| EDITÖRYAL | |
| 1. | Editöryal Editorial Sayfa I |
| DIĞER (YARIŞMA, ARAŞTIRMA ÖZETLERI, ODA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDIRMELERI) | |
| 2. | Ön Sayfalar Front Matters Sayfalar II - X |
| ARAŞTIRMA MAKALESI | |
| 3. | Büyüme Hegemonyasına Alternatif Olarak Küçülme: Kent, Mekan ve Planlama Perspektifinden Bir Değerlendirme Degrowth as an Alternative to the Growth Hegemony: Discussions Based on City, Space and Planning Özge Gürbüz Atlar, Iclal Sema Dinçerdoi: 10.14744/planlama.2024.28000 Sayfalar 83 - 99 Sınırsız büyüme, gezegenin ekolojik limitlerine dayandığı günümüz koşullarında sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Büyüme hegemonyası sadece ekolojik tahribatlara yol açmanın ötesinde toplumsal, ekonomik ve mekansal eşitsizlikler de yaratmaktadır. Planlama disiplini toplumsal ve mekansal organizasyonun sağlanmasında düzenleyici bir role sahiptir. Bu durum hem ekonomik sistemde hem de düzenleyici pozisyonu sebebiyle planlama disiplininde yeni bir anlayışı gerekli kılmakta ve olanak tanımaktadır. Bu çalışma, büyüme odaklı planlamanın dışında bir kentsel tahayyül aramak üzerinedir. Öncelikle küçülme yaklaşımının ortaya çıkışı ve teorik çerçevesi aktarılmıştır. Sonrasında küçülme literatüründe kent, mekan ve planlamaya yaklaşım biçimleri Web of Science'ta oluşturulan bir formül üzerinden bibliyometrik bir analizle incelenmiştir. Elde edilen sonuç üzerinden planlama ve küçülme ilişkisi, ilişkinin kendi dinamiklerinden üretilen İmkanlar, İttifaklar: Kurumlar ve Müşterekler, İhtilaflar: Ölçek ve Kentleşme ve Yöntem: Siyaset ve Planlama Paradigması olmak üzere dört kategoride potansiyelleri ve açmazları açısından değerlendirilmiştir. |
| 4. | Mobbingin Gölgesinde Kentsel Dönüşüm: ‘Biz Burada İnsanlığımızı Kaybettik’ Urban Renewal in the Shadow of Mobbing: 'We Lost Our Humanity Here' Tuğba Tuncer Tiryaki, Iclal Sema Dinçerdoi: 10.14744/planlama.2024.82621 Sayfalar 100 - 117 Çalışma, kentsel dönüşüm uygulamalarının anlaşma aşamasında yaşanan zorla rıza üretme sürecini mercek altına alıyor. Kentsel dönüşüm, üçte iki çoğunluğun anlaşma zeminini oluşturduğu ‘rızaya dayalı’ bir uygulamaymış gibi gözükse de bu çoğunluğa ulaşma sürecinde ihlal edilen haklar ve psikolojik baskılar genellikle örtük kalıyor. Saha çalışmasında, mahalle sakinlerinin maruz kaldığı bu örtük ihlaller gün yüzüne çıktıkça, iş yeri ortamındaki hak ihlallerini ifade eden mobbing eylemleriyle kentsel dönüşümün anlaşma aşmasındaki yıpratıcı deneyimler arasında benzerlikler keşfedildi. Böylece mobbing literatürü sahayla birlikte değerlendirilerek kentsel dönüşüme uyarlandı. Çalışmaya gömülü teori yaklaşımı yön verdi ve otoetnografi derinlik kazandırdı. Çalışmanın sahasını, İstanbul’da, Büyük Çamlıca Camii’nin eteklerinde yer alan biri devlet (Kirazlıtepe) diğeri özel sektör (Mehmet Akif Ersoy) öncülüğündeki iki dönüşüm alanı oluşturdu. Anlaşma sürecinde dönüşüme son derece istekli olan aktörler (devlet, geliştirici, bazı mahalle sakinleri ve aile bireyleri), dönüşümü onaylamayan sakinlerin iletişim kanallarını, sosyal ilişkilerini, itibarlarını, sağlıklarını ve yapılı çevrelerini bozmaya yönelik çeşitli mobbing eylemlerini devreye soktu. Bu mobbing eylemlerinin amacı, mahallede yarattıkları düşmanca ortam yüzünden sakinlerin bezip anlaşmayı onaylamalarını sağlamaktı. Sonuç olarak, yaşam kali-tesini artırmayı vaat eden kentsel dönüşüm projeleri, henüz anlaşma aşamasındayken bile mevcut sakinlerin yaşam şartlarını ciddi şekilde kötüleştirir ve mahalleleri yaşanmaz hale getirir. Türkiye’de merkezi otoritenin kentsel dönüşüm proje sayılarını büyük oranda artıracağı söylemleri göz önünde bulundurulduğunda, gelecek yıllarda daha fazla kent sakininin mobbing mağduru olması muhtemeldir. Bu nedenle, kentsel dönüşümde mobbing konusunun daha kapsamlı bir şekilde incelenmesi, ispatlanabilir hale getirilmesi ve yasal tanınırlık kazanması, anlaşma sürecinin zararlı etkilerini azaltma ve mağdurların haklarını koruma açısından büyük önem taşımaktadır. |
| 5. | Haliç Tersaneleri: “Sınırlı Soylulaşma ve Sanayisizleşme” Mümkün mü? Haliç Dockyards: Is “Limited Gentrification and De-industrialization” Possible? Besime Şen, Halide Ekin Sarıcadoi: 10.14744/planlama.2024.65148 Sayfalar 118 - 133 Bu çalışma, İstanbul Haliç havzasında yer alan tersanelerin kapatılma sürecini konu etmektedir. Haliç Tersanelerinin üretim işlevine son verilerek, kültür sanat endüstrisi fonksiyonları ile yeniden yapılanması yönündeki kararlar, güncel kentsel siyasete konu olmaya devam ediyor. Kent hareketleri, tersanelerin üretime devam etmesini savunurken; ulusal ve kentsel düzeydeki yönetimler ise dünya örneklerine vurgu yaparak, tersanelerin kapatılması yönünde kararlar almıştır. 2000 yılında tersaneler kapatılmış ve bin yüz kişinin işine son verilmiştir. İşten çıkarmaların yüksek olması, sadece tersane değil, tersane çevresindeki yaşamı da dramatik biçimde etkilemiştir. Fakat kapatılma kararı kamuoyunda destek bulmamış ve 13 yıl sonra yükselen muhalif tepkiler ile bir dayanışma platformu doğmuştur. 2013 yılında “Haliç Dayanışması” bu süreci, eski tersane çalışanlarının, sendikaların, meslek odalarının ve tersane bölgesinde yaşayan kentlilerin talepleriyle örgütlemiş ve “sanayisizleşme”ye alternatif bir tutum ortaya koymuştur. Tam 6 yıl sonra bu talepler kısmen de olsa sonuç vermiş ve tersanelerin bir bölümünde üretimin devam ettirilmesi politikası benimsenmiştir. “Üretime devam etme” seçeneği, yerel yönetim ile merkezi yönetim arasında gerçekleşen çatışma ve onu izleyen bir hukuk mücadelesinin kazanımı ile sonuçlanmıştır. |
| 6. | Mersin Metropoliten Alanında Konut Bölgelerinde Gürültüye Maruz Kalma Eşitsizlikleri, Türkiye Inequalities in Residential Exposure to Noise in Mersin Metropolitan Area, Turkey Ali Cenap Yoloğlu, Bülent Halisdemirdoi: 10.14744/planlama.2024.17136 Sayfalar 134 - 149 Bu çalışmanın amacı, Mersin metropoliten bölgesinde yaşayan insanların sosyoekonomik durumları ile gürültü maruziyeti arasında bir ilişki olup olmadığını ve varsa bu ilişkinin yönünü ortaya koymaktır. Bu amaçla Mersin Büyükşehir Belediyesi ve TÜBİTAK (Marmara Araştırma Merkezi) arasında imzalanan bir protokol çerçevesinde yürütülen proje kapsamında üretilen gürültü haritaları ile bir grup değişken (bina yoğunluğu, arazi kullanım türü, bölgede yaşayanların sosyo-ekonomik durumu, kentsel makroform gelişim dönemleri) incelenerek aralarındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma sonucunda Mersin Büyükşehir Bölgesinde yaşayan nüfusun 2/3'ünün (649.000 kişi) gündüz 50 dB'den fazla gürültüye maruz kaldığı tespit edilmiştir. Sosyoekonomik durum ile gündüz gürültüsüne maruz kalma arasında ters bir ilişki olduğu; bina yoğunluğu (taban alanı oranı) arttıkça gündüz gürültüsüne maruz kalma düzeyinin arttığı; kentin yeni gelişen bölgelerinde gündüz gürültüsüne maruz kalma düzeyinin azaldığı; konut kullanımından karma kullanıma geçildikçe gündüz gürültüsüne maruz kalma düzeyinin arttığı gözlenmiştir. Başka bir deyişle, gündüz gürültüsüne maruz kalma ile sosyoekonomik durum arasında doğrudan bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgu, yurt dışında, özellikle ABD ve Kuzey Amerika'da araştırılan örneklerle tutarlıdır. |
| 7. | Kent İmgesinin Çocukların Perspektifinden Değerlendirilmesi: Trabzon Ortahisar Örneği Evaluating Urban Image from Children's Perspective: The Case of Trabzon Ortahisar Çisem Seyhan, Şeyda Bülbül Arıoğludoi: 10.14744/planlama.2024.58234 Sayfalar 150 - 165 Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından önemli mekânlar olan şehirler genellikle yollar, kenarlar, düğüm noktaları, bölgeler ve işaret öğeleri ile tanımlanır. Bu çalışmanın amacı, günümüzde mekânla etkileşimleri sınırlı olan çocukların kente yönelik algısal yaklaşımlarını belirlemek, sosyal, doğal ve tarihi çevrelerle etkileşimlerini ölçmektir. Araştırma alanı Trabzon ili Ortahisar ilçesini kapsamaktadır. Çalışmanın metodoloji kısmı sözlü anketler ve zihinsel haritaları içermektedir. Altı ortaokul, farklı sosyoekonomik bölgelerden rastgele seçilmiş ve ilçenin çeşitli yerlerinden temsil sağlanmıştır. 256 anketten ve 192 zihinsel haritadan elde edilen veriler MAXQ-DA 2020 Analytics Pro kullanılarak analiz edilmiştir. Jaccard benzerlik endeksi, anketler için ortalama %91,23 ve zihinsel haritalar için %54,80 ortalama benzerlik göstererek veri gü-venilirliğini doğrulamıştır. Bulgulara göre; sözel verilerde düğümlerin sıklığı baskınken, görsel verilerde işaret öğelerinin daha yoğun olduğu görülmüştür. Ayrıca işaret öğeleri ile tarihi yerler arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (Spearman korelasyonu=0,744, N=256). Sonuç olarak şehrin kuzey kısmının çocukların zihninde daha anlaşılır olduğu ortaya çıkmıştır. |
| 8. | Eşik Mekânlarının Tespit ve Analizi Üzerine Bir Yaklaşım: Sakarya/Adapazarı Kent Merkezi Örneği Detection and Analysis Approach of The Threshold Spaces: The Case of Sakarya/Adapazarı City Center Beyza Çilli, Mehtap Ozbayraktardoi: 10.14744/planlama.2024.80947 Sayfalar 166 - 184 Literatürde mekan analizi ile ilgili birçok çalışma olmasına rağmen, eşik mekanlarının analizi yeterince ilgi görmeyen bir konudur. Bu yetersizliği gidermek amacıyla çalışma, literatürdeki boşluğa yanıt olarak geliştirilen eşik mekan tespit ve analiz yaklaşımı önerisinin Adapazarı/ Sakarya kent merkezindeki Atatürk Parkı/Şemsiyeli Bahçe örneğinde test edilmesini amaçlamaktadır. Gerçekleştirilen üç aşamalı çalışma, ilk aşamada potansiyel eşik mekanlarının belirlenmesi; ikinci aşamada analiz edilecek eşik mekanının potansiyel eşik mekanları arasından seçimi, döküman analizi ve bu eşik alanının yerinde tespiti; üçüncü aşamada ise davranışsal haritalama tekniği kullanılarak seçilen potansiyel eşik mekanının yerinde gözlemlenmesi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan gözlem kriterleri (gözlem günleri, aralıkları, gözlemlenen mekan sayısı ve kullanılan ek teknikler), literatürdeki araştırmalardan referans alınarak eşik mekanların araştırılmasını mümkün kılacak şekilde yapılan önerilerle geliştirilmiştir. Bu sayede davranışsal haritalama yöntemine daha net bir iş akışı kazandıran, eşik mekanların analizi için ise daha spesifik ve amaca uygun olarak önerilen bir tespit ve analiz modeli açıklanmış ve bir vaka çalışmasında denenmiştir. Çalışma sonucunda yerinde gözlemlenen mekanın yorumlanmasıyla eşik mekanlarının birçok farklı boyutta eşik içerebildiği ortaya çıkarılmıştır. Çalışma eşik mekanların veya genel olarak mekanların analizi için bir yol haritası önermektedir, dolayısıyla mekanları tanımlayan eylemleri gözlemlemek ve bu eylemlere uygun tasarımlar oluşturmakla ilgilenen araştırmacılar için değerli veriler içermektedir. |
| DERLEME | |
| 9. | Yerel Yönetimler için Yeni Nesil Atık Yönetişimi Çerçevesi: Kadıköy Örneği New Generation Waste Governance Framework for Local Governments: Kadikoy Case Melda Karademir, Buket Aysegul Ozbakır Acımertdoi: 10.14744/planlama.2024.04809 Sayfalar 185 - 196 Atık yönetimi ve çevre kirliliği kontrolü gibi kamu hizmetlerinin sağlanması, sorumluluğun yerel yönetimlerde olduğu sürdürülebilirlik tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Geleneksel atık yönetimi yöntemleri katılımcı çerçevelerde yeni perspektiflerden yoksun olsa da yerel yönetimler için yeni bir atık yönetişim çerçevesine çok boyutluluk ve veriye dayalı analitik yaklaşımının getirilmesine de güçlü bir ihtiyaç vardır. Bu araştırmanın temel amacı, yerel yönetimlerin tek başına hizmet sağlayıcı olarak değil, rolünün "orkestra şefi" olarak değiştiği bilgi çağında yenilikçi, veriye dayalı ve bütüncül bir atık yönetişim çerçevesi tasarlamaktır. Çerçeve, kişi başına düşen atık miktarının şehir ortalamasının üzerinde olduğu İstanbul Metropol Bölgesi'nde bulunan Kadıköy Belediyesi için geliştirilmiştir. Araştırmanın metodolojisi, politik, organizasyonel, davranışsal ve teknolojik olmak üzere dört boyutlu bir çerçevede veri toplayabilen ve yönetebilen Web-CBS tabanlı katılımcı bir platformu içermektedir. Her boyut aynı zamanda Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 11'in yerel bağlamda operasyonel hale getirilmesini destekleyebilecek belirli bir dizi göstergeyle birlikte tanıtılmaktadır. Kadıköy ilçesinde toplanan veriler ile belediye için ticari işletmelere yönelik sürdürülebilir, yenilikçi ve operasyonel bir atık yönetişim modeli önerisi geliştirilmiştir. Sonuçlar, atık toplamayla ilgili verilerin bir Web-CBS platformunda bulunmasının ve erişilebilirliğinin, katılımcı bir yönetişim çerçevesinde önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Ayrıca ticari işletmeler arasındaki “farkındalık” ve “işbirliğine açıklık”, atık davranışında yerel yönetimin anlaması ve analiz etmesi gereken önemli faktörlerden bazılarıdır. Bu çalışma 100/2000 YÖK doktora bursu ile desteklenmiştir. |
| 10. | Yenilikçi Kapasitenin Gelişiminde Ortak Çalışma Alanlarının Etkisi - Yazın İncelemesi The Influence of Coworking Spaces on the Enhancement of Innovative Capacity - A Literature Review Senem Kozaman Aygündoi: 10.14744/planlama.2024.26234 Sayfalar 197 - 206 Yaklaşık son 10 yıldır ortak çalışma alanı kavramı ve etkileri bilimsel olarak tartışılmaya başlamış mekânsal düzenlemelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Pratikte de birçok farklı türden kullanıcının çalışmak için tercih ettiği bu alanların değişen dünya koşullarıyla ilişkilendirilerek yaratmış olduğu etkiler sosyal, ekonomik, fiziksel ve mekânsal olarak farklı disiplinlerde ele alınmaktadır. Bazı araştırmalar, oluşumu sosyal etkileşime olanak sağlayan, işbirliklerinin ve firmalar arası bilgi paylaşımının gerçekleşebileceği potansiyel yenilikçilik merkezleri olarak görmektedir. Bu çalışmada, belirtilen katkının varlığını değerlendirmek üzere, Scopus veri tabanı taraması üzerinden elde edilen araştırmalar VOSViewer ve MAXQDA programları kullanılarak içerik analiziyle irdelenmiştir. İlgili kaynaklarda, ortak çalışma alanlarının bilgi paylaşımı, iş birliği ve yenilikçiliği olumlu yönde etkilediğine dair temel bir kanı bulunmakla birlikte, eleştirel yaklaşan çalışmalarda bu ilişkinin varlığının belli koşullara ve bağlama göre değiştiği ifade edilmektedir. Mikro ölçekte dikkat çeken değerlendirmelerde, neo-liberal politikaları benimseyen batı ülkelerindeki bireyselliği ön plana çıkaran yaklaşımların topluluk olma ve birlikte çalışma kültürünü baltaladığı ifade edilmektedir. Makro ölçekte de ortak çalışma alanlarında bi-reylere ve topluluğa bırakılan yenilikçi süreçlerin değer üretmeye katkı sağlayabileceği ama dış kaynaklarla beslenmeyen bu yapıların zaman içinde kilitlenme etkisiyle sürdürülebilirliğinin riske gireceği belirtilmektedir. Önemli araştırma alanı vadeden ortak çalışma alanı ve yenilikçilik ilişkisinin gelişmekte olan ülke örnekleri üzerinden bütüncül bir anlayışla çok disiplinli ve karma yöntemlerle incelenmesi yazına değerli katkılar sağlayacaktır. |
| 11. | Geleneksel Kent Modellerinden Karmaşık Sistem Modellerine Geçiş Transition from Traditional Urban Models to Complex System Models Sıla Özdemir, Mustafa Raşit Şahin, Emine Yetişkul Şenbildoi: 10.14744/planlama.2024.38243 Sayfalar 207 - 217 Kentlerin ekonomik, sosyal ve yönetsel ilişkilerin ağ ve düğümleri üzerinden karmaşık kentsel sistemler olarak ele alındığı bir dönem içerisindeyiz. Bu çalışma, planlamada mekan, tanımı ve kavramsallaştırmasının doğa bilimleri temelli değişimini ve bu değişimin kentsel modelleme yaklaşımları üzerindeki etkisini incelemektedir. Çalışmada mekanı mutlak, kavramsallaştırmalarını ise statik ve deterministik olarak ele alan geleneksel modellerden karmaşık kent modellerine geçiş tartışılmaktadır. Dönüşen bilim anlayışı çerçevesinde kentlerin karmaşık yapılar olarak ele alınması ve modellenmesi, kentleri anlama ve yönlendirme biçimlerimiz ile planlama yaklaşımımız ve pratiğimiz açısından önemlidir. Bu doğrultuda, kentsel mekanın kavramsallaştırılmasındaki temel etmenler olan mekan-zaman ve insana ilişkin anlayışın, bilimsel düşüncenin, kavramların ve teorilerin değişimine yer verilmiştir. Karmaşık sistem yaklaşımının temel özelliklerini barındırarak kentlerin ve kentsel sistemlerin modellenmesinde kullanılan temel modeller olan dağılan, sinerjetik, fraktal, hücresel özişleme ve ajan tabanlı, kum yığını ve küçük dünya kent modelleri açıklanmaktadır. Çalışma, kentsel modelleme ve planlama alanında yeni teorik ve metodolojik yaklaşımların tanıtılmasına katkıda bulunmakla beraber, bu alandaki bilgi birikimini zenginleştirmeyi ve mevcut yaklaşımların sınırlılıklarını aşacak şekilde karmaşıklık teorisinin yöntem ve modellerini kentsel mekanın hesaplama, analiz ve tahmin araçları olarak tanıtmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, karmaşıklık teorisinin kentsel planlama süreçlerine entegrasyonunun önemini vurgulamakta, kentlerin kendi kendini örgütleyen dinamik sistemler olduğu sonucu kapsamında kentsel stratejiler oluşturulurken daha esnek ve adaptif yaklaşımlar benimsemesi gerektiği tartışılmaktadır. |
| KITAP İNCELEME | |
| 12. | İdeal Kent Arayışında Mimari Ütopyalar Architectural Utopias in Search of Ideal City Emrah Tüncerdoi: 10.14744/planlama.2024.02212 Sayfalar 218 - 220 Makale Özeti | |