| DIĞER (YARIŞMA, ARAŞTIRMA ÖZETLERI, ODA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDIRMELERI) | |
| 1. | Ön Sayfalar Frontmatters Sayfalar I - V |
| KITAP İNCELEME | |
| 2. | Koronavirüs Zamanında Merrifield’in Amatörlük Önerisini Düşünmek Considering Merrifield's proposition of amateurism in times of coronavirus Meriç Kırmızıdoi: 10.14744/planlama.2020.83446 Sayfalar 329 - 331 Makale Özeti | |
| DERLEME | |
| 3. | Kentler ve Yeni Kentsel Kuramlar: Kentleşmeyi Merkezine Alan Üç Kuram Üzerine Cities and New Urban Theories: On Three Theories That Center Urbanization Emine Yetişkul Şenbildoi: 10.14744/planlama.2020.81488 Sayfalar 332 - 341 Bugün çoğunluğu kentlerde yaşayan nüfusun, yakın gelecekte kentleşme eğiliminin de devam etmesiyle, daha da artacağı kesin olarak beklenmektedir. Geleceğin kentlerinin bugünün kentlerinden farklı olacağı bilinmektedir. Bu noktada kentlere ilişkin araştırmaların önemi de artmaktadır. Bu makalede yakın zamanda öne çıkan üç farklı kentleşme yaklaşımı, Gezegensel Kentleşme, Postkoloniyal Kentleşme ve Birleşmeler Kentleşmesi ele alınacaktır. Farklı kuramsal düşünce temellerine sahip ancak aralarındaki sınır çizgileri keskin olmayan bu üç yaklaşımın ortak özelliği, şehirlere, kentleşmeye ve kentselliğe ilişkin bugüne kadar biline gelen doğrusallıkları, hiyerarşileri ve sınıflandırmaları eleştirmesidir. Gezegensel Kentleşme, kent-kır ikilemini, Postkolonyal Kentleşme Küresel Kuzey-Güney veya Batı-Doğu ikilemini ve Birleşmeler Kentleşmesi de geçmişi-potansiyeli, gerçekleşeni-olasılığı veya sosyal-nesnel olanı sorgulamaktadır. Makalede, bu üç kentsel yaklaşıma yönelik eleştiriler de dikkate alınarak, genel bir değerlendirme yapılmaktadır. |
| 4. | Kilistra antik kenti alan yönetim planı denemesi Area management plan draft of Kilistra ancient city Tuba Bülbül Bahtiyar, Gülşen Dişlidoi: 10.14744/planlama.2020.60352 Sayfalar 342 - 360 UNESCO, Dünya Doğal ve Kültürel Mirasının Korunmasına Dair Sözleşmeyi 1972 yılında kabul etmiş, Türkiye bahse konu Sözleşmeyi 1982 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla onaylamıştır. Günümüzde, Türkiye’nin Dünya Mirası Geçici Listesinde, özgünlük ve bütünlüklerini büyük oranda koruyan ve üstün evrensel değerlere sahip 83 adet eseri yer almakta böylece bu eserler, tüm insanlığın ortak malı olarak güvence altında olmaktadır. Dünya Miras adayları da UNESCO üyesi her ülkenin geçici listelerinden seçilmektedir. Bu araştırmada, örnek alan çalışması yöntemi kullanılmış, Konya kent merkezine ≈50 kilometre mesafede yer alan, Kapadokya benzeri bir yerleşim yeri özelliği sergileyen Kilistra Antik Kenti örneklem alanı için yönetim planı denemesi yapılmıştır. Böylece, alanın sürdürülebilir korunması, gelişmesi ve kalkınması amaçlanmıştır. Ayrıca alan, UNESCO Dünya Geçici Miras Listesine girme potansiyeli açısından değerlendirilmiştir. Yönetim planı denemesi kapsamında, alana dair detaylı eylem planları hazırlanmış, GZTF analizi yapılmış, öneri yönetim alanının sınırları, vizyon, hedef ve paydaşları belirlenmiştir. Geçici adaylık formatı kapsamında da alanın özgünlük ve bütünlük beyanı, üstün evrensel değer kriterleri ve benzer örnekler araştırılmıştır. Yönetim planı hazırlanması, geçici listeye girmek için bir zorunluluk olmasa da, bu araştırma ile Kilistra Antik kenti için geliştirilen öneri plan denemesi sayesinde bölgenin tanınırlığının ve sürdürülebilir korunurluğunun arttırılabileceği, ayrıca, sahip olduğu potansiyelleri ile de Geçici Listede değerlendirilebileceği düşünülmektedir. |
| ARAŞTIRMA MAKALESI | |
| 5. | Türkiye’de Göçle Oluşmuş Yaşama Bölgelerine Yönelik Yasal Müdahaleler ve Kentsel Dönüşüm Uygulamaları Legal Interventions and Urban Transformation Practices for Areas Formed by Emigrations in Turkey Senem Tezcan, Hayat Zengin Çelikdoi: 10.14744/planlama.2020.71677 Sayfalar 361 - 373 Ülkemizde yaklaşık 70 yıllık bir zaman diliminde kırdan kentlere yönelen göçler ve fiziksel yansıması olan gecekondular pek çok kentsel müdahalenin konusunu oluşturmuşlardır. Gecekonduların kentsel müdahalelere konu alınmasındaki temel unsur ise, arazi ve yapılaşma ile ilgili konularda sahip oldukları yasal olmayan içerik olmuştur. Bu durum müdahaleleri yönlendiren yasalar için gerekçe yaratmakla birlikte, gecekonduların yayılımı engellenememiş ve popülist tutum ve yaklaşımlar nedeniyle bu oluşumlar Türkiye kentleşme pratiğinin temel dinamiği olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bir kısmı yerleşimlerdeki gecekonduları yıkmaya yönelik, bir kısmı yenilerinin yapılmasını önleyici nitelikte olan söz konusu yasal düzenlemeler, barınma hakkını kentte kendine özgü çözüm yöntemleri ile elde eden göçmenlerin giderek mülkiyet hakkına sahip olması için bir meşrulaştırıcı içerik yaratmıştır. 2000’li yıllardan sonra ise planlama yoluyla dönüşümün yerini yasal mevzuatları arkasına alan ve çoğunlukla göçle oluşmuş alanlarda büyük ölçekli projeleri içeren kentsel dönüşüm uygulamaları almaya başlamıştır. Bunlardan 5393 sayılı Belediye Kanunun 73. Maddesi ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun son dönemin iki önemli dönüşüm aracı haline gelmişlerdir. Çalışma bu noktada Türkiye’deki kentsel dönüşüm uygulamalarının alansal dağılımlarını Resmi Gazete ilanları üzerinden ortaya koymaya çalışmaktadır. Tamamlanma durumuna bakılmaksızın sadece ilan kararları üzerinden projelerin yıllara göre değişimini ve mekânsal büyüklüklerini ele almakta ve uygulamaların ülke genelindeki yaygınlık düzeyini haritalar aracılığıyla göstermeye çalışmaktadır. |
| 6. | Sanat Aracılığı ile Birarada Olma Durumları ve Beyoğlu’nun Mekânsal Kültüründeki Yansımaları Expression of Arts-Driven Social Co-presences in the Beyoğlu’s Spatial Culture Güzin Yeliz Kahyadoi: 10.14744/planlama.2020.60783 Sayfalar 374 - 388 Kentlerde farklı sanat organizasyonlarının kesişen yer seçimleri dolayısıyla ortaya çıkan sanat mekânlarının oluşturduğu kümelenmeler, kentlerin sosyal canlılığı için önemli yerler olarak kabul edilmektedirler. Bu makale bu argümanı İstanbul Beyoğlu’nda sanat organizasyonlarının sanatsal etkinlikleri düzenlerken seçtikleri mekanlar üzerinden analiz eder. Bir taraftan sanat etkinliklerin yerlerini haritalarken, makalenin odağında hem etkinliklerin etkisinde, hem de bölgedeki yaya kullanımı etkisi altında ele alınması gereken Beyoğlu sokak ağı konfigürasyonu vardır. Metodolojik olarak, tespit edilen tüm sanat etkinlik mekânları bir sosyal bir-arada olma durumunun aktif yaratıcıları olarak ele alınırken, mekandaki yaya hareketi bu etkinlik meskenlerini ilişkilendirerek ağsal bir yapıya dönüştüren mekanizma olarak ele alınır. Makale Beyoğlu sokak ağının konfigürasyonunu analiz ederek, sokak ağının bölgedeki yaya akışına potansiyel etkisini ortaya çıkarmakta, bölgede yaya akışına dayalı ortaya çıkan mekânsal kullanımlara vurgu yapmaktadır. Bu yaklaşımla, makalede sanatsal etkinliklerin kentsel deneyiminde mekânsal süreçlerin sosyal olanı biçimlendirmedeki rolüne dair çıkarımlar yapılır. |
| 7. | Rant Etkisinde Zekeriyaköy: Çepere Yönelen Plan, Yatırım ve Kullanıcı Tercihlerine Dair Bir Araştırma Zekeriyaköy Under Rental Impact: A Research on Plan, Investment and User Preferences at the Periphery Elif Menteş, Evrim Töredoi: 10.14744/planlama.2020.14622 Sayfalar 389 - 403 Dönemin temel sektörü olması dolayısıyla tarım sektörüne bağlı olarak iktisat alanında ortaya çıkmış ve gelişmiş olan rant teorileri ve araştırmaları bugün kentsel planlama alanında önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte mevcut çalışmaların ağırlıkla kuramsal tartışmalardan ibaret olduğu ve konuyla ilgili durum çalışmalarının ye-terli düzeyde olmadığı gözlenmiştir. Bu makalede rant olgusu, rantı yaratan faktörler ve aktörler kentleşme baskısının çok yüksek olduğu İstanbul’da, üst gelir grubunun yerleşme için tercih ettiği çeper alanlardan biri olan Zekeriyaköy örneği üzerinden ele alınmıştır. Teorik çalışmaların altını çizdiği rant unsurlarından hareketle çalışmada kullanılmak üzere Alan için tanımlanan rant göstergeleri arasında; nüfus artışı, yerleşim alanının büyümesi, altyapının gelişimi, sokak sayısındaki artış, konut tipolojisi ve niteliklerinde değişiklik, arsa ve konut metrekare değerlerinde artış, ulaştırma altyapısının gelişimi yer almaktadır. Alan sakinleriyle yapılan anketler, kurum ve kuruluşların temsilcileriyle yapılan derinlemesine mülakatlar ve alanda yapı-lan analiz ve gözlemler çalışmanın başlıca kaynaklarını oluşturmuş-tur. Çalışma bulguları, 1980’lerin ortalarında yetmiş hanelik bir köy yerleşimi olan Zekeriyaköy’ün birkaç on yıl içinde yatayda ve kısmen düşeyde gelişerek büyüdüğüne ve bu büyümede rant olgusunun var-lığına dikkat çekmekte, merkezi ve yerel kamu aktörlerinin özellikle ulaşım ve konut alanlarındaki plan, proje ve yatırımları ile, planlarla önü açılan özel sektör yatırımlarına, özellikle de üst gelir grubunu hedefleyen lüks konut projelerine işaret etmektedir. Zekeriyaköy’de rant unsurunu ortaya çıkaran bir diğer olgu 1999 Marmara depreminin ardından İstanbul’un deprem riskli güney bölgelerinde yaşa-makta olan bir kesimin kuzeye, deprem güvenlikli alanlara doğru yer değiştirme eğilimleri olmuştur. Bu eğilim; alanda zaten 1990’lardan beri var olan konut geliştirme projeleri, alanın doğa ile iç içe yapısı, kent merkezine yakınlığı ve ulaşım proje ve yatırımları gibi etkenler-le birleştiğinde, özellikle üst gelir grubu için çekici bir unsur haline gelmiştir. Dolayısıyla, hedef kitleye bağlı olarak konut tiplerinde ve özelliklerinde ortaya çıkan değişiklik de sözü edilen rantın sebepleri arasındadır. Zekeriyaköy’deki değer artışları, alanın kent merkezine göre konumu bağlamında değerlendirildiğinde “farklılık rantı”na örnek gösterilebilirken, parsellerin yatırımcılarına toprakların bugünkü piyasa değerleri bağlamında artı-değer yaratması açısından “tekel rantı”nın niteliklerini sergilemektedir. Bununla birlikte söz konusu değer artışları, alan sakinlerinde, mülklerini satma ya da kiralama eğilimi yaratmamaktadır. |
| 8. | İstanbul Basın Ekspres Aksı’nın Gelişme ve Dönüşme Dinamikleri Development and Transformation Dynamics of İstanbul Basın Ekspres Route Gülşen Pelin Olcay, Hilal Gözde Nurtekindoi: 10.14744/planlama.2020.98853 Sayfalar 404 - 420 1970’lerde Fordist üretimde yaşanan kriz sanayi sektörünün kentlerin dışına çıkmasına ve sanayi kentlerinin hizmet kentlerine dönüşmesine sebep olmuştur. Gelişmiş ülkelerde kentsel dönüşüm, sanayi sonrası gelişme aşamasının sorunlarını ve özellikle de Post-Fordist dönem dinamiklerinin yol açtığı sosyo-ekonomik ve mekansal çöküntüleri aşmaya yönelik geniş kapsamlı bir yeniden yapılandırma biçimi olarak görülmektedir. Kentlerin sürekli geliş-mesi sebebiyle kentin içindeki boşaltılmış sanayi alanlarının dönüştürülerek tekrar kullanılmaları kent için önemli bir hale gelmiştir. Sanayinin uzaklaştığı kentlerde yeni bir mekansal yapılanma başlamıştır. Üretim kentleri olmaları nedeniyle sanayinin kent mer-kezinde yer aldığı şehirlerde, boşalan sanayi yerleri, yeni kentsel mekan ihtiyaçları için yeniden kullanım gereksinimiyle dönüşmeye başlamışlardır. Eski sanayi yapıları ya da alanları, küreselleşmeye ayak uydurma çabasındaki kentlerin “potansiyel yeni fonksiyon alanları”dır. İstanbul Osmanlı döneminden beri sanayinin kurulduğu ve geliştiği bir merkez olmuştur. Ancak kent merkezinde kalan sanayi yarattığı pek çok sorun sebebiyle 1970’lerden beri desantralize olmakta, söz konusu sanayi alanları bir dönüşüm yaşamaktadır. 1970’lerden sonra İstanbul’un merkezinden ayrılan sanayinin geldiği bölgelerden birisi de ulaşım avantajları sebebiyle TEM ve E-5 yollarının çevresi olmuştur. 1980'lerde TEM ve E-5 otoyollarının arasındaki bağlantıyı sürdürmek için inşa edilen Basın Ekspresi Aksı bölgede hızlı arazi kullanımı değişikliklerine yol açmıştır. Bu çalışmanın amacı, İstanbul’daki önemli bir sanayi bölgesinde yer alan Basın Ekspres Aksı’nda sanayinin gelişim ve dönüşüm süreçlerini ve bu süreçlerin dinamiklerini araştırmak-tır. Çalışmada halihazır harita verileri kullanılarak Basın Ekspres Aksı’nda sanayinin 1980 öncesi, 1980–1990, 1990–2000, 2000–2010 yılları arası ve 2010 sonrası olmak üzere 5 dönemde gelişimi ve dönüşümü incelenmiş, birincil ve ikincil kaynaklardan elde edi-len bulgularla bu süreçlerin dinamikleri ortaya konmuştur. Araş-tırma bulgularına göre, bölgede 1970’lerde başlayan sanayileşme,1980’lerden sonra hızlanmıştır. Zamanla nüfus ve yapı yoğunluğu artan, kentin merkezinde kalan aksta ve çevresinde 2000’li yıl-larda sanayinin imar planları ile desantralizasyonu başlamış, bu bölgede çok sayıda konut, rezidans, ofis ve otel projesi hayata geçirilmiştir. Diğer yandan aksın doğusunda, Bağcılar İlçesi’nin bazı bölgelerinde kirletici olmayan sanayi faaliyetlerine izin verilmektedir. Dolayısıyla aksın yer aldığı bölge halen üretim talebinin ve üretim potansiyelinin devam ettiği bir bölgedir. Bu açıdan Basın Ekspres Aksı ve çevresi hem sanayi kenti hem sanayi sonrası kenti görünümüne sahiptir. |
| 9. | Arazi Düzeninin Çanak Çömleksiz Neolitik (ÇÇN) Dönemdeki Kökeni – Akarçay Tepe Plaka C (Nizip Eski Kenti) The Roots of Land Arrangement in the Pre-Pottery Neolithic Age – The Akarçay Tepe Plaque C (Nizip Old City) Şirin Gülcen Eren, E. Seda Arslandoi: 10.14744/planlama.2020.98704 Sayfalar 421 - 446 İlk insan yerleşme tipo-morfolojisini gösteren, Çanak Çömleksiz Neolitik (ÇÇN) Döneme ait Akarçay Tepe Plaka C (Nizip Plakası)’nin, mekana bilinçli bir müdahalenin varlığının ve artisanal bir ürünle arazi düzeninin kayıt altına alındığının ispatı olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda; bu makale, Plaka C’nin mekansal özelliklerini ortaya koyarak bugünki kentsel konumunu ve dönemsel yerleşme niteliğini, Plaka arazi düzeninin mevcut peyzajda ve kentsel dokuda kalan izleri üzerinden belirlemeyi amaçlamaktadır. Dönem yerleşmesinin arazi aplikasyon ilkelerini tespit etmek bir diğer amaçtır. Mülkiyet oluşturmaya yönelik arazi düzenlemesi ve arazi modeli şeklindeki kaydının ÇÇN Dönem’den bu yana süregelen bir insan davranışı ve mekanı şekillendirme ihtiyacı olduğunu betimlemek makalenin hedefidir. Makale ayrıca, yerleşme tasarım ilkeleri kentleşme kuramı kapsamında rasyonel bir ÇÇN Dönem yerleşme modeli geliştirmeyi hedeflemektedir. Plaka C’nin mekansal analizinden hareketle, plakanın izlerinin bir miras ve varlık olduğu ve izlerin korunmasının gerekliliği tartışılmıştır. Bu bağlamda, kentsel planlama ve kentsel arkeoloji disiplinlerinin rolü eleştirel bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Araştırmada; multidisipliner bir inceleme yöntemi kullanılmıştır. Plaka C’nin arazi düzeninin en eski Nizip yerleşme planına sayısal olarak işlenmesi, sayısal yükseklik modelinin ve topografya haritalarının oluşturulması ve Plaka C arazi düzeninin mevcut arazi yapısı ve kadastral düzenle örtüştürülmesi yoluyla bir veri tabanı hazırlanmıştır. Plaka arazi düzeni, tasarımı ve ölçüleri mevcut kentsel doku ile karşılaştırılmıştır. Analizlerde; Nizip yerleşmesinin çeşitli dönemlerine ait halihazır haritaları, hava fotoğrafları, imar planları ve kadastral planları kullanılmıştır. Çalışma, literatür taraması ile desteklenmiştir. Arkeolojik bir buluntudan hareket edilerek belirlenen mekansal izler, 2018 yılında yapılan arazi çalışmasıyla yerinde kontrol edilmiştir. |
| 10. | Zaman ve Mekân Kesitinde Sınırötesi Mirasların, Dünya Mirası ile Karşılaştırmalı Analizi A Comparative Analysis of Transboundary Heritages with World Heritage cross Time and Space Seval Cömertlerdoi: 10.14744/planlama.2020.54376 Sayfalar 447 - 467 Sınırötesi miraslar Dünya Miras Listesi’nde (DML) birden çok dev-letin paydaş olduğu doğal, kültürel ya da karma nitelikli miras alanlarıdır. Dünya Mirasının (DM) uluslararası işbirliği ile korunmasını temel gaye edinen Dünya Miras Sözleşmesi'nin en net tezahür-lerinden biri olarak kabul edilen bu miraslar biyolojik ve kültürel çeşitliliğin korunmasında, devletlerarasındaki ilişkilerin ve ortak-lıkların geliştirilmesinde, çatışma çözümünde ve barışın tesisinde yanı sıra sürdürülebilir kalkınmada önemli bir role sahiptir. Bu çalışmanın amacı koruma ve planlamada özel bir boyut olan sınırötesi mirasların gelişimini zaman ve mekân kesitinde DM geneli ile karşılaştırmalı olarak incelemek ve bu sahada yapılacak yeni çalış-malar için öneriler geliştirmektir. Araştırma DML’ye girmiş bütün sınırötesi mirasları kapsamaktadır. Çalışmada, öncelikle kavramsal ve kuramsal altyapı sunulmuş ve önceki çalışmalar gözden geçirilmiştir. Ardından, sınırötesi miras alanları miras sayısı ve güvenliği, listelenme yılı, miras türü, paydaş devlet sayısı ve bölge değişken-lerine göre analiz edilmiştir. Değişkenlere ilişkin veriler Dünya Miras Merkezi’nden temin edilmiş olup, verilere betimleyici istatistik analiz teknikleri uygulanmıştır. Bulgular sınırötesi mirasların çok geniş bir çeşitlilik sunduğunu, ayrıca sınırötesi miras listesinin miras sayısı, türü ve paydaşlık ilişkileri bağlamında belirgin zamansal ve mekânsal farklılıklar içerdiğini ve bu durumun DML geneli ile kısmen örtüştüğünü kısmen de ayrıştığını ortaya koymuştur. Za-man kesitinde, sınırötesi miras listesinin 3 önemli dönüm noktası bulunmaktadır. Bu bağlamda, 1995 senesi miras sayısının düzenli ve ivmelenerek artmaya başladığı yıl, 2000 senesi türel dağılım oranlarının kültürel miraslar lehine değişmeye başladığı yıl, 2005 senesi ise konumlanış ve paydaşlık ilişkilerinin dönüşmeye başladığı yıldır. Fakat bu tarihler DM geneli için bir dönüm noktası değildir. Mekân kesitinde ise hem DM genelinin hem de sınırötesi mirasların bölgelere dağılımında nicel ve türel dengesizlikler vardır. Bu dengesizlikte belirleyici bölge köklü bir planlama geleneğine ve koruma bilincine sahip Avrupa’dır. Zira DM’nin yarısı, sınırötesi mirasların yarıdan fazlası ve sınırötesi kültürel mirasların neredeyse tamamı Avrupa-Kuzey Amerika bölgesinde yer almaktadır. Ayrıca, sınırötesi miras sahibi devletlerin yarıdan fazlası Avrupa’dadır. Öte yandan, DML’de Türkiye’den hiç bir sınırötesi miras bulunmamaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’nin sınırötesi miras potansiyeli incelenmeli, Mimar Sinan eserlerinin sınırötesi kültürel miras varlığı olarak DML’ye eklenmesi yönünde çalışmalar gerçekleştirilmelidir. |
| 11. | Kent ve Kadın: Bir Beden Pratiği Olarak Mekâna "Açılmak" ve "Kapanmak" City and the Woman: “Opening” and “closing” to the Space as a Body practice Selda Tunç Subaşidoi: 10.14744/planlama.2020.05924 Sayfalar 468 - 477 Bu çalışma, Rize merkez ilçede 2018 yılında tamamlanan üniversite öğrenci kültürü üzerine yürütülen etnografik çalışmanın bulgu-larına dayanmaktadır. Çalışmada, 35 kadın ve 22 erkek öğrenci ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Üniversite, kentin merkezinde olan fiziksel konumunun yanında ekonomik, sosyal ve kültürel olarak öğrencilerin varlığı ile yeniden şekillenmektedir. Kentin merkezindeki yerel eşraf ile farklı bir kültürel atmosfer-den kopup gelmiş öğrenci, farklı karşılaşma pratikleri ve hissiyatlar yaşamaktadır. Çalışmanın temel sorunsalı, kadın öğrencilerin kültürel hegemonya mücadelelerine kıyafetler üzerinden nasıl ek-lemlenmekte olduğu ve kentin ortak duyusunu hangi biçimlerde temsil ettikleri üzerinedir. Kadın öğrencilerin kampüs çevresinde etkileşerek giyim kuşam gündeliğini yeniden ürettikleri görülmektedir. Kadın öğrencilerin giyimi üzerinden gerçekleşen “ahlak” ve “biz” vurgusu ise bedendeki başörtüsü, ferace gibi sembollerle biçimlenerek eril bakışta kazanılan bir onay mekanizmasına dönüşmektedir. Böylelikle kent içindeki kamusal alanlarda kadın öğrencilerin hareketliliği artarken diğer yandan kontrol ve denetim süreçleri kadın bedenindeki çelişkileri görünür hale getirir. Kadın öğrenciler, bedenlerini örtünme pratikleri üzerinden “açık” ve “kapalı” olmak üzere ikiye ayırarak tanımlamaktadır. Bu çalışmada bedenin ikiye bölünmüş tanımlarının eril bakış ve mekandaki etkileşimlerle yeniden üretildiği ortaya çıkmıştır. Beden üzerindeki hegemonya mücadeleleri, kültürel yapılardan, bireyin moda ve tü-ketimle olan ilişkisine kadar genişleyen bir örüntüde değerlendirilmelidir. Ancak bu sayede, mekân ve beden arasındaki kesişimler daha da net bir görüntü sergileyebilir. |
| 12. | Tekirdağ Kent Merkezinin “Yürünebilirlik” Açısından Değerlendirilmesinde Bir Yöntem Araştırması A Methodological Research in Evaluation of “Walkability” of Tekirdag City Center Hatice Meltem Gündoğdu, Elifnur Dinçerdoi: 10.14744/planlama.2020.50570 Sayfalar 478 - 507 İnsanın, çevre ile bütünleşmesini sağlamak için kullandığı en büyük olanaklardan biri hareket yeteneğidir. Bu bağlamda yürünebilirlik kavramı önem kazanmaktadır. Yürünebilir çevreler oluşturmak; her türlü yaya, özellikle engelliler, yaşlılar, küçük çocuklu ebeveyn-ler gibi dezavantajlı gruplar için güvenli ve rahat ortam sağlanması, tüm yaşayanların kamusal yaşama katılabilmesi ve sağlıklı bir yaşam için önemlidir. Yürünebilir bir çevre için en başta yapılı çevrenin hangi unsurlarının insanları yürümeye teşvik ettiğini bilmek gereklidir. Yapılan bilimsel araştırmalarla temel ilke ve bulgularda yürünebilirliği etkileyen, birbirlerine yakın özellikte kriterler vurgulan-maktadır. Ancak halen belirlenen kriterlerin göreceli önemi ile ilgili tartışma devam etmektedir. Her şehir yaşayanları ve yaşam alanları ile farklı karakteristik özelliklere sahiptir. Yürünebilirlik üzerine yapılan her araştırma, sonuç bulgularıyla literatüre önemli katkı sağlayacaktır. Makale kapsamında yürünebilirliğe dair bir çalışma bulunmayan Tekirdağ kent merkezi için yürünebilirliği etkileyen faktörlerin ve var olan yaya hareketinin sistemli ve objektif bir şe-kilde hem matematiksel hem gözlemsel olarak değerlendirildiği bir yöntem önerisinde bulunulmaktadır. Çalışma, yaya yoğun alanların belirlenmesinde ve kentsel biçimlenme özelliklerinin yaya hareketi üzerindeki etkisinin anlaşılmasında mekan dizimi analiz yöntemi; yürünebilirliğe etki eden faktörlerin belirlenmesi ve değerlendirilmesine ilişkin gözlemsel analiz yöntemi; yaya hareket yoğunluğunun belirlenmesinde sayım yönteminin kullanıldığı deneysel bir araştırmadır. Sonuç bulgularıyla, yürünebilirliğe etki eden kriterler ortaya çıkartılarak, bu kriterlerin yaya hareketi oluşumundaki öne-mi ve kentsel biçimlenme özellikleri ile yaya hareketi arasındaki ilişki kanıtlanmıştır. Yaklaşımın, yürünebilirlik bazlı çalışmalarda mevcut ulaşım akslarının yürünebilirlik kapasitelerinin değerlendirilmesinde yönlendirici bir araç olarak kullanımı önerilmektedir. |
| 13. | Tekerlekli Sandalye ile Ulaşılabilirliğin Yapı Grubu ve Kentsel Ölçekte İrdelenmesi: Eskişehir Odunpazarı Kentsel Sit Alanı ve Kurşunlu Külliyesi Evaluation of the Accessibility with Wheelchair in Scale of Building Group and Urban Scale: Eskisehir Odunpazari Urban Site and Kurşunlu Complex Hasan Ünver, Orkun Alptekindoi: 10.14744/planlama.2020.22590 Sayfalar 508 - 521 Kentsel alanların ve yapıların ulaşılabilirliği, sadece engelli bireyler için değil, yaşlılar, çocuklar ve tüm bireyler için önemli bir yere sahiptir. Günümüzde, engelli bireylerin haklarını koruyan yasa ve mevzuatlar mevcut olmakla birlikte, bu mevzuatların uygulamaya geçirilmesinde eksiklikler görülmektedir. Bu çalışmada, aralarında engellilerin de bulunduğu, birçok yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Eskişehir Odunpazarı Kentsel Sit Alanı ile Kurşunlu Kül-liyesi, tekerlekli sandalye kullanıcıları bağlamında, ulaşılabilirlik açısından incelenmektedir. Elde edilen veriler doğrultusunda, ulaşılabilirliğin sağlanamadığı durumlara yönelik çözüm ve öneriler sunulmaktadır. |
| DIĞER (YARIŞMA, ARAŞTIRMA ÖZETLERI, ODA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDIRMELERI) | |
| 14. | Teşekkür Thanks Sayfa 522 Makale Özeti | |