Planning: 24 (3)
Cilt: 24  Sayı: 3 - 2014
Özetleri Gizle | << Geri
DERLEME
1.
Kamusal Alanlarda İmaj Çatışması: Doğal ve Yapay İmaj Olgusu
Image Conflict in Public Spaces: Natural and Artificial Image Phenomena
Eren Kürkçüoğlu
doi: 10.5505/planlama.2014.87597  Sayfalar 125 - 130
Ürün ve bilgi alışverişlerinin yapıldığı, bilgi paylaşımlarının gerçekleştiği sosyalleşme mekânları olarak nitelendirilen kamusal alanlar; bulundukları kentsel çevre içinde önemli odak noktaları ve temas / iletişim yüzeyleri oluştururlar. Tarihsel süreç içinde kamusal alanlar; mülkiyet deseni ve kentsel mekân organizasyonuna bağlı olarak merkezi, eşsiz, tanımlı ve kendiliğinden gelişen mekânsal oluşumlar olarak süregelmiştir. Çeşitli işlevlerin kamusal alanların çevresinde kendiliğinden veya bilinçli bir örgütlenme ile yer seçmesi ile insanların doğal / gündelik ihtiyaçlarına bağlı kullanımlara olanak sağlanmıştır. Bu sayede kamusal alanların imajı da kendiliğinden oluşmuş, kültürel ve fiziksel dönüşümlere bağlı olarak zaman içinde değişkenlik göstermiştir.

Kamusal alanlardaki işlevlerin herhangi bir ateşleyici / çekici unsura gerek duymadan kullanılması ve kamusal alan imajının bu bağlamda şekillenmesi, zaman içinde farklı işlev ve kullanımların kasıtlı olarak kamusal alanlara iliştirilmesi ile dönüşüme uğramıştır. Kimlik ve marka oluşturma adına öncelikle sayıları arttırılarak tekillik ve odak oluşturma etkileri azaltılmakta, ayrıca farklı çekici unsurlar kullanılarak birbirleriyle yarıştırılmaktadır. Yarıştırılan kamusal alanlar birbirlerinden daha cazip hale getirilmek için zorunlu imajlara bürünmek zorunda kalmaktadır. Bu zorunlu imaj biçme kaygısından ötürü kamusal alanlar özgün kimliklerini yitirmekte, bir sosyal paylaşım merkezi olma özelliğini epistemolojik olarak korumaya devam etse de “vitrin” görünümüyle insan çekmeye yönelik birer mıknatıs olarak kullanılmaktadır. Kamusal alanları çevreleyen binaların işlevselliği ve estetiği, yerini prestij ve güç gösterisine bırakmıştır. Güç gösterisinin bir diğer işleyişi de, geçmişten günümüze otoriter yönetimlerin kamusal alanlara “iz bırakma” arzusuyla gerçekleştirdiği uygulamalardır. İz bırakmak adına kamusal alanlara eklenen simge yapılar da, kimi zaman yeni eğilimler ile iç içe olmak üzere kamusal alanların imajını değiştirmektedir.

Bu araştırma / derleme çalışması kapsamında, kamusal alanların zorunlu imajlar ile geçirmiş olduğu evrim süreci paradigmatik olarak irdelenmiştir. Araştırma, kamusal alanların geçmişten süregelen felsefesinin nasıl bir kırılma süreci içinde olduğunu vurgulamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda kamusal alan kavramı, tarihsel süreçten günümüze kamusal alanların evrilme süreci ve kamusal alanların sahip olduğu imajlar üç örnek üzerinde incelenmiştir.
Public spaces, which can be identified as socialization places where products and informations are exchanged and shared, are also important focal points and contact surfaces in the urban environment. Depending on the land ownership pattern and organization of urban space, public spaces subsisted as central, unique, defined and spontaneous spatial configurations in the historical process. Random or conscious emplacement of various functions around public spaces has allowed different uses for everyday life of individuals. Therefore, the image public spaces occurred spontaneously and changed in time with cultural and spatial transformations.

The utilizations and the image of public spaces without the need of any attractive elements have been transformed over time by the attachment of different functions deliberately. Kinds of actions are carried out to create new identities and brands for public spaces, such as “multiplication” of space which reduces the focus effect and also “competition” with each other by using various attractive features. In this context, public spaces are forced to take artificial images to become more attractive than the other. Due to this compulsory image concern, public spaces lose their unique identities and used as a magnet for attracting people with their showcases although they protect the position of being centre of social networking epistemologically. The functionality and aesthetic of the buildings surrounding public spaces were replaced by prestige and power. Another mechanism for this power show is the applications of authoritarian regimes on public spaces with the desire of persistence. The symbolic buildings which added to public spaces to leave a trace are also change the image of space in association with recent trends and movements.

