, pazar belirsizlikleri ve ekonomik krizler gibi birçok zorlukla karşı karşıyadır. Yaşanan bu olaylar, gün geçtikçe sektörde yer alan aktörleri üretim faaliyetlerini gerçekleştirirken daha da zorlamaktadır. Bu sorunlara çözüm bulabilmek adına, aka-demide ve politika yapıcılar arasında, değişen koşullara uyum sağlayabilme yetisini vurgulayan dayanıklılık kavramının sıklıkla tartışıldığı görülmektedir. Bu çalışma, dayanıklılık kavramı ışığında tarım politikalarını çiftçilerin gözünden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda Antalya Kumluca bölgesinde çiftçilerle yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Saha çalışmasından elde edilen bulgular, On Birinci Kalkınma Planı’nda yer alan politika hedefleri kapsamında tartışılmıştır. Bulgular çiftçilerin mevcut ekonomik durumlarının yetersiz olduğu, girdi maliyetlerinin fazlalığından kaynaklanan sorunlar yaşadıkları, pazara erişim sürecinde kooperatifleşmeyi ve devlet kontrolünü gerekli gördükleri ve inovatif üretim yapabilmeleri için maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini göstermektedir. İncelenen On Birinci Kalkınma Planı’nda her ne kadar politika yapıcıların çiftçilerin sorunlarını çözmeye yönelik girişimlerde bulundukları, çiftçilerin istekleri ve beklentileri doğrultusunda hedefler geliştirdikleri tespit edil-miş olsa da sektörde yaşanan sorunların yıllardır devam ediyor olması, politikaların uygulanma sürecinde çözülmesi gereken sorunların olduğunu göstermektedir.

12. 
Açık Geçirgen Mahalle Kavramı ve Levent Bölgesi’nde Açık Geçirgen Mahalle Sisteminin Geliştirilmesine Yönelik Tasarım Kriterlerinin Tanımlanması
Definition of Open-Permeable Neighborhood Concept and Design Criteria for Development of an Open-Permeable Neighborhood System in the Levent Region
Melih Birik, Omer Devrim Aksoyak, Ozlem Caliskan
doi: 10.14744/planlama.2021.53765  Sayfalar 280 - 297
Levent Bölgesi’nde yaklaşık üç kilometrelik yürünebilir nitelikteki kentsel kamusal ve özel alanların kademelenmesiyle oluşan ve mahallelerin işlev odaklarını birleştiren geçitler, sokaklar ve caddeler sisteminin oluşturduğu kentsel doku, farklı dönemlerde tasarlanmış Açık Geçirgen Mahalleleri oluşturan konut alanlarını birbiriyle ilişkilendirerek yaşayan bir sistem oluşturmaktadır. Makale bu kapsamda geliştirilen üniversite araştırma projesi ve sonuçlarını değerlendirmektedir. Açık Geçirgen Mahalle kavramı kentsel mekânın fiziksel bileşenlerinin dinamik etkileşiminden yola çıkarak mahallenin yeniden tanımlanması üzerine geliştirilmiş bir mekânsal okuma biçimi olarak ele alınmıştır. Söz konusu araştırma yöntemi iki aşamada ele alınmış; mekânın yapısal bileşenleri ve kullanıcı deneyimi üzerinden geliştirilen analitik çalışmalar ortak bir kentsel rota üzerinde sorgulanmıştır. Birinci aşama, Levent Bölgesi’nde yapısal niteliklere ve yaklaşık otuz yılı içine alan bir süreçte mevzii imar planlarının oluşturduğu mekânsal planlama ve tasarım kurgusuna dayalı analizleri içermektedir. İkinci aşama, mekânsal analizler sonucu Açık Geçirgen Mahalle ile ilgili elde edilen verilerin kullanıcı deneyimi üzerinden gündelik yaşamda nasıl karşılık bulduğunun açığa çıkarılması üzere yapılandırılmıştır. Bu bağlamda, araştırma projesi kapsamında, İstanbul Levent Bölgesi olarak tanımlanan; Levent, Akatlar, Etiler ve Uçaksavar alt bölgelerinin oluşturduğu kentsel sistem üzerinde, Açık Geçirgen Mahalle kavramı sorgulanarak, bu olguya ait nitelikler belirlenmiştir. Kentsel tasarım disiplini çerçevesinde elde edilen bulgular değerlendirilerek, Levent Bölgesi’nde mekânsal belleğin sürekliğini sağlayacak ve yaşam kalitesini artıracak tasarım kriterlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır.

