| DERLEME | |
| 1. | Kamusal Alanlarda İmaj Çatışması: Doğal ve Yapay İmaj Olgusu Image Conflict in Public Spaces: Natural and Artificial Image Phenomena Eren Kürkçüoğludoi: 10.5505/planlama.2014.87597 Sayfalar 125 - 130 Ürün ve bilgi alışverişlerinin yapıldığı, bilgi paylaşımlarının gerçekleştiği sosyalleşme mekânları olarak nitelendirilen kamusal alanlar; bulundukları kentsel çevre içinde önemli odak noktaları ve temas / iletişim yüzeyleri oluştururlar. Tarihsel süreç içinde kamusal alanlar; mülkiyet deseni ve kentsel mekân organizasyonuna bağlı olarak merkezi, eşsiz, tanımlı ve kendiliğinden gelişen mekânsal oluşumlar olarak süregelmiştir. Çeşitli işlevlerin kamusal alanların çevresinde kendiliğinden veya bilinçli bir örgütlenme ile yer seçmesi ile insanların doğal / gündelik ihtiyaçlarına bağlı kullanımlara olanak sağlanmıştır. Bu sayede kamusal alanların imajı da kendiliğinden oluşmuş, kültürel ve fiziksel dönüşümlere bağlı olarak zaman içinde değişkenlik göstermiştir. Kamusal alanlardaki işlevlerin herhangi bir ateşleyici / çekici unsura gerek duymadan kullanılması ve kamusal alan imajının bu bağlamda şekillenmesi, zaman içinde farklı işlev ve kullanımların kasıtlı olarak kamusal alanlara iliştirilmesi ile dönüşüme uğramıştır. Kimlik ve marka oluşturma adına öncelikle sayıları arttırılarak tekillik ve odak oluşturma etkileri azaltılmakta, ayrıca farklı çekici unsurlar kullanılarak birbirleriyle yarıştırılmaktadır. Yarıştırılan kamusal alanlar birbirlerinden daha cazip hale getirilmek için zorunlu imajlara bürünmek zorunda kalmaktadır. Bu zorunlu imaj biçme kaygısından ötürü kamusal alanlar özgün kimliklerini yitirmekte, bir sosyal paylaşım merkezi olma özelliğini epistemolojik olarak korumaya devam etse de “vitrin” görünümüyle insan çekmeye yönelik birer mıknatıs olarak kullanılmaktadır. Kamusal alanları çevreleyen binaların işlevselliği ve estetiği, yerini prestij ve güç gösterisine bırakmıştır. Güç gösterisinin bir diğer işleyişi de, geçmişten günümüze otoriter yönetimlerin kamusal alanlara “iz bırakma” arzusuyla gerçekleştirdiği uygulamalardır. İz bırakmak adına kamusal alanlara eklenen simge yapılar da, kimi zaman yeni eğilimler ile iç içe olmak üzere kamusal alanların imajını değiştirmektedir. Bu araştırma / derleme çalışması kapsamında, kamusal alanların zorunlu imajlar ile geçirmiş olduğu evrim süreci paradigmatik olarak irdelenmiştir. Araştırma, kamusal alanların geçmişten süregelen felsefesinin nasıl bir kırılma süreci içinde olduğunu vurgulamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda kamusal alan kavramı, tarihsel süreçten günümüze kamusal alanların evrilme süreci ve kamusal alanların sahip olduğu imajlar üç örnek üzerinde incelenmiştir. |
| ARAŞTIRMA MAKALESI | |
| 2. | Elektronik Devletin Çevresel Ve Sosyal Etkileri: İran Örneği Electronic Government, Its Environmental And Social Effects: Case Of Iran Torkan Bornadoi: 10.5505/planlama.2014.18480 Sayfalar 131 - 138 Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT), toplumların yönetim sistemlerini değiştirmeye devam etmektedir. Teknolojinin bu yeni altın çağında; siber alem (özellikle internet) hükümetlerin yönetim sistemlerini büyük ölçekte değiştirmiştir. Elektronik devlet (e-develt), insanların yaşam yeri, sosyal durumu ve cinsiyetlerinden bağımsız olarak onların ihtiyacını karşılamak üzere bir çözüm haline gelmiştir. Bu makale, Iran’daki e-devletin kullanım sürecini ele alarak e-devlet kavramı üzerinde bir değerlendirme sunmaktadır. Amaç, siyasi olarak ülkeler arasında kritik pozisiyonu olan ve aynı zamanda gelişmekte olan bir ülkede, Elektronik devletin ve bilgi ve iletişim teknolojileri kavramının kentsel, çevresel ve sosyo-kültürel etkilerini değerlendirmektir. Anahtar kelimeler: Elektronik Devlet, bilgi ve iletişim teknolojileri, Kentsel yönetim stratejileri, Çevresel değişimler, Sosyo-kültürel gelişmeler, Iran. |
