Planning: 25 (2)
Cilt: 25  Sayı: 2 - 2015
Özetleri Gizle | << Geri
GÖRÜŞ YAZıSı
1.
Tarihi Kent Merkezinde Bitmeyen Bir Film; Perşembe Pazarı'ndan Kim Gidecek?
An Endless Film in Historical Centre of the City; Who Will Go From Persembe Pazari?
Ceren Balcan
doi: 10.5505/planlama.2015.96168  Sayfalar 81 - 84
Makale Özeti | Tam Metin PDF

DERLEME
2.
Antalya Büyükşehir Belediyesi Plan Kararlarının 6360 Sayılı Büyükşehir Kanunu Kapsamında Değerlendirilmesi
Evaluation of Antalya Metropolitan Municipality Planning Decisions under Metropolitan Law No. 6360
Levent Hansu
doi: 10.5505/planlama.2015.77487  Sayfalar 85 - 92
Kentsel yerleşmelerin iç ve dış göçlerle her geçen gün büyümesi büyükşehir kavramının ve kanunlarının da değişmesine neden olmuştur. Bu büyüme beraberinde yerel yönetimlerin sınırlarını da değişmesini beraberinde getirmiştir. Özellikle Büyükşehir Belediye sınırları bu büyümeye bağlı olarak her geçen gün genişletilmiştir. 2004 yılında yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile sınırların belirlenmesinde, ölçek ve nüfus kriterleri getirilmiş, bu kanunla “pergel” (yarıçap) düzenlemesi olarak adlandırılan yöntemle sınır genişletmeleri yapılmıştır. Ancak, bu kanunun eksiklerinin giderilmesi ve yeni Büyükşehir Belediyelerinin kurulabilmesi için 2012 yılında yeni kanuni düzenlemeye gidilmiştir. 6360 sayılı Kanun ile Büyükşehir kavramı ve sınırları yeniden belirlenmiştir. Kanunda temel amaçlardan biri de planlama ve koordinasyon açısından imkanların en yetkin birim tarafından yönlendirilmesi düşünülmektedir. Bu yönüyle en geniş ölçekte daha verimli, hızlı ve kaliteli hizmetin oluşacağı; imar bütünlüğü, işbölümü ve kaynakların verimli kullanımı ile en uygun şekilde hizmet bütünlüğünü hedeflenmektedir. İlçelerin ve köylerin büyükşehir sınırlarına dahil edilmesiyle gelir artışı, zengin hizmet donanımı, uzman personel ve bütünlükçü hizmet anlayışı sayesinde Büyükşehirin sahip olduğu imkanlara kavuşturulacağı düşünülmektedir. Günümüzde halen devam etmekte olan tartışmalar sonrasında 6360 sayılı Büyükşehir Kanunu Mart 2014 yerel seçim sonrasında uygulamaya girmiştir. Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten günümüze kadar geçen 1 yıllık süreç göz önüne alınarak büyükşehir ve ilçe belediye meclislerini nasıl etkilediği araştırılarak, Antalya Büyükşehir Belediye Meclisince karara bağlanan imar planı konuları niceliksel olarak değerlendirilmiştir.
Each passing day, the growth of urban settlements due to internal and external migration has led to changes in the concepts of law and the metropolis. This growth has also caused a change in the boundaries of local governments. The boundaries of metropolitan municipalities in particular expand every day due to growth. Metropolitan Municipality Act No. 5216, which went into effect in 2004, specified scale and population criteria, expanding borders using a “compass” (radius) method of arrangement. However, in order to remedy the deficiencies of this act and address the establishment of new metropolitan municipalities, new legislation was adopted in 2012. With Act No. 6360, the concepts of borders and the metropolis were redefined. Regarding planning and coordination, an aim of the act was to reassign management responsibilities in an effort to provide faster, more efficient, and higher-quality service to the largest communities, ensuring the integrity of service with zoning integrity, distribution of labor, and efficient use of resources. It is believed that municipal facilities will converge owing to a growth in revenue derived from the inclusion of towns and villages, enhancements in service equipment, a more qualified workforce, and a holistic approach to service. Metropolitan Law No. 6360 went into effect after municipal elections in March 2014. Today, discussions are still ongoing. Decisions of the Antalya Metropolitan Assembly regarding zoning plans made in the year between the enactment of the law and the present are quantitatively evaluated, and their effects on metropolitan and district councils are investigated.