In the scope of this research and review study, the evolutionary image process of public spaces is investigated paradigmatically. The study aims to emphasize the fracture process of the philosophy of public spaces that shaped from past to present. In this respect; the concept of public space, their evolution process and the natural / artificial images of public spaces were examined throughout three examples.

ARAŞTıRMA MAKALESI
2.
Elektronik Devletin Çevresel Ve Sosyal Etkileri: İran Örneği
Electronic Government, Its Environmental And Social Effects: Case Of Iran
Torkan Borna
doi: 10.5505/planlama.2014.18480  Sayfalar 131 - 138
Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT), toplumların yönetim sistemlerini değiştirmeye devam etmektedir. Teknolojinin bu yeni altın çağında; siber alem (özellikle internet) hükümetlerin yönetim sistemlerini büyük ölçekte değiştirmiştir. Elektronik devlet (e-develt), insanların yaşam yeri, sosyal durumu ve cinsiyetlerinden bağımsız olarak onların ihtiyacını karşılamak üzere bir çözüm haline gelmiştir.
Bu makale, Iran’daki e-devletin kullanım sürecini ele alarak e-devlet kavramı üzerinde bir değerlendirme sunmaktadır. Amaç, siyasi olarak ülkeler arasında kritik pozisiyonu olan ve aynı zamanda gelişmekte olan bir ülkede, Elektronik devletin ve bilgi ve iletişim teknolojileri kavramının kentsel, çevresel ve sosyo-kültürel etkilerini değerlendirmektir.
Anahtar kelimeler: Elektronik Devlet, bilgi ve iletişim teknolojileri, Kentsel yönetim stratejileri, Çevresel değişimler, Sosyo-kültürel gelişmeler, Iran.
Information and Communication Technology (ICT) has changed and continues to change the managing systems of societies. In this new Golden Age of technology, cyberspace, especially the Internet, has changed governments’ management systems in large scales. E-government has become a path toward a solution for the government to meet people’s needs, which are independent of their gender, their living place and social situation.
In this article, the aim is to assess electronic government and its effect on management and planning organizations or other institutions to evaluate the range of development and Sociocultural changes in a country with a critical political situation.
This article prepares a view over the concepts related to the e-government phenomenon and reviews the e-government being used in Iran.
Keywords: Electronic Government, urban management strategies, sociocultural changes, Iran.

3.
Medya Pratiklerinin Kentsel Politikadaki Rolü: Sinpaş Altınoran Konut/Rezidans Projesi Örneği
The Role of Media Practices in Urban Politics: The Case of Sinpaş Altınoran Housing/Residence Project
Deniz Kimyon
doi: 10.5505/planlama.2014.69188  Sayfalar 139 - 156
Bu yazı son zamanlarda medyanın neden “kentsel meseleleri” yoğun olarak konu edindiğini ve temsil ettiğini araştırmaktadır. Ayrıca, kentsel söylemlerini genişleten medya pratiklerinin kentsel mekan ve kentsel imge üretimine etkilerini ekonomi politik perspektif ile tartışmaktadır. Ne ölçüde medyanın birtakım kentsel politikaları (konut politikaları gibi) meşrulaştırmayı başardığı çalışmanın ana sorunsalıdır.
Devlet, sermaye ve sivil toplum arasındaki kentsel politikalar bağlamındaki ilişkiyi medya eklemlenişi dikkate alınarak yeniden değerlendirmek için; günümüz planlama süreci ve özellikle güncel kentsel mekan üretim pratikleri incelenmektedir. Şöyle ki, medya konut/yaşam çevresi üzerine geliştirilen kentsel fantezilerin yaratımında önemli bir araç haline gelmiştir. Meta haline getirilmiş konutun tüketimini arttırma ve hegemonya inşası amaçlarının yanısıra; medya yargı sürecindeki planlama konuları dahi yerel yönetimlerin planlama kararlarını da etkilemektedir. Sivil toplum ile kapitalist devlet eylemleri arasındaki mücadele sonucu kentsel mekan üretildiği önsavı, medya araçsallıkları ile toplumsal rıza devşirilerek etkilenmektedir. Böylelikle, devletin kentsel mekana müdahale biçimleri de bu çerçevede değişmektedir. Bu makale söz konusu önermeyi Ankara’daki bir kentsel yenileme alanında yer alan “Sinpaş Altınoran” konut projesi ile örneklendirmektedir. Projenin tarihsel olarak gelişimi, yargı süreci, medya ilgisi ve mekan üretim sürecine dahil olan politik aktörler/kurumlar bu bağlamda irdelenmektedir.
This paper examines the reason why media has recently subjected and represented “urban affairs” more intensely. Further, it argues the impact of the media practices which has expanded its urban discourses in the production of urban space and urban image throughout a political and economic perspective. To what circumstances media has succeeded in legitimization about certain urban politics (such as housing politics) is the main concern of this study.
In order to (re)draw the relationship among the state, capital and civil society regarding the articulation of media in urban political context, the contemporary urban planning procedure and especially late urban space production practices are investigated. Namely, media has become a significant instrument in creating urban fantasies in housing / living environment. Alongside the aims at increasing the consumption of commodified housing and constructing hegemony; media is used to penetrate planning issues even in juridical progress related the local authority's planning decisions. The struggle among the civil society, capitalist state actions obviously produce urban space. This assumption is unfortunately altered with media’ instrumental efforts through manufacturing the consent in the public. Hereby, the forms of state intervention in urban space has manipulated in this framework. This article illustrates the put forward premise with a housing project called “Sinpaş Altınoran” which is situated in an urban renewal project area in Ankara. Historical development of the project, jurisdiction process, media relevancies and the political actors/agents involved in this production of space is scanned within this context.