| 3. | Medya Pratiklerinin Kentsel Politikadaki Rolü: Sinpaş Altınoran Konut/Rezidans Projesi Örneği The Role of Media Practices in Urban Politics: The Case of Sinpaş Altınoran Housing/Residence Project Deniz Kimyondoi: 10.5505/planlama.2014.69188 Sayfalar 139 - 156 Bu yazı son zamanlarda medyanın neden “kentsel meseleleri” yoğun olarak konu edindiğini ve temsil ettiğini araştırmaktadır. Ayrıca, kentsel söylemlerini genişleten medya pratiklerinin kentsel mekan ve kentsel imge üretimine etkilerini ekonomi politik perspektif ile tartışmaktadır. Ne ölçüde medyanın birtakım kentsel politikaları (konut politikaları gibi) meşrulaştırmayı başardığı çalışmanın ana sorunsalıdır. Devlet, sermaye ve sivil toplum arasındaki kentsel politikalar bağlamındaki ilişkiyi medya eklemlenişi dikkate alınarak yeniden değerlendirmek için; günümüz planlama süreci ve özellikle güncel kentsel mekan üretim pratikleri incelenmektedir. Şöyle ki, medya konut/yaşam çevresi üzerine geliştirilen kentsel fantezilerin yaratımında önemli bir araç haline gelmiştir. Meta haline getirilmiş konutun tüketimini arttırma ve hegemonya inşası amaçlarının yanısıra; medya yargı sürecindeki planlama konuları dahi yerel yönetimlerin planlama kararlarını da etkilemektedir. Sivil toplum ile kapitalist devlet eylemleri arasındaki mücadele sonucu kentsel mekan üretildiği önsavı, medya araçsallıkları ile toplumsal rıza devşirilerek etkilenmektedir. Böylelikle, devletin kentsel mekana müdahale biçimleri de bu çerçevede değişmektedir. Bu makale söz konusu önermeyi Ankara’daki bir kentsel yenileme alanında yer alan “Sinpaş Altınoran” konut projesi ile örneklendirmektedir. Projenin tarihsel olarak gelişimi, yargı süreci, medya ilgisi ve mekan üretim sürecine dahil olan politik aktörler/kurumlar bu bağlamda irdelenmektedir. |
| 4. | Bir Kentleşme Stratejisi Olarak Yasanın Kentsel Mekanı Dönüştürmedeki Etkisi: Ankara Örneği The effect of law in the transformation of the urban space as an Urbanization Strategy: The case of Ankara Yasin Bektaşdoi: 10.5505/planlama.2014.83803 Sayfalar 157 - 172 Türkiye’de uygulanmakta olan kentsel dönüşüm projeleri, yeni bir kentleşme politikası olarak gündeme gelmektedir. Özellikle 2000’li yıllardan başlayarak günümüze kadar geçen süreçte, dönüşüme ilişkin birçok yasal düzenlemeler yapılmıştır. Hem yapılan yasal düzenlemelerde, hem de verilen yetkiler giderek merkezileşmekte ve dönüşümde aciliyet sorunu gündeme gelmektedir. Türkiye’nin büyük metropollerinde, özellikle kent merkezlerinde ve rantı yükselmiş alanlarda dönüşümde aynı projeler uygulanmakta, yerel özellikler ve yerel sorunlar göz ardı edilebilmektedir. Ayrıca yasaların verdiği olanaklarla birlikte dönüşümdeki yetki tek bir kurum üzerinde toplanabilmektedir. Bu çalışmada 2000’li yıllardan sonra, kentsel dönüşüm kapsamında ortaya çıkan yasalar ve bu yasaların Ankara kenti örneğinde hangi alana yönelik oldukları incelenmektedir. Araştırma'da, kentsel dönüşüm kanunlarının yasal çerçevede nasıl realize olduğu tartışmaya açılmakta, yasal boyutta ortaya çıkan sorunlar ve yetki aktarımları tespit edilmektedir. Bu yasalarda amaçlanan “fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevreleri...” gibi söylemlerin gerçekle ne kadar uyumlu olduğu tespit edilmektedir. Ankara İli’ndeki kentsel dönüşüm alanları, 2000 ve 2014 yılları arasında tamamlanmış, uygulama aşamasında, plan aşamasında veya ilan süreci durumundaki tüm kentsel dönüşüm projeleri kapsamında değerlendirilmektedir. |
| 5. | Bursa Tarihi Ticaret Merkezinde 16. Yüzyıldan Günümüze Ticari Fonksiyonların Değişimi Commercial Functions Changes of Bursa Historical City Centre in the 16th Century and Today Ayşegül Keleş Eriçokdoi: 10.5505/planlama.2014.66375 Sayfalar 173 - 181 Kentsel mekân; sosyal ve ekonomik özellikleriyle, üretim ve tüketim yapısı ile zaman içinde değişim göstererek farklı özellikler kazanmaktadır. Bu değişim ve dönüşümlerin en belirgin olarak gözlemlenebildiği mekânlar ise kent merkezleri ve yakın çevreleridir. Tarihi kentlerde eski mekanların oluşumu, temsil ettikleri dönemin toplumsal ve ekonomik koşullarının gereklerine göre yapılan tercihlerle oluşmuştur. Başka bir deyişle neyin ne ile birlikte yada ayrı olması gereğine göre biçimlenmiştir. Bu durum kentin o dönemde yüklendiği ekonomik işlevle ilgilidir. Tarihsel süreçte değişen sosyo-ekonomik ve kültürel yapı ve farklılaşan üretim-tüketim ilişkiler nedeniyle tarihi ticaret merkezlerinde sürekli bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Bu mekânlar geleneksel bir düzene göre örgütlenmiş, değişen anlamları ve farklı kimlikleri ile ve ayrıca sosyo-ekonomik dönüşüm süreçlerinin etkisiyle yeniden biçimlenerek çağımıza ulaşmış alanlardır. Ayrıca söz konusu mekanlar sadece alışverişin ya da tüketimin gerçekleştiği alan değil, geleneksel tarzda üretimin ve zanaatın var olduğu bir kent mekanı niteliği taşımaktadır. Bu çalışmada Bursa Tarihi Ticaret Merkezinde Ticaret fonksiyonlarının mekânsal değişimi, tarihi ticaret merkezinin oluşumunu tamamladığı 16. Yy da ve günümüzde olmak üzere iki ayrı kesitte incelenmiştir. |
| 6. | İstanbul'da suça sürüklenen çocukların yaşadığı mahallelerde arazi değerleri Price value of urban land in delinquents' neighbourhood in İstanbul Ufuk Altunbaşdoi: 10.5505/planlama.2014.21939 Sayfalar 182 - 188 Kent yöneticileri, yaşanabilir kentler meydana getirme vizyonundan bahsedebilmeleri için öncelikle suç ve suçlu kavramlarını temel sorun olarak göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Bu çerçevede yaşanabilir kentler oluşturmanın ilk ayağı bir yönetim misyonu olarak günümüz çocuklarının geleceğin suçluları olmasının önüne geçilmesidir. Dolayısıyla çocukların yetişkinlere oranla çevresel faktörlerden daha fazla etkilendikleri gerçeği göz önünde bulundurularak, suç önleme çalışmalarında çocuklar açısından odaklanılması gereken, suçun işlendiği mekandan çok çocuğun yaşadığı mekan olmalıdır. Ancak kentin yerlileri tarafından gösterilen ön yargı ile ötekileştirilen çocuklar, kentin belirli bölgelerinde yaşamak suretiyle dışlanmaktadır. Yaşanan mekansal dışlanma aynı zamanda, mekanın ekonomik değerine de belirgin biçimde yansımaktadır. Bu makale, söz konusu mekansal dışlanma ile mekanın ekonomik (arazi) değeri arasındaki ilişkinin paralellik arz edip etmediğini sorgulamaktadır. |