ARAŞTıRMA MAKALESI
3.
Kentsel Dönüşüm Öncesi Kentsel Yaşam Kalitesi Araştırmasına Yönelik Yöntem Önerisi ve Ataşehir Barbaros Mahallesi Örneklemi
A Pre-application Method For Urban Regeneration Projects By Using Qualitative and Quantitative Indicators of Urban Quality of Life in Istanbul, Atasehir Barbaros Neighborhood
Deniz Erdem Okumuş, Engin Eyüp Eyüboğlu
doi: 10.5505/planlama.2015.09709  Sayfalar 93 - 106
1999 Marmara Depremi, özellikle İstanbul’da kentsel dönüşüm kavramını her yönüyle tartışmaya açmış olup; 2012 tarihinde yürürlüğe giren, 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” ve uygulama yönetmelikleri ise kentsel dönüşüm faaliyetlerine hız kazandırmıştır. Faaliyetler kapsamında, kent merkezinde işlevini yitirmiş, çeşitli şekillerde bozulmaya uğramış afet riski taşıyan alanların/binaların yanında; kent çeperlerinde, çoğunlukla 1990’lı yıllarda imar ıslah planları ile meşrulaştırılmış alanların da dönüşümü söz konusu olmaktadır. Ne var ki, doğal afet riski seviyesinin yüksek ve kentsel yaşam kalitesi seviyesinin düşük olduğu durumlarda, kentsel riskleri azaltarak yaşam kalitesini arttırmak, kentleri yeniden canlandırmak ve yenilemek üzere başvurulması gereken kentsel dönüşümün, söz konusu yasa ve yönetmeliklerinden hareketle gerçekleştirilmeye çalışılan uygulamalarının, arazi geliştirme projelerinin bir aracı gibi kullanıldığı, toplumda yaygın bir kanı haline gelmiştir. Bunun nedeni mevcutta dahi yetersiz olan kamusal mekânlar ve sosyal donatı alanlarının, söz konusu kanun çerçevesinde arttırılan imar hakları ile öngörülen nüfus artışına karşılık sabit kalması; daha da ötesinde farklı fonksiyonlarda yerleşime açılabilmesi durumu ile daha da yetersiz hale getirilmesidir. Ayrıca, yapılacak uygulamaların kentlerdeki yaşam kalitesi seviyesini yükseltmek yerine düşüreceği; doğal afet zararlarını azaltmaya çalışırken sosyal afet risklerini arttıracağı yönünde şüpheleri gündeme getirmiştir.
Bu çalışma kapsamında, dönüşüm sürecinin başlangıcı olarak, proje alanının kentsel yaşam kalitesi açısından mevcut durum incelemelerinin yapılarak sosyal ve fiziksel gerekliliklerin belirlenmesi ve kentsel dönüşüm projelerinin buna yönelik olarak geliştirilmesi düşüncesi öne çıkarılmaktadır. Buradan yola çıkarak; 6 temel alan altında sınıflandırılmış, 81 adet kantitatif ve kalitatif gösterge ışığında ‘dönüşüm öncesi kentsel yaşam kalitesi araştırma yöntem önerisi ortaya koyulmaktadır. Ortaya konan model, afet odaklı kentsel dönüşüm proje çalışmalarının halen devam ettiği, İstanbul Ataşehir İlçesi Barbaros Mahallesi’nde gerçekleştirilmiş olup; etkili ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm projeleri üretme konusunda uygulama alanına da katkıda bulunacağı düşünülmektedir.
