Planlama Dergisi - Planning: 35 (1)
Cilt: 35  Sayı: 1 - 2025
EDITÖRYAL
1. 
Editöryal
Editorial

Sayfa X

ARAŞTIRMA MAKALESI
2. 
Dayanıklı Kent Planlaması Önündeki Kronik Stresler: Arazi Kullanımda Nüfus-Donatı Dengesi Sorunsalını İstanbul-Bağcılar Örneğinde İrdelemek
Chronic Stresses in Resilient Urban Planning: Examining the Population-Amenity Balance Issue in Land Use Through the Case of Istanbul-Bağcılar
Yunus Tatar, İclal Sema Dinçer
doi: 10.14744/planlama.2024.03880  Sayfalar 1 - 21
Şehirler, yalnızca afetlere karşı dayanıklı oldukları sürece gelecek nesillere aktarılabilir. Kentsel dayanıklılığı etkileyen kritik bir faktör ise arazi kullanım kararlarıdır. Yerleşim, ticaret ve sanayi alanlarının boyutu, yoğunluğu ve dağılımı ile yeşil alanlar ve altyapıların yeterliliği, dayanıklılık ve yaşam kalitesini şekillendirmede önemli bir rol oynar. Bu makale, İstanbul’un Bağcılar ilçesine odaklanarak, kentsel dayanıklılığın yoğun nüfuslu ve yetersiz olanaklara sahip bölgelerde mümkün olup olmadığını analiz etmektedir. Analizlerden elde edilen bulgular neticesinde kentsel dayanıklılık önündeki kronik stresler tespit edilerek bu streslerin çözümü için öneriler geliştirilmiştir. Saha çalışması kapsamında, mevcut arazi kullanım durumları, ulaşım altyapısı ve afet toplanma alanlarının dağılımları incelenmiştir. Buradaki amaç, nüfus yoğunluğu ile mevcut arazi kullanımda yer alan donatı alanlarının yeterliliğinin karşılıklı irdelenebilmesidir. Mahalle düzeyinde detaylı arazi kullanım analizi yapılarak mevcut donatı ve altyapının kapasitesi ölçülmüş, nüfus-donatı dengesi sorununu ele alan senaryolar test edilmiştir. Bu kapsamda ilçedeki afet toplanma alanlarının da analizi gerçekleştirilerek alansal büyüklükleri ve standart ölçütler doğrultusunda yeterlilik durumları irdelenmiştir. Bağcılar’ın mekânsal planlama geçmişi, arşiv araştırmaları ve CBS haritalaması kullanılarak incelenmiştir. 1986-2014 yılları arasındaki imar planı değişiklikleri manuel olarak analiz edilirken, 2014 sonrası değişiklikler e-plan otomasyon sistemi üzerinden analiz edilmiştir. Bu bulgular, nüfus yoğunluğu, arazi kullanım değişimi ve mekânsal planlama kültürüne dair mekanizmalar hakkında çıkarımlar yapılmasına imkân sağlamıştır. Önerilen çözümler, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18.Maddesi (Düzenleme Ortaklık Payı- DOP) çerçevesinde yasal bir temele dayanmaktadır. Çalışma, "Kentsel Dayanıklılığın Oluşmasını Engelleyen Kronik Stresleri" vurgulamakta ve dayanıklılığa engel olan unsurları netleştirmeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda, mevcut ve varsayımsal senaryolar altında kentsel dayanıklılığı test ederek gelecekteki araştırmalar için bilimsel bir katkı sunmaktadır.

