Planlama Dergisi - Planning: 30 (1)
Cilt: 30  Sayı: 1 - 2020
DIĞER (YARIŞMA, ARAŞTIRMA ÖZETLERI, ODA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDIRMELERI)
1. 
Ön Sayfalar
Frontmatters

Sayfalar I - V

EDITÖRYAL
2. 
Editöryal
Editorial

Sayfa VI

DERLEME
3. 
On Dokuzuncu Yüzyılda Doğu Akdeniz Liman Kentinin Yapısı
Urban Structure of the Eastern Mediterranean Port City in Nineteenth Century
Tülin Selvi Ünlü
doi: 10.14744/planlama.2019.46704  Sayfalar 1 - 14
Doğu Akdeniz liman kentlerinin pek çoğunun gelişiminde ve bazılarının da bir iskeleden liman kentine evrilmesinde, on dokuzuncu yüzyılın özellikle Doğu Akdeniz’de yarattığı üretim biçim ve ilişkilerindeki değişimin etkisini yadsımak olanaksızdır. Ancak öte yandan, söz konusu kentlerin, ortak bazı yapısal özellikler taşıdıkları ve sahip oldukları liman olanakları ile deniz üzerinden kurulan yeni bir ilişki ağı ve biçimini üreten birer aktör oldukları görülür. Peki, özellikle on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Doğu Akdeniz’de artan ticaret ve nüfus hareketlerinin birer odak noktası olan bu kentlerin, sahip oldukları benzer yapısal özellikler, yirminci yüzyıla kadarki süreçte nasıl bir gelişim ve değişim geçirmiştir? Bu soru çerçevesinde, söz konusu kentlere ilişkin çeşitli çalışmalar incelenerek, Doğu Akdeniz liman kentlerinin ortak yapısal özellikleri ve on dokuzuncu yüzyılda geçirdikleri benzerlik gösteren mekânsal değişim ele alınmıştır.

ARAŞTIRMA MAKALESI
4. 
Sürdürülebilir Mahalle Planlamasının Değişimi, Planlamada Yeni Eğilim “EkoYer” Yaklaşımı ve Türkiye’de Uygulanabilirliği
The Variation of Sustainable Neighborhood Planning, Planning New Trends “Ecodistrict” Approaches and its Application in Turkey
Selda Gülcan Ünal, Demet Erol
doi: 10.14744/planlama.2019.27676  Sayfalar 15 - 35
Farklı sosyolojik özellikleri ile mahalleler kent dokusunun en özgün parçasıdır. Aynı zamanda temel bir planlama birimi olarak mahalle her zaman plancıların ve kent vizyonerlerinin özel ilgi alanıdır. Literatürde mahallenin genel bir tanımı olmamakla birlikte mahalle sınırları hem öznel hem de nesnel olarak tanımlanabilmektedir. 20. yüzyılın başlarından beri, daha iyi ve yaşanabilir mahalleler oluşturmak amacıyla çeşitli teoriler ve modeller geliştirilmiştir. Sürdürülebilir kalkınma kavramının ortaya çıkması ile birlikte yer ve yerele vurgu sağlayarak mahalle planlaması için yeni girişimler yükselişe geçmiştir. Mahalle planlaması hareketleri 20. yüzyılın başından, günümüze kadar olan süreçte gelişirken, her planlama hareketi bir önceki yaklaşımdan çıkan derslere göre geliştirilmiştir. Bu makalede de sürdürülebilir mahalle temelli komşuluk birimi planlama hareketleri (tarihsel süreçteki sırası; Bahçe Şehir, Mahalle Birimi, Modernizm, Neo-gelenesel, Eko-kentleşme ve EkoYer hareketleri) ilgili yazındaki eleştirileri ile karşılaştırılarak açıklanmıştır. Yakın zamana rastlayan yaklaşım Ecodistrict olarak literatürde yer almaktadır. Ecodistict kavramının içeriğindeki yer ve yere vurgunun öncelikli olması nedeniyle makalede kavram EkoYer olarak kullanılmıştır. EkoYer hareketinin diğer yaklaşımların sürdürülebilirlik hedefli sentezi, birçok Amerikan ve Avrupa kentinde de uygulama olanağı bulmuştur. Bu nedenle makalenin hedefi Türkiye’deki mahalleleri daha sürdürülebilir ve yaşanabilir kılmak için EkoYer yaklaşımı ile planlamanın mümkün olabileceğidir. EkoYer yaklaşımında kullanılan sosyal, ekonomik, fiziksel bileşenler ile kriterler tanımlanmış, daha sonra Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yöntemi kullanılarak Türkiye’de yere özgü sürdürülebilir mahalle EkoYer ajanda önerisi geliştirilmiştir. Bu amaçla, mahalle ölçeğinde sürdürebilir insan yerleşimleri tasarımını hedefleyen ve çerçeve niteliğinde içeriğe sahip olan EkoYer hareketinin ülkemizde uygulanabilirliği sonucuna varılmıştır.