The Marmara Earthquake in 1999 brought urban regeneration up for discussion, and the activities has been accelerated by the new law of urban regeneration for risky areas (Law No: 6306) since 2012, especially in Istanbul. As for the activities, not only the city centers lost their functions and the areas destroyed in several ways, the legitimated areas in the 1990s have also been regenerated at the city surroundings because of their unhealthy conditions. However, despite of the purpose of urban regeneration to increase the level of quality of life by decreasing urban risks, it is considered that the projects planned to be implemented nowadays are used as a tool for land development. For instance, within the framework of the law, upsizing the development rights of parcels may be possible to encourage investors for urban regeneration, and currently insufficient public facilities and urban services such as education, health, cultural and recreational facilities may be left constant regardless of the fact that population rise. Furthermore, facilities may be a subject of a functional transformation to yielding functions like residential and commercial units. Thus, some doubts have been raised about such applications will reduce the level of life quality instead of improving and increase the risk of social disasters meanwhile trying to reduce natural disaster risks. This paper argues that the areas or neighborhoods should be analyzed for urban quality of life, for social and physical requirements of current situations before producing the urban regeneration projects. Within this context, a sort of analyze method is propounded by 81 qualitative and quantitative indicators which are existed on intersection of urban life quality and urban regeneration. In the light of spatial values and personal assessments the current level of quality of life requirements are identified. In addition to the spatial perception of people, perceptions and expectations about the urban transformation have been questioned and satisfaction level was determined on sample applications. Proposed method has been used in Atasehir Barbaros Neighborhood, and it is going to contribute producing effective and sustainable urban regeneration projects.

4.
Mevcut Yığılmaların Kümelenmeye Dönüşümünde İlişkilerin Mekansal Dağılımı ve Yakınlık Olgusu
The Spatial Distribution of the Relationships and the Proximity Fact, in the Transformation of Agglomerations to Clusters
Burcu Müderrisoğlu, Emine Ferhan Gezici Korten
doi: 10.5505/planlama.2015.40085  Sayfalar 107 - 121
İktisadi faaliyetlerin belirli bir coğrafyada yığılması ve bu yığılmaların yarattığı mekânsal etkiler kent ekonomileri için büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, literatürde yığılma ekonomileri çıkışlı birçok kuramsal yaklaşım geliştirilmiştir. Bu yaklaşımlar içerisinde, kümelenme, firmaların coğrafi yoğunlaşmasını, aktörler, derin ilişkiler ve işbirliği ile birleştirerek yığılmaların stratejik boyutunu ön plana çıkarmaktadır. 1990’lı yıllardan itibaren özellikle gelişmekte olan ülkelerde sanayi stoğunun dönüşüm sürecine katkı sağlayan etkin bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu dönüşüm sürecinde; küme aktörleri arasında kuvvetli sosyal, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin kurulmuş olması önemli bir rol oynamaktadır.
Bu makalenin temel amacı, mekânsal yakınlığın aktörler arası ilişkilerin kuvvetlenmesinde etkisinin sınanmasıdır. Bu amaçla, İstanbul Dudullu mobilya kümesinde ilişkilerin mekânsal örüntüsü belirlenmiştir. Bulgular kapsamında yerel ilişkilerin işbirliğine olanak sağlayan birleştirici yapısının yanı sıra, teknoloji aktarımında ve tasarım yaratımında uluslararası ilişkilerin önemi ortaya çıkmıştır. Farklı mekânsal düzeylerdeki ilişkilerin belirleyicileri ve küme gelişimine etkileri de tartışılmıştır.
The agglomeration of economic activities on a particular geography and their spatial effects has great importance for the urban economies. For this reason, many theoretical approaches are developed based on agglomeration economies in the literature. Among these approaches, clustering highlights the strategic dimension of the agglomerations combining the geographical concentration of the companies with actors, deep relations and cooperation. Beginning from the 90s, especially in developing countries it’s used as an efficient tool that contributes to the transformation process of the industrial stock. In this transformation process, the set of strong social, economic and technological relations between cluster actors is an important factor.
The aim of this paper is to examine the impact of spatial proximity on strengthening the relations between actors. Thus, the spatial patterns of the relations are defined in Istanbul Dudullu furniture cluster. Within the scope of findings, the importance of international relations in design creation and technology transfer comes up, besides the connective structure of local relations that allows the cooperation. The determiners of the relations at different spatial levels and their influences on cluster development are also discussed.

5.