3. 
Bölgeye Özgü Yaklaşımlar İçin Teknopark Ekosistemlerine Karşılaştırmalı Bir Bakış: Erciyes ve Mersin Örneği
A Comparative Study on the Technopark Ecosystems for Region-Specific Approaches: The Case of Erciyes and Mersin
Burcu Müderrisoğlu Karamichos, Ferhan Gezici, Güliz Öztürk
doi: 10.14744/planlama.2024.82956  Sayfalar 22 - 34
Teknoparklar, yüksek teknoloji firmalarını çekerek yerel/bölgesel ekonominin dinamiklerini güçlendirmenin bir aracı olarak görülmektedir. Ancak bölgesel yenilik sistemleri bağlamında teknoparkları ele alan çalışmalar sınırlıdır. Bu makale, teknopark ekosistemlerini, üniversite, teknopark yönetimi ve bölge aktörlerinin rolünü, işbirliği potansiyellerini ve inovasyon süreçlerini, bulunduğu bölgenin kendine özgülüğünü gözeterek araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma, Türkiye'nin en gelişmiş metropol kentlerinde yoğunlaşan çalışmaları göz önüne alarak, farklı iki kent-bölgede yürütülmüş ve bu alandaki boşluğa katkı sunması amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, ilgili aktörlerle yapılan görüşmeler ve sonraki aşamada düzenlenen çalıştay sonuçları, kent-bölgelere ilişkin ikincil verilerle desteklenmiştir. Bu araştırmanın sonuçları, teknoparkların hem inovasyon hem de bölgesel kalkınma için bir politika aracı olarak her yere uyan tek model olarak önerilemeyeceğini desteklemektedir. Erciyes Teknopark örneği, Kayseri'nin ihracat odaklı üretim yapısı, girişimcilik kültürü, güçlü sosyal ağları, çevre iller için yarattığı çekim gücü ve sahip olduğu politik ilişkiler ile avantajlar sağlamaktadır. Mersin Teknopark ise önemli bir liman kentinde yer alması ve Türkiye teknoparkları içinde performans açısından ilk ona girmesine rağmen, şehrin sanayi altyapısının sınırlı gücü ve yüksek göçle ilişkili insan sermayesi başarısını görece sekteye uğratmaktadır.

4. 
2024 Yerel Seçim Vaatlerinin Gölgesinde Kentsel Mekânı Tartışmak
Discussing Urban Space in the Shadow of the 2024 Local Election Promises
İpek Sakarya
doi: 10.14744/planlama.2024.13334  Sayfalar 35 - 49
Bu çalışma 2024 yerel seçimleriyle birlikte siyasi partilerin kamuoyuyla paylaştığı yerel seçim bildirgelerinin kentsel mekân çerçevesinde incelenmesine odaklanmaktadır. Seçim bildirgeleri, kentsel mekânın sorunsallaştırılarak, bu kapsamda politikaların üretildiği metinlerdir ve partilerin yerellere dair gelecek planını açıklamaktadır. Bu metinlerde, özellikle kentsel mekâna yönelik vaatler önemli bir yer tutarken; yine bu metinlerde, diğer partilerin özellikle iktidar partisinin ve yereldeki iktidar partilerinin kentsel mekâna ilişkin politikalarına yönelik eleştirilerine de yer verilmektedir. 2024 Yerel Seçimleri sonuçları itibarıyla şimdiden Türkiye siyaseti açısından önemli bir yere sahip olmuştur. Seçim sonuçları üzerinde kentsel mekânın son 20 yılda aldığı formla birlikte seçim süreci de etkili olmuş ve bütün bu gelişmeler seçim bildirgelerinde üretilen politikalara yansımıştır. Bu nedenle, bu çalışma kapsamında, Türkiye’nin son 20 yılda aldığı mekânsal formun yanı sıra yerel siyasetin Türkiye siyaseti açısından önemi de ele alınacaktır. Bu makalede, 2024 yerel seçimlerinde, büyükşehir, il, ilçe belediye düzeyinde seçimi kazanmış olan siyasi partilerin yerel seçim bildirgelerinin, katılımcılık, kentsel rant, kentsel dönüşüm, vadedilen mekân kurgusu ve geleceğin kentleri için üretilen politikalar ekseninde incelenerek, yerel siyasi gündemle birlikte kentsel mekânsal gelişimi arasındaki etkileşimin aydınlatılması amaçlanmaktadır.