13. 
Park et-Devam et Sistemlerinin Türkiye'de Uygulanabilirliğine Yönelik Bir Kavramsal Model Önerisi
A Conceptual Model Proposal for the Applicability of Park and Ride Systems in Turkey
Hatice Gül Önder, Hülagü Kaplan
doi: 10.14744/planlama.2021.29292  Sayfalar 298 - 311
Kentsel yolculuk amaçlarının farklılaşmasının yanı sıra, yolculuk taleplerinde yaşanan artış, kentlerin büyüklüğüne bağlı olarak taşıt hareketliliğinin daha uzun mesafeler arasında yapılmasını gerekli kılmıştır. Farklı kent büyüklükleri, hızlı ulaşımın amaçlandığı günümüzde, özel otomobil kullanımı odaklı önlemlerin alınmasına neden olarak kentsel ulaşım ağını şekillendirmiştir. Her kentlinin farklı ulaşım talepleri, kentsel ulaşım sisteminde alternatif ulaşım türlerinin hizmete girmesini gerektirmiştir. Böylesi bir durumda, büyükşehir ya da küçük ve orta ölçekli her kentin ulaştırma altyapısının ve kentin ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulduğu bir model üretilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu model vasıtasıyla, kentin ulaşım yapısı çözümlenir, kentlinin değişen yolculuk taleplerine göre kurgulanacak ulaşım sistemi ve çeşitli ulaşım türleri arasında yolculuk yoğunluğuna göre nasıl seçim yapılacağına ilişkin öngörülerde bulunulur. Bu çalışma kapsamında, temelde Varlık-İlişki modeli olarak adlandırılan bir kavramsal model çerçevesi oluşturulmuştur. Bu kavramsal model, kentsel ulaşım sistemlerinin ve alternatif ulaşım türlerinin belirlenmesinde, teorik altyapıyı pratik uygulamaya dönüştüren kuramsal bir temel oluşturmayı amaçlamıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de farklı nüfus büyüklüğüne sahip farklı boyutlarda kentler için alternatif bir ulaşım türü olan P+D sistemlerinin, kent merkezi çeperi ve kent bütününde konumlandırılmasında kurgulanan Varlık-İlişki modelinin üretildiği bir kavramsal model önerisi geliştirilmiştir.

14. 
Bahçelievler Millet Bahçesi Katılımcı Tasarım Uygulamasında Bir Aktör Olarak Üniversite: Katılım Merdiveni Üzerinden Bir Değerlendirme
University as an Actor in Bahçelievler Millet Bahçesi Participatory Design Practice: An Evaluation via Ladder of Participation
Ufuk Küçükyazıcı, Berkay Oskay, Evrim Töre, Zeynep Ayşe Gökşin, Yasemin Erkan Yazıcı, Ayşenur Hilal Iavarone, Şeyda Şen
doi: 10.14744/planlama.2021.04875  Sayfalar 312 - 328
Katılımcı tasarım süreçleri, toplumun her kesimi için yaşadıkları çevrenin tasarımı, geliştirilmesi ve dönüşümü üzerine karar alma sürecine dâhil olmalarına olanak tanıyan uygulamaları içermektedir. Yaratılan demokratik ortam içinde planlama ve tasarım aşamaları, profesyonel mimar, plancı ve tasarımcıların bilgi, beceri ve kaynaklarıyla yerel toplulukların bilgi, beceri ve kaynaklarının birleştirilmesi yoluyla gerçekleştirilmektedir. Katılımcı süreçlerde farklı aktörlerin etkileşimi açısından çok boyutlu bir yapılanma oluşmakta, gerçek katılımın sağlanabilmesi için üniversitelerin tarafsız aktörler olarak önemli bir rolü bulunmaktadır. Katılımcı tasarım süreçlerini açıklayan merdiven metaforları bu süreçte yer alan paydaşların rollerini ve katılımın hangi durumlarda ortaya çıktığını aşamalarıyla tanımlamaktadır. Söz konusu katılım merdivenleri hem farklı coğrafyalarda, farklı ölçek ve kapsamdaki pratikleri içermekte hem de toplulukların sözde katılım ile gerçek katılım arasında geniş bir yelpazedeki deneyimlerini basamak basamak sunarak tartışmaya ve değerlendirmeye açmaktadır. Türkiye’nin özgün koşulları tasarım ve planlamada katılımcı süreçlere de kuşkusuz yansımakta, yerel koşullar bazında katılımcı tasarım açısından da farklı yaklaşımlar ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda Türkiye’de üniversitelerin tarafsız aktörler olarak yer aldıkları katılımcı tasarım uygulamaları görülmektedir. Ancak, formel eğitim kapsamında yürütülen katılımcı uygulamalar açısından deneyim zemininin yeterince güçlü olmadığı gözlenmektedir. Bu bağlamda, İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü ve Bahçelievler Belediyesi iş birliğinde Bahçelievler Millet Bahçesi’nin katılımcı bir süreç ile yeniden tasarlanmasına yönelik bir uygulama gerçekleştirilmiş ve bulgular, katılım merdiveni yardımıyla değerlendirilmiştir. Üç dönemde tamamlanan bu çalışmada belediyenin çekinceleri ve pandemi sebebiyle katılım basamakları açısından katılımsızlık ve sözde katılım arasında kalan bir uygulama ortaya çıkmıştır.

LookUs & Online Makale