Türkiye’deki İBBS2 Bölgelerini Lojistik Firmalarının Dağıtım Sistemleri ile Tekrar Düşünmek
Rethinking Nuts2 Regions in Turkey with Logistic Firms’ Distribution Systems
Adem Sakarya, Gülden Erkut, Yiğit Evren
doi: 10.5505/planlama.2015.09719  Sayfalar 122 - 133
Bu makalede, Türkiye’de mevcut kademelenme sistemi olan İBBS2 yapısının, Türkiye’de yer alan lojistik firmalarının dağıtım sistemleri ile karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Bu karşılaştırma, kentsel kademelenme kavramı temel zemin alınarak yapılmaktadır. Kentsel kademelenme kavramı ile ilgili kuramlar ilk olarak neo klasik dönemde ortaya konulmuş daha sonra liberal dönemde geliştirilmiştir. Bu kuramların farklı yaklaşımlara, varsayımlara sahip olmasına rağmen tümünde ortak olarak nüfus ve alan arasında güçlü, pozitif bir korelasyonun olduğu görülmektedir. Bu korelasyon değeri, çalışmada İBBS2 ile üçüncü parti lojistik firmalarının (3PL) dağıtım ağlarının karşılaştırılmasında bir araç olarak kullanılmaktadır.
Çalışmada, Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında geliştirilen özelde İBBS2 ve genelde İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması incelenmekte ve İBBS2 yapısının kademelenme kuramı ile ilişkisi kurulmaktadır. Ayrıca, İBBS2 yapısının oluşum süreci sorgulanarak değerlendirmeler yapılmaktadır. Çalışmanın diğer bir temel konusu olan lojistik sektörü ile ilgili genel bir çerçeve çizilip, lojistik kavramının değişimi ve iş dünyasındaki kullanımı açıklanmaktadır. Bunun yanında, lojistik sektöründe yer alan 3PL firmalarının yapısına ve dağıtım ağı özelliklerine değinilmekte ve Türkiye’de yer alan 3PL firmalarının, çalışma çerçevesinde dördü ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler değerlendirilmektedir.
Çalışmanın sonucunda, İBBS2 ve firmaların dağıtım ağlarının korelasyon katsayıları karşılaştırılmakta, kademelenme kuramına uygunlukları değerlendirilmektedir. Sonuçta, firmaların dağıtım ağı yapılarının İBBS2 sistemine göre kademelenme kuramına daha uygun olduğu görülmektedir. İBBS2 ile firmaların dağıtım ağı arasındaki bu farklılığın nedenleri, oluşturulan yoğunluk haritaları ile incelenmekte ve temel farklılığın merkez ve etki alanı sınırlarının belirlenmesinde olduğu görülmektedir.
In this paper, comparison of present urban hierarchy system, NUTS2, and logistic firms’ distribution systems in Turkey is aimed. This comparison is made by taking urban hierarchy concept as base. The first theories about urban hierarchy concepts had been built in neo classical era and after they were developed in liberal era. Although, these theories have different approaches, assumptions, it is commonly mentioned that there is a strong positive relation between population and area. This correlation value is used in the paper as an instrument in comparison NUTS2 and third party logistic (3PL) firms’ distribution system.
In the study, generally NUTS and particularly NUTS2 that were developed within the context of European Union cohesion policy are examined and NUTS2 is associated with urban hierarchy theory. Moreover, some evaluations are made by investigating the establishment process of NUTS2. There is a general framework about the other concept of this study; logistic. Development, changing of logistic concept and using of logistic in business world are explained. Also, structure and distribution system of 3PL firms are mentioned and semi structured interviews with four 3PL firms in Turkey are evaluated to understand these structure and distribution system.
In conclusion, correlation coefficients of NUTS2 and firms’ distribution systems are compared, their suitability to urban hierarchy theories are evaluated. Eventually, it is seen that firms’ distribution systems are relatively suitable to urban hierarchy compared to NUTS2. Reasons of the differences between NUTS2 and firms’ distribution systems are examined by density maps, and it is seen that main differences originate form determination of centers and tributary area borders.

6.