4.
Bir Kentleşme Stratejisi Olarak Yasanın Kentsel Mekanı Dönüştürmedeki Etkisi: Ankara Örneği
The effect of law in the transformation of the urban space as an Urbanization Strategy: The case of Ankara
Yasin Bektaş
doi: 10.5505/planlama.2014.83803  Sayfalar 157 - 172
Türkiye’de uygulanmakta olan kentsel dönüşüm projeleri, yeni bir kentleşme politikası olarak gündeme gelmektedir. Özellikle 2000’li yıllardan başlayarak günümüze kadar geçen süreçte, dönüşüme ilişkin birçok yasal düzenlemeler yapılmıştır. Hem yapılan yasal düzenlemelerde, hem de verilen yetkiler giderek merkezileşmekte ve dönüşümde aciliyet sorunu gündeme gelmektedir. Türkiye’nin büyük metropollerinde, özellikle kent merkezlerinde ve rantı yükselmiş alanlarda dönüşümde aynı projeler uygulanmakta, yerel özellikler ve yerel sorunlar göz ardı edilebilmektedir. Ayrıca yasaların verdiği olanaklarla birlikte dönüşümdeki yetki tek bir kurum üzerinde toplanabilmektedir.

Bu çalışmada 2000’li yıllardan sonra, kentsel dönüşüm kapsamında ortaya çıkan yasalar ve bu yasaların Ankara kenti örneğinde hangi alana yönelik oldukları incelenmektedir. Araştırma'da, kentsel dönüşüm kanunlarının yasal çerçevede nasıl realize olduğu tartışmaya açılmakta, yasal boyutta ortaya çıkan sorunlar ve yetki aktarımları tespit edilmektedir. Bu yasalarda amaçlanan “fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevreleri...” gibi söylemlerin gerçekle ne kadar uyumlu olduğu tespit edilmektedir. Ankara İli’ndeki kentsel dönüşüm alanları, 2000 ve 2014 yılları arasında tamamlanmış, uygulama aşamasında, plan aşamasında veya ilan süreci durumundaki tüm kentsel dönüşüm projeleri kapsamında değerlendirilmektedir.
Urban transformation projects in Turkey come up as a new urbanization project. Starting from the early 2000's to the present day, several legal arrangements about urban transformation have been made. According to these regulations, delegated acting authority is increasingly centralized and urgency is becoming an integral parts of urban renewal process. As a result, same urban transformation projects are offered in Turkey's large metropolitan areas, especially in urban centers and areas with high rent value, causing local characteristics and local issues of these areas to be ignored in the process. In addition, with the facilities afforded by the law, authority to conduct urban transformation projects can be centralized on a single institution.

In this study, urban transformation laws enacted after 2000's, and these laws are examined regarding for which areas of the city Ankara. In the study, realization of urban transformation laws within the legal framework is discussed, legal issues are examined and authority transfers are identified. In the study, whether or not intended discourse like "healthy and safe living environments renewed in accordance with norms of science and art...”are real or truthful is determined. Urban transformation areas in the province of Ankara include urban transformation projects completed between 2000 and 2014, projects in the implementation stage and projects in the announcement stage.