5. 
Türkiye’deki Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi Süreçlerinin Stratejik Mekansal Planlama Süreçleri ile İlişkili Olarak Değerlendirilmesi
An Evaluation of Integrated Coastal Zone Management Processes in Relation to Strategic Spatial Planning Processes in Turkey
Murat Gülbitti, Burcu Halide Özüduru
doi: 10.14744/planlama.2019.09815  Sayfalar 36 - 53
Bu makale stratejik mekansal planlama sürecleri ile ilişkili olarak Türkiye’deki Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi (BKAY) süreçlerini incelemekte ve bu süreçlerin özelliklerini stratejik planlama pratikleri ile birlikte açıklamayı hedeflemektedir. Dünyada ve Türkiye’de özellikle 1990’lardan sonra stratejik mekansal planlamanın kapsamlı planlamaya alternatif olarak kentsel ve bölgesel planlama uygulamalarında etkili olmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu planlama yaklaşımı kapsamlı planlama ile karşılaştırıldığında daha esnek, eylem odaklı, katılımı destekleyerek ve karar alma süreçlerinde müzakereci olma özellikleriyle farklı seviyelerdeki devlet kurumlarının farklı ölçeklerde birlikte çalışmasını (çok düzeyli yönetişim) ve farklı sektörlerin işbirliğini ön plana çıkarmaktadır. Ancak, 2000’li yıllarda stratejik planların uygulama süreçlerine entegre edilememesi, yetki karmaşasından doğan sorunlar, plan süreçlerini destekleyen eylem plan ve programlarının eksikliği ile izleme ve değerlendirme aşamalarındaki yetersizlikler, bu planların öneminin azalmasına neden olmuştur. Son yıllarda, stratejik mekansal planlama yaklaşımının kentsel ve bölgesel planlama süreçleri ile ilişkilendirilmeye çalışıldığı görülse de bu konuda yapılan çalışmaların yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu makalede, bir stratejik mekansal planlama süreci olarak BKAY ve Planlama sürecinin mevcut yasal, kurumsal yapı ve planlama süreçleri ile ilişkisi incelenecektir. BKAY süreçlerinde yer almış uzmanlarla yapılan derinlemesine görüşmeler ışığında bu süreçlerin olumlu ve olumsuz yönleri belirlenerek, BKAY sürecinin yeniden etkinleştirilmesi için yapılması gereken düzenlemeler tartışılacaktır. Bu görüşmelerden elde edilen çıkarımlar ile kıyı alanları ve planlaması ile mevcut düzenlemelerin iyileştirilmesi için öneri planlama politikaları ve programları geliştirilebilecek; stratejik mekansal planlamanın güçlü yönleri ile kıyı alanlarının sürdürülebilir şekilde yönetimi arasında ilişki kurulabilecektir.

6. 
Konya Ovası Bölgesi’nde Özel Ekonomi Bölgesi Oluşturulmasına Yönelik GZFT Analizi ve Uzman Görüşlerinin Değerlendirilmesi
Evaluation of SWOT Analysis and Expert Opinions on the Establishment of a Special Economic Zone in the Konya Plain Region
Emre Çakmak, İsmail Önden, Mesut Samastı
doi: 10.14744/planlama.2019.54771  Sayfalar 54 - 65
Dünya ticaretinde orta ve ileri teknoloji ürünlerinin toplam ticarete oranı hızla artmaktadır. Bu duruma uyum gösterebilme kabiliyeti, gelişen ülke ekonomilerinin başarısını etkileyen önemli faktörlerdendir. Bundan dolayı her ülke dünya ekonomisindeki yerlerini güçlendirebilmek veya koruyabilmek için çeşitli politikalar geliştirmektedirler. Özel ekonomi bölgeleri, ileri teknoloji üretimine yönelimi sağlamaları, etkin yönetim yapıları, lojistik kabiliyetleri ve ARGE altyapıları nedeniyle bu kapsamda önemli bir araç olarak ortaya çıkmaktadır. Konya Ovası bölgesinde de özel ekonomi bölgelerinin kurulmasına yönelik bir istek ve bu konuda çeşitli araştırmalar mevcuttur. Özel ekonomi bölgelerinin (ÖEB) nitelikleri ve kurguları ülkeden ülkeye değiştiğinden, bölgenin güçlü ve zayıf yönlerinin ortaya konulması ilk aşama olarak görülebilir. Bu noktada bölge uzmanlarının görüşlerinin yansıtılması, bölgenin beklentilerinin anlaşılmasında ve bölgeye özel ÖEB kurgusunun yapılabilmesinde önemlidir. Bu gerekçelerden dolayı 129 davetli uzman ile bir çalıştay gerçekleştirilmiş ve Ortak Akıl Platformu adımları ile sistematik şekilde uzmanlarla GZFT analizi gerçekleştirilmiştir. Uzmanlar ile yapılan çalışmanın ilk aşamasında GZFT çalışması gerçekleştirilmiş, ikinci aşamasında ise belirlenen sıkıntılara yönelik öneri geliştirme çalışması gerçekleştirilmiştir. GZFT çalışmasının sonucunda bölgenin konum avantajı, üretim kapasiteleri, maliyet avantajları gibi güçlü ve fırsatlar ortaya çıkmış. Bürokrasi, kurumsallaşma, nitelikli istihdam, limana mesafe gibi başlıkların ise tehdit veya zayıf yön olarak gösterilmiştir. Bu çalışma kapsamında elde edilmiş olan bulgular bölgede kurulması muhtemel olan ÖEB’e yönelik beklentiyi ortaya koymuştur. Bu nedenle, makale çalışması ÖEB ile ilgili bir ön çalışma olarak kurgulanmıştır.

7. 
Sağlık Eşitsizlikleri, DSÖ Yaşam Kalitesi Ölçeği Üzerinden Bir Değerlendirme: Mersin İli Mezitli İlçesi Örneği
Health Inequalities, an Evaluation through WHO Quality of Life Scale: the case of Mersin Province Mezitli District
Ali Cenap Yoloğlu, Ahmet Öner Kurt, Yasemin Sarıkaya Levent, Tolga Levent, Sinan Burat, Servet Karaca, Serkan Gökalp
doi: 10.14744/planlama.2019.29484  Sayfalar 66 - 88
Bu çalışmanın amacı Mersin ili Mezitli İlçesi genelinde Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeğini kullanarak sağlık eşitsizliklerinin ortaya çıkmasında etkili olan kırılma noktalarını ortaya koymaktır. 18 yaş ve üstündeki nüfusa mahalle bazında mahalle nüfusu, yaş grubu ve cinsiyet gözetilerek uygulan toplam 1083 anket sonucunda bedensel, psikolojik, sosyal ve çevresel alan puanları açısından bireyin mensup olduğu sosyal sınıfı belirleyen tüm değişkenlerin yaşam kalitesi ölçeği üzerinde tanımlayıcı etkisi olduğu gözlenmiştir. Buna karşın yaşanılan mahallenin yaşam kalitesi ölçeği üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. Ancak mahallelerin homojen alanlar olmadığı düşünüldüğünde, aynı mahalle içindeki mekânsal nitelik farklılaşmaları (sağlık hizmetlerine kolay erişim, yeterli yeşil alan varlığı, yeterli gölgelik alan varlığı) yaşam kalitesi alan puanlarını etkilemektedir. Buna ek olarak bazı konut kullanım kolaylıkları da (konutun mülkiyeti, konutta kullanılan ısınma biçimi, evdeki oda sayısı, evde kullanılan içme suyu kaynağı, konutu kullanma süresi) yaşam kalitesi alan puanları üzerinde fark yaratan bir etkiye sahiptir. Dolaysıyla bireyin sınıfsal konumu hem doğrudan hem de konutun kullanım kolaylıkları ve çevresel olanaklar gibi dolaylı yollardan yaşam kalitesi ölçeğini etkilemektedir.

8. 
Ankara’da Eğitimsel Sosyo-Mekansal Ayrışma
Educational Socio-Spatial Segregation in Ankara
Umut Erdem
doi: 10.14744/planlama.2019.52244  Sayfalar 89 - 103
Sosyo-mekansal ayrışma, kentler için her zaman büyük bir olgu olmuştur ve kentlerin sosyal ve mekansal çevresi küreselleşme temelli hegemonyaya paralel olarak dönüşürken ve yeniden yapılanırken daha da önem kazanmaktadır. Bu çalışma, Ankara ilinde eğitimin sosyo-mekansal ayrımının 2008’den 2014’e kadar 478 Ankara mahallesi için ve sırasıyla birincil, ikincil ve üçüncül olmak üzere üç eğitim seviyesi için tartışılmasını maçlamaktadır. Bu kapsamda, tüm eğitim düzeylerinin mekansal dağılımı ve mekansal bağımlılığı analiz edilmiştir. Sonrasında, tüm eğitim seviyelerinin mekansal dağılımı ve mekansal bağımlılığın mekansal olarak nasıl değiştiği tahmin edilmiştir. Mekansal veri analizleri, mekansal ayrışma yöntemleri ve mekansal istatistik yöntemleri gibi ileri mekansal analizler, Ankara’da eğitimsel ayrımcılığın mekansal dinamiklerini ortaya çıkarmak için kullanılmıştır. Bu çalışma, önemli sonuçları ortaya koymaktadır (i) her eğitim seviyesinin farklı eğilimlere sahiptir ve sosyo-mekansal ayrışmada mekansal bağımlılık paternleri belirgindir, (ii) yüksek öğretim eğitim seviyesinin hızlı bir düşüş eğilimine sahiptir, (iii) güney-kuzey düalizminin yeniden yapılanmıştır.

9. 
Ara Toplu Taşıma Sistemlerinde Güvenlik Algısı: İstanbul’da Minibüs Örneği
Perception of Safety within Intermediate Public Transportation Systems: The Case of Minibüs' in İstanbul
Melis Oğuz
doi: 10.14744/planlama.2019.29981  Sayfalar 104 - 117
Kentsel taşımacılıkta önemli bir yeri olmasına rağmen minibüs ve ara toplu taşıma sistemleri Türk yazınında yeterince yer bulamamıştır. İhtiyaçları karşılan(a)mayan ve hızla büyüyen kentsel nüfusun ihtiyaçlarına cevap olarak ortaya çıkan minibüs taşımacılığı, kendiliğinden ve enformel gelişen bir kent kültürüne de ışık tutması açısından önemlidir. Doğası gereği belirsizlik ve kuralsızlığın etkin olduğu minibüs taşımacılığı kişisel güvenlik ile ilgili kaygı ve korkuları arttırıcı etkiye sahiptir. Bu makale, Ocak ve Şubat 2018’de gerçekleştirilen odak grup çalışmalarında elde edilen veriler ışığında güvenlik algısı ve güvenlik algısını etkileyen etmenleri ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Bu çalışma güvenlik algısının; bir sistemin nasıl çalıştığının ve özgün niteliklerinin anlaşılması için anahtar nitelikte olduğunu savunmaktadır. Çalışma bulguları, görüntü ve konforun güvenlik algısını etkileyen önemli faktörler olduğunu ortaya koymuştur. Görsel, işitsel ve kokusal uyaranlar minibüsün özel bir işletme olduğunu vurgular nitelikte olduğundan yolcular minibüste, bir toplu taşıma sisteminde özel mekan kurgusuna maruz kalmakta, bu da güvenlik algılarını olumsuz etkilemektedir. Çalışmadan elde edilen bir önemli bulgu da katılımcıların minibüs taşımacılığını tercih değil mecburiyet olarak tarif etmeleri ile ilgilidir. Odak grup tartışmalarının açık bir şekilde ortaya koyduğu üzere katılımcılar kendi korku ve rahatsızlıklarını hafifletebilmek için stratejik taktikler geliştirmekte, yolculukları ile ilgili hal ve tavırlarını; inmesi gereken durakta inmemek, seyahat zamanlamasını değiştirmek gibi güvenlikle ilgili yeni kırılganlıklar geliştirmelerine sebep olan belirli değişiklikler yaparak modifiye etmektedirler. Esneklik, büyüklük ve sunduğu hizmet açısından değerlendirildiğinde minibüs taşımacılığının potansiyelleri olduğu kadar zayıf yönleri de bulunmaktadır. 32 milyon günlük yolculuk hacmi olan metropoliten bir şehirde, basit bir arz-talep dengesine dayalı olarak gelişmiş enformel bir sistemin dinamiklerini anlamak önemlidir. Minibüs taşımacılığı, yolcu taleplerini, kentin mekânsal sınırlılıklarını ve ulaşım planlaması mekanizmalarını anlamak için önemli bir araştırma sahasıdır. Minibüs taşımacılığının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar verimli olmayacaktır; ancak bu sistemin derinlemesine bir analizinin yapılması, mevcut toplu taşıma sistemlerinin geliştirilmesi için bir araç olma potansiyeli taşımaktadır.

10. 
Eğlence ve Yeme-İçme İşletmelerinin Turizm Faaliyetlerine Yönelik Görüş ve Algılamalarının Belirlenmesi Üzerine Bir Araştırma: Boğaziçi Alanı Örneği
An Investigation to Determine Opinions and Perceptions of Entertainment and Food & Beverage Businesses towards Tourism Activities: The Case of Bosphorus, İstanbul
Aslı Altanlar, Zeynep Enlil
doi: 10.14744/planlama.2019.50479  Sayfalar 118 - 135
Bu çalışma, turizm odaklı bir gelişim senaryosunda turizmden herhangi bir fayda sağlayamayacak kadar karar verme sürecinden soyutlanabilen yerel işletmelerin turizm gelişmesine yönelik tavır ve tutumlarını görünür kılmayı hedeflemektedir. Bu amaçla İstanbul’un önemli doğal ve kültürel kaynaklarından biri olan Boğaziçi Bölgesi’ndeki eğlence, yiyecek ve içecek hizmeti veren yerel işletmelere anket uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini Boğaziçi Bölgesi’nde soyut ve somut kültürel mirası ve doğal mirası ile ön plana çıkan 26 mahalledeki işletmeler oluşturmuştur. İşletmelerin turizm müdahalelerine karşı davranış ve tutumlarını ölçebilmek için elde edilen veriler Temel Bileşenler Analizini (TBA), “Ağırlıklandırılmış Doğrusal Kombinasyon Yöntemi (WCL)” kullanılarak analiz edilmiştir. Bu analizler sonucu, yerel işletmelerin turizm odaklı davranış ve tutumlarını belirleyen yedi adet faktör belirlenmiştir. Bu faktörler “turizm odaklı stratejiler”, “turizmin algılanan olumlu etkileri”, “rekabetçi çevre koşulları”, “sosyo- ekonomik çevre koşulları”, “yere bağlılık”, “sosyo kültürel çevre koşulları“, turizmin algılanan olumsuz etkileri” olarak adlandırılmıştır. Yerel işletmelerin turizme karşı davranış ve tutumlarını belirleyen en önemli faktörün “turizm odaklı stratejiler” olduğu görülmüştür. Sonuç olarak yerli ve yabancı girişimcileri kente çekmek üzere yapılan müdahalelerin mahalledeki sosyo-ekonomik ve fiziki dokusunda bir değişim meydana getireceği ve bu değişimin mahallenin özgün kimliğinin de değişmesine ve hatta hem mahalle sakinlerinin hem de yerel işletmelerin giderek yerlerinden edilmelerine neden olan bir soylulaşma sürecini tetikleyeceği unutulmamalıdır. Bu ise kent hakkı ve yerel kimlikle ilgili pek çok problemi de beraberinde getirecektir. Bu çalışma, sürdürülebilir ve adaletli bir kentsel gelişme için yerel halkı ve yere özgü değerleri gözeten kamu politikalarına ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.

11. 
Hücresel Özişlem Yöntemi ile İzmir Körfez Tüp Geçiş Projesinin Rant Artışına Etkisinin Tahminlemesi: İnciraltı Örneği
Forecasting the Effects of İzmir Bay Tube-Tunnel Project on Rent Increase with Cellular Automata Method: The Case of İnciraltı
Hüseyin Mert Arslan, Yavuz Duvarcı
doi: 10.14744/planlama.2019.02414  Sayfalar 136 - 146
Bir kentin zaman içerisinde uğradığı değişimin, gelişme yönünün ve arazi kullanımlarındaki değişim eğilimlerinin simülasyonlarla belirlenmesi ile geleceğe yönelik tahminler yapmak etkili bir planlama çalışmasında oldukça önemlidir. Mevcut literatürde, kentlerin çevreye yayılımı; Hücresel Özişlem, Çok Ajanlı Sistemler, Yapay Sinir Ağları gibi karmaşık sistem modelleme teknikleri ile modellenmektedir. Hücresel Özişlem bu yöntemlerin en çok uygulananlarından biridir. Kentsel mekanın zamanda uğradığı değişim ve CBS’de Hücresel Özişlem (HÖ) yöntemiyle tahminlenmesi önemi artan bir konu olmuştur. Ülkemiz gündeminde yer alan köprü, tüp geçit, vb. projelerin kendileri kadar önemli ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri vardır. Özellikle bu tür mega-projelerin kentsel rantlara olduğu kadar, planlama süreçlerine de olumlu/olumsuz ikincil ve sinerjik etkileri bulunmaktadır. Bu tür etkilerin gelecekte ne olacağı da planlama açısından aynı derecede önemlidir. Ancak, mega-projelerin kentsel ranta söz konusu yöntemle etkisinin ele alınması oldukça yenidir. Rayiç bedel ve rantı belirleyen parametreler hakkında emlakçı görüşleri veri alınarak İzmir İnciraltı’ndan geçmesi planlanan İzmir Körfez Tüp Geçiş Projesinin (İKTG) HÖ ile üç olası senaryo bazında ve 2016’dan sonra beşer yıllık dönemlerde rant etkileri simüle edilmiştir. Yöntemin işleyiş sınaması yapılmış, İnciraltı bölgesindeki rantların geleceğe ilişkin verisi üretilmiştir. İKTG’nin, bölgenin hangi noktalarına güçlü etkide bulunabileceği gözlemlenmiştir. Böylece, büyük projelerin olası rant etkisi ile ilgili planlamanın yararlanabileceği ve ileride yazılıma dönüştürülebilecek elverişli bir araç geliştirilmiştir.

LookUs & Online Makale