Akdeniz Bölgesi’nde Kentleşme Sürecinin Kırsal Bileşenleri: 70 Yıl Sonra Erdemli
Ulaş Bayraktar, Burak Beyhan, Nilgün Kiper, Ali Cenap Yoloğlu, Hakan Erkılıç
doi: 10.5505/planlama.2015.96977  Sayfalar 134 - 146
Bu metin çerçevesinde yapmayı amaçladığımız, günümüz Türkiye kırsal hayatının kentsel boyutlarını teşhis etmek. Ana savımız, son dönemin kırsal gelişmelerinde kentsel öğelerin de, en azından belli coğrafyalarda, görmezden gelinemeyecek bir önem arz ettiği olacak. Bu niyetle, Mersin’in Erdemli ilçesi üzerine yürüttüğümüz çalışmanın bulguları ışığında zirai faaliyetlerin yani en temel kırsal öğelerden birinin devamı ve bu sektörün yeni koşullara uyum sağlama sürecinde kentsel imkanların büyük önem taşıdığı savını sınayacağız. Bunun için öncelikle Türkiye’de tarımın geçirdiği özellikle son 1980 sonrası değişimi kısaca tartışıp, bu dönüşümün Erdemli gibi kırsal yerleşim yerlerinde izlediği farklı seyri ele alacağız. 1940'larda 0-300 m rakımdaki kıyı kuşağında narenciye, turfanda sebzecilik gibi emek yoğun ve küçük aile işletmeciliğine bağlı gelişen entansif tarım faaliyetlerinin yaygınlaşmasıyla başlayan kırsal nüfusun kıyılaşma sürecinin, zamanla kıyı bölgelerinin kentleşmesine ve giderek bu yerleşmelerin Çukurova kent-bölgesiyle bütünleşme sürecine dönüşmüş olduğu ilk hipotezimiz olacak. Erdemli'nin tarımsal faaliyetlerinin devamında gayr-ı zirai diğer kentsel imkanların rol oynadığı da diğer bir iddiamızı teşkil edecek.

7.
LGBTT Bireylerin Buluşma Noktası Olarak Kullandıkları Mekânların Şehir Planlama Kapsamında İncelenmesi
Mercan Efe Güney, Funda Demircioğlu
doi: 10.5505/planlama.2015.96729  Sayfalar 147 - 157
Kimliğin (yeniden) oluşumu, günlük hayatın tüm mekânlarında gerçekleşmektedir. Dolayısıyla mekânlar sosyo-kültürel dinamiklerin sürekli olarak yeniden müzakere edilmesi ile yapılandırılmalıdır. Ancak Türkiye’de bazı gruplar ötekileştirilmektedir. Ötekileştirilen gruplardan biri olarak LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüel ve travesti) bireylerin de mekânları planlı olarak üretilmemektedir. Bu durumun nedeni, planlamanın kendisinin “heteroseksist bir proje” (Frisch, 2002: 254) olmasının yanı sıra Türkiye’nin toplumsal cinsiyetinin erkek olmasıdır. Türkiye’de toplumun sadece kadınlardan ve erkeklerden oluştuğunu görmek isteyen bir anlayış bulunduğundan, LGBTT bireyleri de kapsayan ve onlara yönelik mekânları sunan bir kenti oluşturmak zor görünmektedir. Bu nedenle, cinsiyet dinamikleri planlamanın veri alanına girememektedir. Oysaki mekânın ve kentin toplumsal süreçlerden ve beşeri pratiklerden bağımsız ele alınamayacak bir olgu olması onun cinsiyet ve cinsel kimlikler temelinde yeniden düşünülmesini ve tanımlanmasını zorunlu kılar. Makale, tamamlanmış bir projenin sonuçlarından birini yeni bir çalışma konusu olarak ele almıştır. Bu kapsamda makale, İzmir’de LGBTT bireylerin buluşma noktaları bilgisini temel veri alarak, bunların ortak ve ayrışan özellikleri üzerinden LGBTT bireylerin kent içerisinde dolaşırken ne tür yerleri seçtiğini ortaya koymakta ve dolayısıyla LGBTT bireyleri de kapsayan kentin nasıl olması gerektiğini değerlendirmeye çalışmaktadır.



 
Copyright © 2020 TMMOB
Bu sitenin tüm hakları Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesine aittir.