5.
Bursa Tarihi Ticaret Merkezinde 16. Yüzyıldan Günümüze Ticari Fonksiyonların Değişimi
Commercial Functions Changes of Bursa Historical City Centre in the 16th Century and Today
Ayşegül Keleş Eriçok
doi: 10.5505/planlama.2014.66375  Sayfalar 173 - 181
Kentsel mekân; sosyal ve ekonomik özellikleriyle, üretim ve tüketim yapısı ile zaman içinde değişim göstererek farklı özellikler kazanmaktadır. Bu değişim ve dönüşümlerin en belirgin olarak gözlemlenebildiği mekânlar ise kent merkezleri ve yakın çevreleridir. Tarihi kentlerde eski mekanların oluşumu, temsil ettikleri dönemin toplumsal ve ekonomik koşullarının gereklerine göre yapılan tercihlerle oluşmuştur. Başka bir deyişle neyin ne ile birlikte yada ayrı olması gereğine göre biçimlenmiştir. Bu durum kentin o dönemde yüklendiği ekonomik işlevle ilgilidir. Tarihsel süreçte değişen sosyo-ekonomik ve kültürel yapı ve farklılaşan üretim-tüketim ilişkiler nedeniyle tarihi ticaret merkezlerinde sürekli bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Bu mekânlar geleneksel bir düzene göre örgütlenmiş, değişen anlamları ve farklı kimlikleri ile ve ayrıca sosyo-ekonomik dönüşüm süreçlerinin etkisiyle yeniden biçimlenerek çağımıza ulaşmış alanlardır. Ayrıca söz konusu mekanlar sadece alışverişin ya da tüketimin gerçekleştiği alan değil, geleneksel tarzda üretimin ve zanaatın var olduğu bir kent mekanı niteliği taşımaktadır. Bu çalışmada Bursa Tarihi Ticaret Merkezinde Ticaret fonksiyonlarının mekânsal değişimi, tarihi ticaret merkezinin oluşumunu tamamladığı 16. Yy da ve günümüzde olmak üzere iki ayrı kesitte incelenmiştir.
Urban space acquires different features over time through the changes in its social and economic characteristics and production and consumption structure. Urban centres and their environs are the spaces where these changes and transformations could be observed most clearly (Gökçe 2005, 73). Spaces in historical cities are shaped by the choices made in accordance with the requirements of the social and economic conditions of the era that they represent. In other words, these spaces are shaped by the choice regarding what function should be together or separate, which is related to the economic function of the city during that period. Historic commercial centres are subject to continuous change and transformation due to the changing socio-economic and cultural structure and relations of production and consumption. Organized within a traditional structure, these spaces have survived until today with their altering meanings and different identities as well as the restructuration they went through because of the socio-economic transformation processes. Besides, they are not only shopping areas or consumption spaces but also urban areas with a traditional style of manufacture and crafts. In this study, spatial change of commercial functions is reviewed in two time periods: in the 16th century, when the historical commercial centre completed its formation, and at the present time in Bursa Historical City Centre.

6.
İstanbul'da suça sürüklenen çocukların yaşadığı mahallelerde arazi değerleri
Price value of urban land in delinquents' neighbourhood in İstanbul
Ufuk Altunbaş
doi: 10.5505/planlama.2014.21939  Sayfalar 182 - 188
Kent yöneticileri, yaşanabilir kentler meydana getirme vizyonundan bahsedebilmeleri için öncelikle suç ve suçlu kavramlarını temel sorun olarak göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Bu çerçevede yaşanabilir kentler oluşturmanın ilk ayağı bir yönetim misyonu olarak günümüz çocuklarının geleceğin suçluları olmasının önüne geçilmesidir. Dolayısıyla çocukların yetişkinlere oranla çevresel faktörlerden daha fazla etkilendikleri gerçeği göz önünde bulundurularak, suç önleme çalışmalarında çocuklar açısından odaklanılması gereken, suçun işlendiği mekandan çok çocuğun yaşadığı mekan olmalıdır. Ancak kentin yerlileri tarafından gösterilen ön yargı ile ötekileştirilen çocuklar, kentin belirli bölgelerinde yaşamak suretiyle dışlanmaktadır. Yaşanan mekansal dışlanma aynı zamanda, mekanın ekonomik değerine de belirgin biçimde yansımaktadır. Bu makale, söz konusu mekansal dışlanma ile mekanın ekonomik (arazi) değeri arasındaki ilişkinin paralellik arz edip etmediğini sorgulamaktadır.
Considering the fact that crime rates and criminals must be taken as source matters before all else, if it’s necessary for creating a vision of more suitable cities for living by city administrators being the main decision makers. First step for achieving spacious surroundings for urban space is to prevent any unpleasant possibility such as children included in current generation turning into a criminal in the future. It’s known that enviromental factors may affect children more than adults; therefore, the main focus on most of the crime preventing study cases must deal with the surroundings of the children rather than where the crime itself has been committed. However, prejudiced manners and behaviors of local citizens might alienate children, casting them out of certain urban areas. In the end, spatial-origined casting out evidently leaves an influence for price value of urban land. This case study evaluates any relevant correlation between spatial-origined casting out and the price value of urban lands.



 
Copyright © 2020 TMMOB
Bu sitenin tüm hakları Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesine aittir.