5. 
Kır-Kent Çeperinde İklime Duyarlı Planlama Yaklaşımı: Denizli Örneği
Climate Compatible Planning Approach in Rural-Urban Fringe: The Case of Denizli
Gamze Aşıcı, Aysun Aygün Oğur, Dalya Hazar
doi: 10.14744/planlama.2024.10438  Sayfalar 50 - 69
Kentsel ve kırsal alanlar iklim değişikliğinin etkilerine karşı kırılgan bir yapıdadır. Sosyo-mekânsal yapısı itibariyle iklim değişikliğine bağlı yaşanan doğa olaylarından olumsuz etkilenmektedir. Kırılgan yapıları göz önüne alındığında sosyal ve mekânsal dayanıklılığı arttırmak iklim değişikliği ile mücadele sürecinde önem kazanmış durumdadır. Bu bakımdan yerel düzeyde gerçekleştirilen eylemlere yön verecek, kentsel ve kırsal alanları bütüncül bir yaklaşımla ele alacak yöntem ve stratejilere ihtiyaç bulunmaktadır. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak bu çalışma iklim değişikliği ile mücadele sürecinde kentsel ve kırsal alanların bütüncül yaklaşımla değerlendirilmesi ve önemli bir geçiş bölgesi olan kır-kent çeperinin iklim değişikliği ile mücadele sürecindeki öneminin ortaya koyulmasını amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda ‘‘Kır-kent çeperinin iklim değişikliği karşısındaki kırılganlıkları ve potansiyelleri nelerdir?’’ ve ‘‘Kır-kent çeperi iklime uyumlu nasıl planlanabilir?’’ sorularına Denizli kır-kent çeperi örneği üzerinden yanıt aranmaktadır. Yapılan çalışma ile öncelikle iklim değişikliğine karşı uyum/risk faktörlerini değerlendirmek amacıyla bir kriter seti tanımlanmış ve odaklanılan kriterler doğrultusunda Denizli’nin gelişme eğilimleri incelenerek çeper bölge üzerinden seçilen bir alt bölgede alan araştırması yapılmıştır. Mekânsal gözlem ve derinlemesine görüşmeler yoluyla çalışma alanının sosyo-mekânsal özellikleri, gelişme eğilimi ve gelecek öngörüleri tespit edilmiş, sorun ve potansiyelleri sorgulanmış, sonuçta iklime duyarlı planlama stratejileri tartışılmıştır. Yapılan çalışma ile iklime dayanıklı ve sürdürülebilir kırsal-kentsel çevreler planlanmasına ilişkin genel bir çerçeve tanımlanmakta ve Denizli gibi orta ölçekli kentler için örnek bir iklime uyumlu planlama yaklaşımı/rehberi ortaya konmaktadır.

6. 
Şehir Planlamada Etik Kodlar: Mesleki Standartların ve Etik Değerlerin Karşılaştırmalı Analizi
Ethical Codes in Urban Planning: A Comparative Analysis of Professional Standards and Ethical Values
Cihan Mert Sabah, Aliye Ahu Gülümser
doi: 10.14744/planlama.2024.74875  Sayfalar 70 - 86
Bu makale, şehir planlama disiplininde etik kodların önemini ve karmaşıklığını vurgulamaktadır. Şehir planlama süreçlerinde karşılaşılan etik zorluklar, ulusal ve küresel düzeyde çeşitlilik göstermektedir. Çalışma, farklı ulusal ve kültürel bağlamlarda şekillenen etik kodların içerdiği evrensel ve yerel değerleri analiz etmektedir. Plancılar için bu değerlerin net ve anlaşılır bir şekilde iletilmesi gerekliliği vurgulanmakta, böylece etik kararların daha tutarlı bir şekilde uygulanması ve toplumsal olarak kabul görmesi sağlanmaktadır. Bu makalenin amacı, planlama disiplini içinde etik konuların nasıl ele alındığını ve plancıların etik sorumluluklarını nasıl yerine getirdiğini anlamak amacıyla bir inceleme ve değerlendirme yapmaktır. Ayrıca, şehir planlamada etik kodların evrensel olarak ortak ve farklılaşan yönlerini irdelemek amacıyla farklı planlama kurumlarının hazırladığı etik ilkelerin ve davranış kurallarının içeriği analiz edilerek yazım diline, muhataplarına ve sürdürülebilirlik alanıyla ilgili mesleki etik kod tanımlarına ve ifadelerine göre üç farklı sınıflandırma yapılmıştır. Sonuçta etik kodların varlığının, planlama disiplininin meslek olarak geçerli olması için oldukça önemli olduğu anlaşılmıştır. Ek olarak, planlama disiplininde etik değerlere bağlı dinamiklerin evrensel ve yerel niteliklere göre değiştiği belirlenmiştir. Etik kodların uygulanabilirliği ve etkinliği üzerine yapılan analizler, gelecekteki araştırmalar için önemli bir çerçeve sunmaktadır. Gelecekte, etik kodların şehir planlamada daha etik ve sürdürülebilir kentlerin oluşturulmasına nasıl katkı sağlayabileceği üzerine analizler yapılması gerektiği vurgulanmaktadır.

7. 
Konutun Karşılanabilirliği Her Zaman İdeal Bir Konuta Erişimi Garanti Eder Mi?
Does the Affordability of Housing Always Guarantee Access to an Ideal Home?
Almira Yılmaz Çetinkaya, Bora Yerliyurt
doi: 10.14744/planlama.2024.48742  Sayfalar 87 - 106
Bu çalışma, yakın dönemde Türkiye’de ve Dünya’da birçok ülkede gündemde olan konut sorununu, yalnızca maddi imkânlar bağlamında değerlendirmenin yetersiz kalacağını söylerken konuta erişim meselesinin konutun durumu ve hanenin talepleri üzerinden ele alınması gerektiğini söylemektedir. Temel bir hak olan barınmanın, kapitalist politikalar ile metalaşması yaygın bir tartışma alanına sahip olsa da konuta erişim sorunu daha kapsamlı ele alınmalıdır. Hanelerin ihtiyaçları ve yaşam standartları yalnızca maddi kaynaklarla değil, aynı zamanda sosyal ve fiziksel çevreyle şekillenir. Bu nedenle, konut hakkının sürdürülebilirliğini sağlamak için konutun durumu ve hanenin talepleri de dikkate alınmalıdır. 2019 yılında pandemi ile başlayan sosyal ve ekonomik daralmalar ile Türkiye’de ve Dünya’da birçok ülkede alım gücünün her geçen gün düşmesi ve yüksek enflasyon nedeniyle tüm tüketim mallarındaki artışla beraber kiralık ve satılık konut fiyatlarının ödenebilir oranların üzerine çıkması konut sorununu tırmandırmış; etkili çözümler geliştirilememesi ile sorun iyice derinleşmiştir. Literatürde konut araştırmaları çoğunlukla konutun ödenebilirliği ve uygun fiyatlı konut üretimi üzerinden yürütülüyorken, içinde yaşanılan konutun durumuna bakılmamaktadır. Çalışmada, barınmanın ekonomik olarak karşılanabildiği durumda hane tercihi ve konutun durumu açısından konut sorununun mevcudiyeti araştırılmıştır. Sosyo ekonomik statü, bütünleşik deprem riski, mahalle bazlı ortalama kira fiyatı gibi parametrelerle İstanbul’da mahalle ölçeğine inilmiş; satılık veya kiralık konut ödenebilirliğinin en düşük, deprem riskli yapı stoğunun en yüksek olduğu Büyükçekmece ilçesi, Hürriyet Mahallesi’nde farklı haneler ile anket yapılmıştır. Saha araştırması ile hane halkı sayısına oranla konut içi kişisel alanın yetersizliği, ulaşım için belirli harcama oranı ve konuta güvensizlik gibi sorunlar tespit edilmiş ve ödenebilirlik sorunundan farklı olarak hanelerin talep ettiği konuta erişim sorunu yaşadığı tespit edilmiştir.

8. 
Kent Merkezleri Sınırlarının Belirlenmesinde Sosyal Medya Verilerinin Kullanımı: İzmit – Foursquare Örneği
Using Social Media Data to Define Boundaries of City Centers: The Case of İzmit By Foursquare
Tayfun Salihoğlu, Sena Barış Daşdemir
doi: 10.14744/planlama.2025.78790  Sayfalar 107 - 125
Sosyal medya mekânsal çalışmalar için önemli bir veri kaynağı potansiyeli taşımaktadır. Çalışma kapsamında; konum tabanlı sosyal medya verileri kullanılarak İzmit'in merkez alan sınırlarının belirlenmesi ve mer’i nazım imar planındaki merkez lekesi ile karşılaştırılarak yöntemin doğruluğunun tespiti amaçlanmıştır. Bu kapsamda; kent merkezi kavramı üzerinde durulmuş ve kent merkezi kuramları açıklanmıştır. Diğer yandan; planlamada veri kaynağı olarak yakın zamanda kullanılmaya başlanan sosyal medya ile ilgili kavramlar açıklanmış ve yapılan mekansal çalışmalara dair örnekler sunulmuştur. Kocaeli’nin merkez ilçesi, olan İzmit ilçesi çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma için Foursquare API’si kullanılarak konum tabanlı noktasal veriler elde edilmiştir. Foursquare geliştiricisinde literatür araştırmaları sonucunda merkezlerde yoğun şekilde bulunduğu tespit edilen kullanım kategorilerine göre sorgulamalar yapılmıştır. Bu kategorilere ait coğrafi konum içeren veriler haritalandırılıp CBS araçları kullanılarak yoğunluk analizleri yapılmıştır. Ardından mekansal analizler üst-üste örtüştürülerek bütüncül olarak incelenmiştir. Oluşan yoğunluk haritalarının çakıştırılmasıyla elde edilen sentezde İzmit kent merkezi alan sınırları belirlenmiştir. Sosyal medya verisinin merkez sınırlarının belirlenmesindeki temsil kabiliyetini ortaya koyabilmek için; Foursquare verisi ile İzmit nazım imar planlarındaki merkez lekesinin arasındaki ilişki haritalama ve korelasyon analizi ile incelenmiştir. Sonuç olarak; sosyal medya verisi ile elde edilen İzmit kent merkezi alan sınırlarının meri nazım imar planlarını büyük oranda içerdiği tespit edilmiştir. Bu çalışma ile sosyal medya verisinin, kent merkezi alan sınırlarının belirlenmesinde ve diğer kent araştırmalarında kullanılabileceğine dair önemli bir potansiyel teşkil ettiği ortaya koyulabilmiş olmaktadır.

9. 
Genişleyen Kentleşmenin Güncel Dinamikleri: Türkiye, Denizli Örneği Üzerinden Kapsamlı Bir Analiz
Exploring the Contemporary Dynamics of Extended Urbanisation: A Comprehensive Analysis on the Case of Denizli, Turkey
Büşra Kolaoğlu, Mehmet Penpecioglu, Aysun Aygün Oğur
doi: 10.14744/planlama.2025.10692  Sayfalar 126 - 154
Günümüzde özellikle küresel Güney’deki metropoliten kentlere odaklanan genişleyen kentleşme olgusu ve alt kentleşme pratikleri üzerine tartışmalar artmaktadır. Türkiye'de hızla gelişen Anadolu kentlerine ilişkin ampirik bulgular yetersizdir. Makale, Denizli'nin genişleyen kentsel gelişim sürecinin kapsamlı bir analizine dayanmakta ve kentsel gelişimin hızlı, tartışmalı ve parçalanmış sosyo-mekânsal yapısını keşfetmek için itici güçleri araştırmaktadır. Hızla gelişen Anadolu kentleri örneklerden biri olan Denizli, parçalı kentsel gelişim planlama müdahalelerinin öncü rolünü, ulaşım ve altyapı yatırımlarının teşvik edici gücünü ve özel sektör projelerinin önemini vurgulamaktadır. Araştırma yöntemleri, istatistiksel verilerin ve kentsel planlama belgelerinin kapsamlı kentsel mekânsal analizinden, arazi örtüsü değişikliklerinin tespitine ek olarak özgün coğrafi analizler ve kentsel gelişimin itici faktörlerine ilişkin tematik haritalar üretmekten oluşmaktadır. Araştırmanın bulguları, son 40 yıldaki parçalı kentsel gelişim planlama müdahalelerinin Denizli'nin Merkezefendi ilçesindeki genişleyen kentsel gelişimi hem tetiklediğini hem de sürdürdüğünü göstermektedir. Birçok önemli kamu yatırımı ve gayrimenkul projesi bu genişleyen kentsel gelişim sürecini desteklemiş ve kentin sosyo-ekonomik olarak kutuplaşmış coğrafyasında birbirinden kopuk parçaların üretilmesine yol açmıştır. Genişleyen kentleşmenin çeşitlenmiş ve ilişkisel bir oluşumu olarak Denizli örneği, özgün araştırma bulguları sunmakta ve küresel şehircilik uygulamalarının karşılaştırmalı analizinde farklılıkların yanı sıra dikkate değer benzerlikleri de içermektedir.

10. 
Kentsel Dönüşüm Projelerinden Beklenen Faydaların AHS-BWM Yöntemi ile Belirlenmesi
Determination of Expected Benefits from Urban Transformation Projects Using AHP-BWM Method
Tuna Batuhan, Ali Muti, Çağlar Kıvanç Kaymaz, Musa Yilmaz
doi: 10.14744/planlama.2025.57983  Sayfalar 155 - 170
Bu çalışmada, kentsel dönüşüm projelerinden beklenen faydaların çoklu kriter seçimi ve sıralama kararlarına yardımcı olmak için yapısal (Y), çevresel (C) ve sosyo-kültürel (S) ana boyutlar ve bunlara ait alt kriterlerden oluşan bir model önerisinde bulunulmuştur. Bu modelde yer alan 3 boyut ve 17 alt kriterin önem dereceleri, MCDM yöntemlerinden olan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) ve Best-Worst Yöntemi (BWM) kullanılarak değerlendirilmiş ve analiz edilmiştir. 13 uzmanın görüşlerine dayanan sonuçlara göre, AHS ve BWM yöntemlerinin her ikisinde de yapısal özelliklerin en önemli boyut olduğu, ardından çevresel özellikler ve sosyo-kültürel özelliklerin geldiği görülmektedir. Sonuçlar ayrıca, 17 kriter arasında en önemlisinin AHS yöntemine göre yapısal boyutun bir parçası olan afet risklerinin dikkate alınması kriteri olduğunu göstermektedir. BWM yöntemine göre en önemli kriter ise çevresel boyutun bir parçası olan açık alanların tasarımı ve peyzaj düzenlemesi olmuştur. Çalışmanın bulguları, kentsel dönüşüm projelerinden beklenen faydaları belirlemek için kullanılacak 3 temel boyutu ve toplamda 17 alt kriteri tanımlayarak ve her boyut ve kriter için önem ağırlıklarını iki farklı yöntemle belirleyerek literatüre önemli katkı yapmaktadır. Bu çalışmada oluşturulan genel çerçeveyi genişletmek için daha fazla açıklayıcı çalışmaya ihtiyaç olduğu açıktır. Bu çalışmada, temel boyutlar ve kriterler ile bunların ağırlıkları, Türkiye bağlamında sunulan uzman görüşlerine dayandırılmıştır. Kentsel dönüşüm projelerinden beklenen faydaların her ülke ve şehir için farklı önceliklere sahip olabileceği düşünülerek, farklı bakış açıları sağlamak için diğer ülkelerden uzman grupları kullanılarak ülke ve şehir bağlamında yeni çalışmaların yapılması faydalı olacaktır.

DERLEME
11. 
Kırsal Alanlara Kim Neden Göç Ediyor? Kentten Kıra Göç Üzerine Sistematik bir İnceleme
Who Moves to the Countryside, and Why? A Systematic Review of Urban-to-rural Migration
Rüya Erkan-Öcek, Tolga İslam
doi: 10.14744/planlama.2024.00086  Sayfalar 171 - 181
Kentsel alanlar kalabalıklaşma ve yüksek yaşam maliyetleri gibi sorunlarla karşı karşıya kalırken, kırsal alanlar alternatif yaşam tarzı ve iyileştirilmiş yaşam kalitesi arayan farklı göçmen gruplarını çekmektedir. Bu çalışma, bu göçmenlerin kim olduklarına ve taşınma kararlarını nelerin etkilediğine dair kapsamlı bir genel bakış sunmayı amaçlamaktadır. PRISMA yönergelerini takip ederek, 2024 yılına kadar Scopus ve Web of Science veri tabanlarında yayınlanmış 337 makale analiz edilmiştir. Bulgular, kentten kıra göç edenlerin yaş, eğitim geçmişi ve sosyoekonomik statü açısından heterojen bir grup olduğunu ortaya koymaktadır. Göç motivasyonları çok yönlüdür; düşük yaşam maliyetleri ve girişimcilik fırsatları gibi ekonomik faktörlerin yanı sıra, bir topluluğa ait olma ve doğayla iç içe olma gibi ekonomik olmayan itici güçleri de kapsamaktadır. COVID-19 pandemisi, uzaktan çalışma olanaklarını ve sağlıkla ilgili endişeleri hızlandırarak bu eğilimleri güçlendirmiştir. Bu inceleme, kentten kıra göçün karmaşıklığını vurgulayarak, kırsal topluluk dinamikleri, ekonomik kalkınma ve politika oluşturma üzerindeki potansiyel etkilerini öne çıkarmaktadır.

GÖRÜŞ YAZISI
12. 
Toplumsal Kitledeki Sığınak Tahayyülü Olarak Kentsel Dönüşüm, Avcılar İlçesi Deneyimi
Urban Transformation as an Imagination on Social Mass, the Case of Avcılar District
Ayşegül Laçin
doi: 10.14744/planlama.2024.69376  Sayfalar 182 - 186
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale