Planlama Dergisi - Planning: 33 (3)
Cilt: 33  Sayı: 3 - 2023
DIĞER (YARIŞMA, ARAŞTIRMA ÖZETLERI, ODA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDIRMELERI)
1. 
Ön Sayfalar
Front Matters

Sayfalar I - IX

EDITÖRYAL
2. 
Editöryal
Editorial

Sayfa X

ARAŞTIRMA MAKALESI
3. 
Sosyal ve Mekânsal Ayrışmanın Dışa Kapalı Konut Yerleşimleri Kapsamında Ölçekler Arası Analizi: Bir Yöntem Önerisi
Interscale Analysis of Social and Spatial Separation within Settlements in Gated Communities: A Method Proposal
Muhammed Cemil Doğan, Mehtap Özbayraktar
doi: 10.14744/planlama.2023.04880  Sayfalar 375 - 392
Çalışmada “Sosyal ve mekânsal ayrışma, kent ölçeğinden yapı elemanı ölçeğine analiz edilerek bir analiz yöntemi geliştirilebilir mi?" ve "Bir analiz yöntemi geliştirilirken; çalışma alanındaki mekânsal olarak bütünleşen ve ayrışan dışa kapalı konut yerleşimleri kapsamında sosyal ve mekânsal ayrışma göstergelerine ulaşılabilir mi?" sorularına cevap aranmıştır. Geliştirilen dört aşamalı analiz yöntemi ile sosyal ve mekânsal ayrışma farklı ölçeklerde (kent, mahalle, yerleşim ve yapı elemanı ölçeği) ele alınmıştır. Araştırmanın kapsamını; İstanbul/ Başakşehir ilçesindeki Başak, Başakşehir, Kayabaşı Mahallelerinde bulunan dışa kapalı konut yerleşimleri oluşturmaktadır. Birinci aşamadaki mekânsal ayrışmanın kent ölçeğindeki analizinde; mekân dizimi formüllerini kullanan Depthmap programı kullanılarak bütünleşen ve ayrışan dışa kapalı konut yerleşimleri seçilmiş ve çalışmanın devamında bu veri temel alınmıştır. İkinci aşamada; tespit edilen yerleşimlerdeki sosyal ve mekânsal ayrışma durumu satış reklamlarında yer alan sloganlar üzerinden nitel içerik analizi kullanılarak mahalle ölçeğinde yapılmıştır. Üçüncü aşamada, emlak değerleri değerlendirme analizi ile sosyal ayrışma mahalle ölçeğinde incelenmiştir. Seçilen dışa kapalı konut yerleşimlerine ait emlak satış değerleri belirlenmiş ve sınıflandırma yapılmıştır. Dördüncü aşamada; seçilen yerleşimlerdeki mekânsal ayrışmaya neden olan fiziksel özellikler, yerleşim ölçeğinden yapı elemanı ölçeğine analiz edilmiştir. Reklamlarda kullanılan ayrıştırıcı sloganlar, satış değerleri arasındaki farklılıklar, geçirgen olmayan ve görsel iletişimi kesen sınırlayıcılar ile sosyal ve mekânsal ayrışmanın artacağı; Başak, Başakşehir ve Kayabaşı Mahalleri kapsamında tespit edilmiştir.

4. 
Mardin Kültürel Peyzaj Alanı’nın Üstün Evrensel Değeri ve UNESCO Dünya Miras Listesi Adaylık Süreci Üzerine Bir Değerlendirme
An Assessment of The Outstanding Universal Value of The Mardin Cultural Landscape Area and The UNESCO World Heritage List Nomination Process
Nazlı Ece Geyik, Sırma Turgut
doi: 10.14744/planlama.2023.57855  Sayfalar 393 - 420
İnsanoğlu, tarih boyunca kendi ürettiklerini koruma isteği duymuştur. Süreç içerisinde koruma yaklaşımları değişmiş, zamanla tek yapı ölçeğinden yapı gruplarına ve yerleşme ölçeğine doğru evirilmiştir. Bu bağlamda “koruma” olgusu, yaşam alanlarında üretilen somut ve somut olmayan değerleri kendi kapsamına alarak genişlemiştir. Bu amaçla, geçmişten devralınan ve geleceğe taşınmak istenen; evrensel niteliklere sahip ve insanlığın ortak mirası olan kültürel ve doğal değerler koruma altına alınmaktadır. UNESCO, uluslararası önem taşıyan ve bu nedenle takdire ve korunmaya değer doğal oluşumlara, anıtlara ve sitlere “Dünya Mirası” (DM) statüsü vermektedir. UNESCO tarafından 17 Aralık 1975 yılında yürürlüğe giren “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme” ile bu değerler evrensel bir boyutta korumaya alınmıştır. Türkiye’de 1983 yılında taraf devlet olarak ilgili sözleşmeyi kabul etmiştir. Böylece Türkiye’deki doğal ve kültürel değerler de evrensel boyutta dünya mirası listesine girmeye başlamışlardır. 2000 yılından beri geçici listede yer alan ve Dünya Mirası Listesi’ne aday olan Mardin, M.Ö. 2000’ler den bu yana birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve halen günümüzde de çok renkli ve çok katmanlı sosyo-kültürel ve fiziki yapıya sahip kadim bir kenttir. Tarihi yapıları ve dokusu ve sosyo-kültürel bileşenleriyle dünya mirası niteliği taşıyan kent, somut ve somut olmayan kültürel değerleriyle kültürel peyzaj adına önemli bir örnek teşkil etmektedir. Yerinde yapılan gözlemler ile birincil ve ikincil kaynaklarınincelenmesiyle literatür değerlendirilmesi yapılarak çalışmanın yöntemi belirlenmiştir. Bu çalışmada, Mardin’in Dünya Mirası Listesi’ne (DML) adaylık süreci, kentin tarihî belleği ile yapıları, kültürel kimliği ve sahip olduğu Üstün Evrensel Değerlerin (ÜED) ortaya konması hedeflenmektedir. Bu bağlamda bu çalışmayla varılmak istenen sonuçta kent için yapılan tüm müdahaleler değerlendirilerek, Mardin’in bir bütün olarak somut ve somut olmayan değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılması ve “kültürel peyzaj” kavramı olarak Dünya Miras Listesi’nde yer alması için öneriler sunulmuştur.

5. 
Şehirleşme, Enerji Tüketimi ve Karbondioksit Emisyonu Arasındaki İlişki: Yeni Endüstrileşen Ülkeler İçin Panel Ardl Analizi
The Relationship between Urbanization, Energy Consumption and Carbon Dioxide Emissions: Panel Ardl Analysis for Newly Industrialized Countries
Mehmet Akyol
doi: 10.14744/planlama.2023.82788  Sayfalar 421 - 431
Dünya nüfusundaki artış, teknolojik ilerlemeler ve ekonomik kaygılar şehirleşme hızını ve enerji tüketimini arttırmaktadır. Artan şehirleşme hızı ve enerji tüketimi ise çevresel sorunları beraberinde getirmektedir. Bu çalışmanın temel hipotezi gelişmekte olan ülkelerde şehirleşme hızının ve enerji tüketiminin karbondioksit emisyonunu arttırdığı düşüncesi üzerine kurgulanmaktadır. Bu hipotezin sınanması adına çalışmada şehirleşme, enerji tüketimi ve karbondioksit emisyonu arasındaki ilişki yeni endüstrileşen ülkeler özelinde analiz edilmiştir. 1990-2018 yılları arası dönemin analiz edildiği çalışmada panel ARDL yönteminden yararlanılmıştır. Analizden elde edilen uzun dönem sonuçlar bahsi geçen ülke grubunda şehirleşmenin karbondioksit emisyonunu negatif yönde etkilediğini, enerji tüketimi ve kontrol değişkeni olan ekonomik büyümenin ise karbondioksit emisyonu üzerinde pozitif etkisi olduğunu ifade etmektedir. Kısa dönem sonuçlar ise sadece enerji tüketimin karbondioksit emisyonunu pozitif yönde etkilediğini, diğer değişkenlerin ise istatistiksel olarak anlamlı olmadığını belirtmektedir. Analiz sonuçları yeni endüstrileşen ülkelerde karbondioksit salınımının azaltılması açısından akıllı şehir uygulamalarına dönük politikaların gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca enerji tüketiminde yenilenebilir kaynaklara yönelinmesi karbondioksit emisyonunun azaltılmasında kilit rol üstlenmektedir.

6. 
Konut Üretiminde Karma Mülkiyet Stratejisinin Türkiye’de Uygulanabilirliği
The Applicability of Mixed Tenure Housing in Turkey
Selin Çınar Erdüzgün, Füsun Çizmeci Yöreş
doi: 10.14744/planlama.2023.83997  Sayfalar 432 - 448
Küreselleşme ve neoliberal politikaların etkisiyle kentsel mekanlar birer metaya dönüşmektedir. Bu durum, kentte yaşayan bireyler arasındaki eşitsizlikleri arttırarak kentsel yoksulluğun belirginleşmesine, dezavantajlı grupların kentin dışına itilmesine, kent sakinleri arasında ayrışma ve kutuplaşma gibi sosyal problemlere neden olmaktadır. Gelir düşüklüğü, kente uyum sağlayamama, gecekondulaşma, çevre sorunları, yasadışı faaliyetler ve şiddet gibi birçok sorunun kaynağı olan kent yoksulluğunun önlenmesi, kentlerde mekânsal ve toplumsal sürdürülebilirliğin sağlanması için çeşitli politikalar hayata geçirilmektedir. Kentlerde ortaya çıkan sosyal problemlerle mücadele etmek ve sürdürülebilir yerleşmeler üretmek amacıyla oluşturulan konut politikalarından biri “karma mülkiyet” (tenure mix) yaklaşımıdır. Karma mülkiyet, pek çok ülkenin konut politikasını şekillendiren önemli bir strateji olmasına karşın Türkiye’de politika ve uygulama alanında yer bulamadığı gibi bilimsel çevrelerde de yaygın olarak tartışılan bir konu değildir. Bunun en önemli nedenlerinden biri Türkiye’de mülkiyet çeşitliliğinin ve bu çeşitliliğe ilişkin yasal zeminin oluşmamış olmasıdır. Bu çalışmanın amacı, dünya genelinde yapılmış bilimsel çalışmalar üzerinden karma mülkiyet yaklaşımını inceleyerek, bu yaklaşımın konut sorununun çözümüne sunduğu olanakları belirlemek ve Türkiye’de uygulanabilirliğini sorgulamaktır. Görece yeni bir kavram olan “karma mülkiyet”, literatüre doksanlı yılların sonunda girmiş olmakla birlikte konu ile ilgili yapılmış, kavramı farklı yönlerden ele alan, sınırlı çalışma bulunmaktadır. Yapılan çalışmaların son yıllarda yoğunlaşması ve konunun güncelliğinin artması göz önüne alındığında, konu ile ilgili bütüncül bir analiz yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda, bilimsel veri tabanlarında 2000–2022 yılları arasındayayınlanan konuyla ilgili makaleler meta analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen verilerin, konut üretiminde farklı mülkiyet türlerinin analiz edilmesine ve konut sorununa nitelikli bir çözüm önermeye yönelik modeller geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

7. 
Yürüme Davranışlarının Fiziksel Aktivite Açısından İncelenmesi: Gölbaşı İlçesi, Kızılcaşar Mahallesi
Investigation of Walking Behaviours in Terms of Physical Activity: Gölbaşı District, Kızılcaşar Neighbourhood
Leila Akbarishahabi
doi: 10.14744/planlama.2023.01069  Sayfalar 449 - 466
Yürüme gibi fiziksel aktivitelerin, çeşitli araştırmalarla kanıtlanmış sağlık üzerinde çok sayıda yararı bulunmaktadır. Bu bağlamda kentsel tasarım projeleri, insanları yürümeye teşvik etmeye yönelik uygulamaları içermeli ve bu projeler, yaşayanların demografik özellikleri de dikkate alınarak oluşturulmalıdır. Bu çalışma, bireylerin yürüme sıklığı ve süresini etkileyen yapılı çevre özelliklerinin belirlenmesi ve kişisel faktörlerin yürüme davranışları üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada çevresel ve bireysel özelliklerin yürüme davranışları üzerindeki önemini değerlendiren örnek araştırmalar incelenmiş ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda bir anket tasarlanmıştır. Anket Ankara ili Gölbaşı ilçesi Kızılcaşar Mahallesi'nde yaşayan yetişkin kadın ve erkeklerden oluşan toplam 400 mahalle sakini ile gerçekleştirilmiştir. Anketlerden elde edilen veriler betimsel istatistikler, T-testi, ANOVA ve Regresyon analizi ile incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda güvenlik, peyzaj yoğunluğu, düz arazi ve konfor, görsel çeşitlilik gibi çevresel özelliklerin katılımcıların yürüme sıklığı ve süresi ile anlamlı ilişkilere sahip olduğu görülmüştür. Ek olarak, çalışma cinsiyet, gelir ve eğitim durumu gibi kişisel faktörlerin bireylerin yürüme sıklığını ve süresini etkilediğini ispatlamıştır.

8. 
COVID-19 Pandemisini Kentleşme Sorunlarıyla Ele Almak: Türkiye Örneği
Addressing the COVID-19 Pandemic with Urbanization Issues: The Case of Turkey
İsmail Demirdağ, Elif Bengi Güneş, Çağla Hansu, Sunay Bilge
doi: 10.14744/planlama.2023.44366  Sayfalar 467 - 485
Bu çalışma, kentleşme ile COVID-19 salgını arasındaki rastlantısal olmayan ilişkiyi ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Türkiye’deki 81 ilin nüfus, istihdam ve eğitim gibi demografik özelliklerinin yanında, kentleşme oranı, yapılaşma hızı, sayısı ve yoğunluğu ve ulaşım ve iletişim altyapısı gibi kentsel yapılı çevre faktörlerini kullanan bu araştırma, farklı kentleşme deneyimlerinin COVID-19'un yayılmasını nasıl ve ne ölçüde etkilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Farklı kurumlardan elde edilen veri setlerini kullanan bu makale, ilk olarak Hiyerarşik Çoklu Regresyon analizi kullanarak kentsel yapılı çevre faktörlerinin COVID-19 düzeyi ile ilişkilerini incelemektedir. Ardından, bu çalışma 81 ili COVID-19 vaka oranlarına göre beş farklı kategoriye (çok düşük, düşük, orta, yüksek ve çok yüksek) ayırarak ve MANOVA ve ANOVA analizlerini uygulayarak, kentsel yapılı çevre faktörleriyle birlikte demografik yapıyı temsil eden değişkenlerin farklı risk gruplarına göre nasıl farklılaştığını ortaya koymaya çalışmaktadır. Çalışmanın bulguları kentsel faktörlerin COVID-19’un yayılmasında etkili rol oynadığını açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Türkiye, farklı kentleşme öykülerine ve gelişme deneyimlerine sahip kentlerden oluşan bir ülke olduğundan, çalışmada ortaya konulan bulguların, özellikle kent ve toplum sağlığı çerçevesinde mevcut kentsel sorunların anlaşılmasına ve salgın sonrası planlama yaklaşımlarına ve araştırmalarına katkı sunması beklenmektedir.

9. 
Dini Yapıların Hatırlanabilirliği: Tanjant Yolu Örneği
The Rememberability of Religious Buildings: The Case of Tanjant Road
Demet Yılmaz Yıldırım, Şeyma Bayram
doi: 10.14744/planlama.2023.33602  Sayfalar 486 - 505
Hatırlanabilirlik psikoloji, felsefe, mimarlık, planlama gibi farklı disiplinlerde farklı boyutlarda ele alınmıştır. Mimarlık ve planlama alanlarında hatırlanabilirlik mekânsal algılanabilirlik ve kollektif bellek, psikoloji alanında ise algılama süreci üzerinden ele alınmıştır. Çalışma farklı disiplinlerin hatırlanabilirliği ele alma biçimlerini sentezlemesi açısından özgündür. Hatırlanabilirliği hem süreci üzerinden hem de mekânsal algılanabilirlik üzerinden tartışmıştır. Ayrıca çalışma alanı olan Tanjant Yolu, Trabzon kentinin doğu ve batısını birbirine bağlayan kent merkezinin içinden geçen hem taşıt hem de yaya için yoğun kullanılan ana yatay akslarından biri olması açısından önemlidir. Çalışmanın amacı, Tanjant Yolu üzerinde yolla konumsal veya görsel ilişki kuran dini yapıların hatırlanabilirliklerini, imaj oluşum aşamalarından olan “odaklanma” ve “iz bırakma” süreçleriyle birlikte açıklamaktır. Bu amaç doğrultusunda odaklanma aşamasında yolun ve tespit edilen dini yapıların fiziksel analizleri, iz bırakma aşamasında kalıcılık analizi, hatırlanma aşamasında kullanıcıların bu dini yapıları ve yerlerini hatırlama durumuna ilişkin analizler yapılmıştır. Çalışmada, Tanjant yoluyla ilişkili imge oluşum süreçlerinden olan odaklanma, iz bırakma ve hatırlanma aşamaları sonucu öne çıkan dini yapılar tespit edilmiştir. Çalışma Tanjant yoluyla ilişkili hatırlanabilirliği güçlü dini yapıların ortaya konması ve bu dini yapıların bellekte bıraktığı izlerin korunması veya güçlendirilmesi için alınması gereken tasarım kararlarının neler olabileceği konusunda veriler sağlamaktadır. Dini yapıların hatırlanabilirliğinin, imaj oluşum süreci üzerinden ve algılanmanın en güçlü olduğu hareketle birlikte ele alınması, bu amaçla çalışma alanı olarak Trabzon’un tarihi birçok dini yapı barındıran yatay bir aksının seçilmesi çalışmanın özgün yönünü oluşturmaktadır.

DERLEME
10. 
Kahramanmaraş ve Hatay Depremlerinin Düşündürdükleri: Suriyeli Mültecilerin Yer Seçim Kararlarının Deprem Tehlikeleri ve Riskleri Açısından Değerlendirilmesi
Reflections on Kahramanmaraş and Hatay Earthquakes: Evaluating Syrian Refugees' Location Choices in terms of Earthquake Hazards and Risks
Z. Ezgi Haliloğlu Kahraman
doi: 10.14744/planlama.2023.58751  Sayfalar 506 - 514
Türkiye hem üzerinden geçen çeşitli fay hatları nedeniyle sismik olarak aktif bir ülke hem de başta coğrafi konumu ve benimsediği politikalar neticesinde dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan bir göç ülkesidir. Şubat 2023’te yaşanan depremlerin düşündürdüğü konulardan biri, ülkemizde geçici koruma altında bulunan Suriyelilerin bu depremlerden ciddi şekilde etkilenmiş olabileceğidir. Bu kapsamda bu çalışma Suriyeli mültecilerin yer seçim süreçlerini deprem tehlikesi ve riskleri açısından incelemeyi hedeflemiş, bunun için Suriyelilerin yer seçim kararlarını kent, yerleşim bölgesi ve konut ölçeklerinde, Suriyelilerin toplumsal nitelikleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Farklı ölçek ve boyutlarda deprem tehlike ve risklerine dair ipuçlarına ulaşabilmek için, Suriyeli mültecilerin yer seçimleri, gündelik yaşantıları, konut memnuniyetleri, bütünleşmeleri ve yaşam kaliteleri konularına odaklanan hem araştırmacının kendi çalışmaları ve ilgili yazındaki araştırmalar hem de Göç İdaresi Başkanlığı’nın kamuya açtığı istatistikler sentezlenmiştir. Bulgular, Suriyeli nüfusun büyük bölümünün deprem tehlikesi içeren kentlere dağılmış olduğunu ve böylece bu kentlerdeki depremden etkilenebilecek nüfusun arttığını, bu durumun Suriyeliler için olduğu kadar ilgili kentler açısından da önemli riskler taşıdığını göstermiştir. Diğer yandan, Türkiye’de kentlere dağılan Suriyelilere yönelik konut ve yerleştirme politikalarının olmayışı, onları barınma ihtiyaçlarını karşılama konusunda kendi sorumluluklarını almaya zorlamıştır. Bu durum, kaynakları sınırlı Suriyelileri kentlerin yoksul/gelişmemiş ve/veya yasal olmayan yerleşim bölgelerinde, düşük malzeme kalitesine sahip, bakımsız, sağlıksız koşullar ve yapısal problemler içeren afet riski olan konutlarda yaşamaya itmiştir. Ayrıca geniş aile yapıları, nüfuslarının büyük kısmının kadın, çocuk ve yaşlı gibi kırılgan grupları içermesi ve kent içi/ kentler arası izinsiz hareketlilikleri ve ülkede kayıtsız yaşayan grupları nedeniyle Suriyeliler hakkında yeterli bilgi sahibi olunamaması Suriyelilerin depremlerden olumsuz etkilenme riskini arttırmaktadır.

GÖRÜŞ YAZISI
11. 
Türkiye’de Afete Dirençli Yerleşimler Açısından İmar Mevzuatının Sorgulanması
Questioning of Urban Development Legislation in Terms of Disaster-Resilient Settlements in Turkey
Savaş Zafer Şahin
doi: 10.14744/planlama.2023.27136  Sayfalar 515 - 519
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DIĞER (YARIŞMA, ARAŞTIRMA ÖZETLERI, ODA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDIRMELERI)
12. 
Hakem Listesi
Reviewer Index

Sayfa 520
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale