| DIĞER (YARIŞMA, ARAŞTIRMA ÖZETLERI, ODA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDIRMELERI) | |
| 1. | Ön Sayfalar Frontmatters Sayfalar I - V |
| EDITÖRYAL | |
| 2. | Editöryal Editorial Sayfa VI |
| DERLEME | |
| 3. | COVID-19 Pandemisinin Derinleştirdiği Sosyo-Mekânsal Eşitsizlikler ve Kentsel Alanın Yeni Dinamikleri Socio-Spatial Inequalities Deepened by the COVID-19 Pandemic and New Dynamics of Urban Space Hazal Pehlivandoi: 10.14744/planlama.2021.43765 Sayfalar 352 - 360 Küresel COVID-19 pandemi süreci kentleri ve kentsel yaşamı etkisi altına alırken, neoliberal politikalarla büyüyen kentlerin pan-demi mücadelesinde genel olarak yetersiz kaldığı görülmüştür. Kamu yararını görmezden gelen ve kâr odaklı kentleşme politikaları ile büyüyen kentler, eşitsizliklerin ve ayrışmanın en yoğun yaşandığı mekânlar haline gelmiştir. Dolayısıyla, bireyler kentsel mekânda virüsle savaşmada eşit koşullara sahip değildir. Kentlerde var olan eşitsizlikleri ve ayrışmaları derinleştiren pandemi süreci, tasarım ve planlama süreçlerinde ihmal edilen halk sağlığı bakışını öncelikli olarak gündeme getirmiştir. Bu nedenle, halk sağlığını etkileyen ve pandemileri şekillendiren sosyo-mekânsal eşitsizliklerin kapsamlı bir şekilde değerlendirmesine gereksinim duyulmaktadır. Bu doğrultuda, bu çalışma pandemi boyunca yaşanan sosyo-mekânsal eşitsizlikleri ortaya koyarak, kendi kendine yetebilen "20 dakikalık mahalleler" modelini alternatif bir bakış açısı olarak önermektedir. Böylece, halk sağlığı bakışını önceleyen, herkes için adil, erişilebilir, sağlıklı ve yaşanabilir kentsel mekânlar yaratmak mümkün kılınabilir. |
| 4. | Tasarımda Değer-Yarar İlişkisi ve Temsil Problemi Üzerine Bir İrdeleme A Discussion on the Value-Utility Relationship and Representation Problem in Design Murad Babadağ, Oğuz Haşlakoğludoi: 10.14744/planlama.2021.64426 Sayfalar 361 - 367 Bu makalede, “iyi tasarım” kavramının önce değer bağlamı, yapma/olma ilişkisi üzerinden, bilginin değere dönüşmesi ve “iyi” çerçevesinde, sonra da, yine yapma/olma ilişkisi kapsamında çağdaş tasarım yaklaşımlarıyla kıyaslanarak irdelenecektir. İnsanın tasarım yoluyla bilgi ve değer bağlamı üzerinden kendisini bir tür olarak nasıl doğayı araçsallaştırarak ayrıcalıklı bir konuma getirdiği, temsil inşa edebilme vasıtasıyla kendini bir tür olarak nasıl tesis ettiği ortaya konulmaya çalışılacaktır. Doğada hâlihazırda duran bir malzeme ve kuvveti birleştirerek bu yaptığı nesne üzerinden değer kavramını keşfetmesi ve bu keşfi mimetik eylem sayesinde yapabilmesi irdelenecektir. Öte yandan insanın bu faaliyet vasıtasıyla edindiği ve diğer canlıların yapamadığı seviyede temsil yapabilmesi sayesinde benlik tesisinin nasıl kurulduğuna dair bir öneride bulunulacaktır. Böylece ‘yapma’ eylemi üzerinden bilgi ve değer bağlamının nasıl bizatihi insanın ‘olma’ esasında kendisini ürettiği araştırılacaktır. |
| 5. | Çevresel Dönüm Noktaları ile Ekosistem Hizmetleri ve Ekonomik Kökenleri Environmental Milestones and Ecosystem Services and Economic Origins Merve Ersoy Miricidoi: 10.14744/planlama.2021.79926 Sayfalar 368 - 377 Son yüzyılda artan nüfus ve endüstriyel gelişmeler ekosistem fonksiyonları üzerinde dramatik etkilere neden olmuştur. Dünyanın sahip olduğu ekosistem kaynaklarının kısıtlı olması ve bu kaynaklar üzerinde artan arz ve talep doğal kaynakların daha detaylı araştırılması gerektiğini gün yüzüne çıkarmıştır. Bu doğrultuda ekosistem ürün ve hizmetleri peyzaj ve şehir bölge planlama aracı olarak son on yıldır giderek artış gösteren bir araştırma alanına dönüşmüştür. Popülerleşen bir araştırma alanı olarak ekosistem hizmetlerinin tanımı, kapsamı ve kategori sistemlerinde pek çok farklılık ve karmaşa hakimdir. Buna ek olarak özellikle Türkiye’de yapılan çalışmalarda ekosistem hizmetlerine yönelik elde edilen ekolojik bulguların ekonomik zemine aktarılmaması dikkat çekici sorunlardan biridir. Bu durumda da ekosistem hizmetleri çalışma alanına dair dar bir kapsamda ele alınan bir yaklaşım sergilemektedir. Bu çalışmada ekosistem hizmetlerine yüzeysel bir bakış açısından öte insana ait çevresel düşünce sistemleri içinde doğa ve dolaylı olarak ekosistemin insan algısındaki konumuna odaklanılmıştır. Bu konumu belirleyen en önemli itici güçlerden biri de ekonomidir. Nitekim ekosistem hizmetleri yaklaşımı yeni keşfedilmiş bir kavram olmaktan ziyade geçmişte gerçekleşen pek çok çevresel hareket ve eylem ile şekillenmiştir. Bu kapsamda ekosistem ürün ve hizmetlerinin günümüze ulaşırken geçirdiği dönüşümler, anahtar kişi ve anahtar olaylar, değişen bakış açıları ve bu bakış açılarının ekolojik ve ekonomik keşişim arayüzündeki literatür eksikliğine katkı sağlaması amacı ile bu çalışma gerçekleştirilmiştir. |
| 6. | Açık Yeşil Alan Sistemi Planlanma ve Tasarım Süreçlerinde Millet Bahçelerinin Rolü The Role of Nation Gardens in the Planning and Design Processes of the Open Green Space System Berfin Şenik, Osman Uzundoi: 10.14744/planlama.2021.36043 Sayfalar 378 - 392 Bilindiği gibi, açık yeşil alanlar kentsel sürdürülebilirliğin ayrıl-maz bir parçasıdır. Pek çok farklı tipolojiyle kentlere; ekolojik, toplumsal, rekreasyonel ve mekânsal katkılar sunmaktadırlar. Bu katkıların (çok işlevli olarak) kentsel mekâna yansıtılması sistematik bir yaklaşımla mümkündür. Bu bağlamda hem dünyada hem de Türkiye’de açık yeşil alanlara ilişkin pek çok hedef, strateji ve standart geliştirilmiştir/geliştirilmektedir. Ülkemizde son yıllarda, tarihi bir öneme sahip millet bahçesi kavramı açık yeşil alan tipolojisi olarak yeniden gündeme gelmiştir. Bu kavram ayrıca, farklı açık yeşil alan stratejileri ile birlikte ele alınmaya başlanmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, millet bahçesi kavramının açık yeşil alan sistemi planlama ve tasarım süreçlerindeki rolü irdelenmiştir. Bu kapsamda, farklı açık yeşil alan tipolojilerinin dünyadaki ve ülkemizdeki tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. Sonraki aşamada, açık yeşil alanlara ilişkin ülkemizdeki yasal-yönetsel yapı irdelenmiştir. Buna yönelik olarak merkezi yönetim tarafından ortaya konulan Millet Bahçesi Rehberinin açık yeşil alan sistemi planlaması ve tasarımı üzerindeki etkisine ilişkin saptamalar yapılmıştır. Son olarak yine merkezi yönetim tarafından gündeme getirilen millet bahçelerinin ekolojik koridorlarla bütünleştirilmesine yönelik bazı öneriler getirilmiştir. Böylece, millet bahçesi kavramının diğer açık yeşil alan bütünleştirilmesine ve yetkin bir açık yeşil alan sisteminin planlama ve tasarım sürecine önayak olabilecek bir altlık ortaya konulmuştur. |
| 7. | Türkiye'de Kentsel Dönüşümün Yasalar ve Aktörler Üzerinden Dönemsel Olarak Değerlendirilmesi Periodical Evaluation of Urban Transformation in Turkey Via Laws and Actors Fidan Yolcudoi: 10.14744/planlama.2021.46504 Sayfalar 393 - 401 Türkiye'de 1950'li yıllardan 1980'li yıllara kadar kırdan kente göç ile birlikte kentlerin nüfusunda hızlı bir artış gözlenmiştir. Hızlı göçün etkisiyle birlikte kentlerde imara aykırı ve plansız gecekonduların inşası çarpık bir kentleşmenin ortaya çıkışında etkili olmuştur. İmar mevzuatına aykırı olan bu yapılar 775 sayılı gecekondu yasasıyla meşrulaştırılmış ve buna paralel olarak gecekondu yapımı her geçen gün artış göstermiştir. Bu yasayı izleyen süreçte 1980'li yıllarda imar afları ve ıslah imar planları ile gecekonduların apartman biçiminde yapılanmalarına izin verilmiştir. Gecekonduların fiziksel ve çevresel yönden eskimesi ve meşrulaştırma süreçleri kentsel dönüşüme konu olan uygulamaları gündeme getirmiştir. 1980'li yılların sonunda ilk kentsel dönüşüm uygulamaları Ankara'da Dikmen Vadisi ve Portakal Çiçeği Vadisinde uygulanmaya başlamıştır. 2000'li yıllara gelindiğinde ise Türkiye'de kentsel dönüşüm farklı tipleriyle yasalarda yer almış ve yaygın bir biçimde uygulanmaya başlamıştır. Bu makalede, Türkiye'de kentsel dönüşümün gelişimi kronolojik bir biçimde dönemsel olarak değerlendirilmiştir. Her bir dönem Türkiye'nin sosyal, ekonomik ve siyasal bağlamı ile kentleşme süreci ilişkilendirilerek ele alınmıştır. Çalışmada 2000'li yıllarda ardı ardına çıkan kentsel dönüşüme ilişkin yasaların belirmesi açısından önem taşımaktadır. Her bir yasa, kapsamı, hedefi, yetki tanımı, yetkiye sahip olan aktörler, hak tanımı ve çıktılar yönünde ele alınmıştır. |
| 8. | Sürdürülebilir Mahalleler, COVID-19 Benzeri Pandemilerin Etkilerini Azaltmaya Katkıda Bulunabilir mi? LEED-ND Sistemi Bağlamında Bir Değerlendirme Can Sustainable Neighborhoods Contribute to Reducing the Impacts of Pandemics Like COVID-19? An Evaluation in the Context of LEED-ND System Serkan Yıldız, Zennure Özdemir Yıldızdoi: 10.14744/planlama.2021.71501 Sayfalar 402 - 413 2019 yılı sonunda ortaya çıkan ve birkaç yıl daha devam etmesi beklenen COVID-19 salgını, insanların hayatlarını sosyal, psikolojik ve ekonomik olarak birçok yönden ciddi şekilde etkilemeye devam ediyor. Bu süreç, salgının yapılı çevre içerisinde insanların birbiri ile teması sonucu yayılması ve alınan tedbirlerin doğrudan veya dolaylı olarak yapılı çevre üzerinde etkileri olması nedeniyle, yapılı çevrenin pandeminin etkisini azaltacak şekilde tasarlanmasının çok önemli olduğunu göstermiştir. Bu bakış açısıyla gerçekleştirilen bu çalışmada, ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan sürdürülebilir yapılı çevreler vaat eden Mahalle Sürdürülebilirliği kavramının gelecekte ortaya çıkması muhtemel pandemilerin etkisinin azaltılmasına katkı sağlayıp sağlamayacağı incelenmiştir. Bu amaçla öncelikle pandeminin yayılması ve pandemi önlemleri ile ilgili yapılı çevre tasarım unsurları belirlenmiştir. Sonraki aşamada kapsamlı bir literatür taraması yapılarak pandemi bağlamında kentsel tasarım unsurlarına ilişkin iyileştirme ve değişiklik önerileri tespit edilmiştir. Ardından, şu anda en çok bilinen ve yaygın olarak kullanılan mahalle sürdürülebilirlik değerlendirme sistemi olan LEED-ND sisteminde söz konusu önerilerin nasıl ele alındığı incelenmiş ve LEED-ND sisteminin uyarlanmasına yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Çalışmanın, sürdürülebilir mahalle tasarımı ve inşasının salgınlar açısından önemini ortaya koyması ve Mahalle Sürdürülebilirlik Değerlendirme (NSA) sistemlerinin geliştirilmesi çalışmalarına ışık tutması açısından literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. |
| ARAŞTIRMA MAKALESI | |
| 9. | Kentsel Yenileme ile İlgili Yasal Düzenlemelerde Takdir Yetkisinden Gelen Esneklikler Flexibility from Discretion in Legal Regulations on Urban Renewal Sezen Tarakçı, Şevkiye Şence Türkdoi: 10.14744/planlama.2021.65707 Sayfalar 414 - 427 Türkiye’de, kentlerin planlaması düzenleyici planlama sistemi ile sağlanmaktadır. Ancak, 2000’lerden itibaren planlama sistemindeki önemli değişiklikler, teorideki yapıdan uzaklaşılarak, pratikte esnek planlama sistemine doğru evrilmeye yol açmıştır. Benzer şekilde, kentsel yenileme uygulamalarında da esnek sistemin varlığı öne çıkmaktadır. Kentsel yenileme uygulamalarında esneklik iki farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Birincisi, kentsel yenileme uygulamalarının, 2004 yılından itibaren yürürlüğe giren özel amaçlı kanunlar ile gerçekleşmesidir. Kentsel yenileme ile ilgili özel amaçlı kanunlar, düzenleyici planlama sisteminin en temel özelliği olan hiyerarşi ilkesini, doğrudan devre dışı bırakmaktadır. Bu durum, kentsel yenileme uygulamalarının mevcut planlama sisteminin dışında gerçekleşmesini sağlamaktadır. Bu durum esnekliğin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İkincisi ise, kentsel yenileme ile ilgili yasal düzenlemelerdeki, yetkinin kullanımına ilişkindir. Kentsel yenileme uygulama süreçlerinde, gerek merkezi yönetime, gerekse yerel yönetimlere birçok konuda takdir yetkisi verilmiştir. Bu durum da esnekliğin şekillenmesinde doğrudan etkili olmuştur. |
| 10. | Kültürel Mirasa Katkı Sağlayan Kültür Rotalarında Yerelin Katılımı ve Sosyo-Ekonomik Kalkınması Üzerine Bir Yaklaşım An Approach to the Participation of the Local Community and the Socio-Economic Development in Cultural Routes Contributing to the Cultural Heritage Ezgi Özer, Kevser Üstündağdoi: 10.14744/planlama.2021.90277 Sayfalar 428 - 447 Kültürel kaynakların korunmasında pek çok araçtan biri olan kültürel rotalar, yörenin sahip olduğu doğal peyzaj, gelenekler, yaşam biçimi, el sanatları, tarihi ve mimari değerler gibi miras öğelerinin seyahatler aracılığıyla ve yürüme deneyimi ile keşfini sağlamaktadır. Bu keşif, korumanın ötesinde uluslararası ölçekte tanınırlığını artırmakta ve bölgenin ekonomik açıdan da gelişmesine katkı sunmaktadır. Kentlerin devamlı değişen dinamik yapısı gereği, özellikle sanayileşme sonrası dönemde ve küreselleşmenin de etkisiyle toplum yapısında da hızlı bir farklılaşma yaşanmaya başlanmıştır. Eğitim 10 seviyesinin artması ile artan refah düzeyi, çevre bilincinin oluşmasına ve kültürel kaynakları keşfetme arzusuna yol açmıştır. Özellikle kentlilerin kendi ülkelerinin veya diğer ülkelerin kültürlerini görmeye yönelik yaptığı seyahatler ile bu kaynakların keşfedilmesi ve onların korunarak gelecek kuşaklara aktarma gerekliliği söz konusu olmuştur. Kültürel mirasın korunması ve tanıtılması için gerçekleşen projelerde, süreçlere yöre halkının dahil edilmesi, bölgenin ekonomik ve sosyal açıdan kalkınmasına yol açmaktadır. Çalışmanın ana konusunu oluşturan kültürel miras değerlerinin korunması gerekliliğinde bir araç olan kültür rotalarının bulunduğu bölgeye sunabileceği katkı, yerel halkın sosyal yapısı, beklentileri ve yörenin potansiyelleri göz önünde bulundurularak, yapılan alan çalışmasında iki köy üzerinden incelenmiştir. Alan çalışmasından elde edilen bulgular, karşılaştırmalı bir tablo ile beş öncelik üzerinden “Kültür Rotalarında Yerelin Katılımı ve Sosyo Ekonomik Kalkınması Üzerine Bir Yaklaşım Önerisi”ne dönüştürülmüştür. |
| 11. | Müştereklerin Çitlenmesi Ekseninde Kadınlar: Ekofeminist Perspektiften Türkiye’de Çevre Hareketleri Women in the Axis of the Enclosure of Commons: Environmental Movements in Turkey from the Ecofeminist Perspective Dalya Hazar Kalonyadoi: 10.14744/planlama.2021.82712 Sayfalar 448 - 465 Ekofeminist perspektif tarafından yapılan yakın tarihli çalışmalar, toplumsal cinsiyet, çevre/doğa, doğal varlıklar, müşterekler ve çevre eylemleri arasındaki karşılıklı ilişkilere işaret ederken; biyoçeşitliliğin korunmasında kadınların küresel rolünü de tartışmaktadır. Kırsalda yaşayan ve geçimi doğal varlıklara bağlı olan kadınlar ile bitki biyoçeşitliliği ve tohumların korunması arasındaki belirgin ilişki yabancı literatürde sıklıkla ifade edilmektedir; ancak bu konu Türkiye’de henüz yeterince tartışılmamıştır. Kırsalda kadınlar, tohumların çeşitliliği ve sürekliliğinden, gıda döngüsü ve güvenliğinden, yem bitkilerinden, hayvancılıktan, ormancılıktan ve daha birçok üretim ve toplumsal yeniden üretim aracından sorumludur. Kadınların bu görünmez emeği, büyük tarım şirketlerinin dikte ettiği kısır monokültürler ile biyoçeşitliliğin kadimden beri süregelen, uzun erimli varlığı arasındaki çatışmanın tam ortasındadır. Buna ek olarak, ekofeminist perspektiften bakıldığında, doğal varlıkların ve/veya ekolojik müştereklerin çitlenmesine tepki olarak ortaya çıkan çevre eylemleri içerisinde kadınların oldukça görünür, hatta ön planda olduğu dikkat çekmektedir. Çalışma, ekofeminizm, müşterekler ve çevre hareketleri kavramlarına dair yapılan literatür taraması ve Türkiye’deki çevre hareketlerine dair yapılan medya analizi aracılığıyla çevre/doğa ve kadınlar arasındaki ilişkiyi müştereklerin çitlenmesi ekseninde tartışmakta ve CBS analiz araçlarını kullanarak Türkiye’deki çevre hareketlerini mekansallaştırmaktadır. |
| 12. | Farklı Sokak Kanyonlarında Rüzgârın Hava Kirliliği Dağılımı Üzerindeki Etkisi: Erzurum Örneği The Effect on Air Pollution Distribution of Wind in Different Street Canyons: The Case of Erzurum Elif Nur Sarı, Sevgi Yılmazdoi: 10.14744/planlama.2021.49368 Sayfalar 466 - 479 Kentlerde nüfusunun hızla artması, çevre sorunlarının çeşitlenmesine ve yeni boyut kazanmasına yol açmaktadır. Özellikle kış aylarında artış gösteren hava kirliliği kentlerde yaşanabilirlik açısından dış mekân konforunu olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, farklı özelliklerdeki sokak kanyonlarında rüzgârın hareketi, ağaçların varlığı ve bunların hava kirliliğinin dağılımına etkisini analiz ederek, sokak ölçeğinde yayalar için daha konforlu tasarım kriterlerini belirlemektir. 2018 yılı hava kirliliği verilerinin analizinde ve haritalamasında ArcGIS 10.3 Spatial Analysis Modülündeki Interpolation yöntemi kullanılarak, Erzurum kenti için hava kirliliğinin mekânsal analizi haritalandırılmıştır. Oluşturulan hava kirliliği haritasında, kirliliğin yoğun ve az yoğun olduğu mevcut mekânlardan, ağaçlı ve ağaçsız olmak üzere dört farklı sokak kanyonu belirlenmiştir. Belirlenen sokak kanyonlarının analizinde Sayısal Akışkanlar Dinamiği (CFD) ANYSY 16.0 bilgisayar programı kullanılmıştır. Sokak analizleri, rüzgâr akış hızı, bina çatısı, ağaçlar ve yaya seviyesine göre karşılaştırılmış, yaya seviyesinde daha düşük olduğu belirlenmiştir. Hava kirliliğinin az olduğu sokaklarda; ağaçsız sokakta %23, ağaçlı sokakta %25 rüzgâr hızında düşüş olduğu hesaplanmıştır. Hava kirliliğinin yüksek olduğu sokaklarda; ağaçsız sokak %29 ve ağaçlı sokak da %57 oranında rüzgâr hızında azalma olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, sokak kanyonları özelliklerine göre rüzgârın yönünü ve hızını etkileyerek, hava kirliliğinin dağılımında önemli rol aldığı belirlenmiştir. Sokağınhakim rüzgâr yönüne paralel olması ve rüzgârı engelsiz olarak alması hava kirliliğinin dağılmasında iyileştirici bir etken olarak görülmüştür. Dar sokak kanyonlarında ise ağaçların kullanılmasının rüzgâr hızını engellediği saptanmıştır. Ayrıca, binalar arası mesafesi az olan ve dar kanyon özelliği gösteren sokaklarda ise hava kirliliğinin daha fazla yoğunlaştığı belirlenmiştir. Geniş sokak kanyonlarının ağaçlandırılmasında rüzgârın hızını kesmeyen, yüksekten dallanan ve geçirgen dokuya sahip olan ağaç türlerinin tercih edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Alanın doğal özellikleri dikkate alınarak tasarlanacak sokakların yaya dostu ve daha yaşanabilir mekânlar olacağı vurgulanmıştır. |
| 13. | İmar Barışının Kentsel Korumaya Yönelik Olumsuz Etkilerinin İstanbul Tarihî Yarımada Perspektifinden İncelenmesi Investigation of Negative Effects of Zoning Peace on Urban Conservation from the Perspective of Istanbul Historical Peninsula Can Bulubaydoi: 10.14744/planlama.2021.16023 Sayfalar 480 - 499 İmar aflarının son sürümü denebilecek İmar Barışı düzenlemesi, 2018’de hayata geçirilmiş, birçok açıdan tartışılmıştır. 06.02.2019’da Kartal’da çöken ve İmar Barışı başvurusu olduğu ortaya çıkan bina ile 26.09.2019’da Silivri’de yaşanan 5.8 büyüklüğündeki deprem, İstanbul’daki yapı stokunun durumunu tartışmalı hâle getirmiştir. Tarihî Yarımada olarak bilinen ve Fatih ilçesinin sınırlarıyla örtüşen bölge, yapı stokunun tarihî ve mimari değeri ile risk durumu nedeniyle kritik önemdedir. Fatih’in büyük bölümünün kanun kapsamında olması, ilçedeki kaçak yapılaşma unsurlarının yasallaşmasını sağlamıştır. Bu, ilçede yaşayanların can güvenliği ile ilçenin tarihî dokusu ve kültürel mirasının devamlılığı açısından endişe verici bir durum yaratmıştır. Bu güncel ve kritik durum, makalenin çıkış noktasıdır. İmar Barışı ve kentsel koruma arasındaki çelişkilerin ortaya koyulması ile Tarihi Yarımada’nın kültürel mirasının korunmasıysa makalenin amacı olarak öne çıkarılmış, bu bağlamda kanunun olumsuz etkilerine yönelik tespitler yapılmıştır. Makalenin odak noktasının önemini vurgulamak açısından, planlama ve koruma kavramları arasındaki ilişkiye dair çok sayıda çalışması olan İlhan Tekeli’nin eserlerinden oluşan geniş literatür incelenmiştir. Tekeli’nin kendi uzmanlık alanı olan planlama ve büyük önem verdiğini söylediği kentsel koruma ilgili yorumları derlenmiştir. Bunun yanı sıra kentsel koruma ilke ve uygulamaları ile ilgili literatür incelenmiş ve makalenin teorik altyapısı güçlendirilmiştir. Tarihî Yarımada’nın makale boyunca dikkat çekilmiş mevcut durum ve riskleri ise ilçenin birçok semtindeki sorunlu yapı stoku fotoğraflanarak görünür kılınmıştır. Bundan hareketle çeşitli tespit yapılmış, öneriler sunulmuştur. Bu çalışma ile İmar Barışı’nın, tarihî kent merkezlerinde ve Tarihî Yarımada’da yaratabileceği sorunlara dikkat çekilmesine, bir farkındalık yaratılmasına çalışılmıştır. |
| 14. | Türkiye’deki Serbest Planlama Bürolarının Coğrafyası: Mekansal ve Sektörel Analiz Geography of Private Planning Offices in Turkey: Spatial and Sectoral Analysis Binnur Öktem, Gizem Aksümerdoi: 10.14744/planlama.2021.18942 Sayfalar 500 - 518 Türkiye’de 2000’lerde hızlanan inşaat odaklı büyüme politikaları kentlerin hızlı yeniden yapılanmayı getirmiştir. Bu süreçte kentsel rantın yaratılması ve dağıtılmasında en önemli araçlardan birisi olan planlama kurumu, yasal ve yönetsel düzenlemeler ile kaotik ve dağınık bir hale gelmiştir. Planlama, siyaset ve piyasa ile ilişkileri bağlamında ülke gündeminde her zamankinden daha fazla yer alır iken, bu ekonomi politik altında planlama pratiğinin nasıl dönüştüğü ise çok az tartışılmıştır. Bu makale Türkiye’de mekânsal planların büyük bir çoğunluğunu yapan serbest planlama bürolarına, bu büroların coğrafyasına, karne yönetmeliğinin planlama bürolarının sektördeki faaliyetlerine etkilerine ve büroların yaptıkları işlere odaklanmaktadır. Bu kapsamda Şehir Plancıları Odasından temin edilen MDU verileri, anket ve derinlemesine görüşmelerden oluşan saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada planlama okulları ile birlikte büroların sayısının arttığı, büroların coğrafi olarak tüm Türkiye’ye yayıldığı tespit edilmiştir. Ankara’daki A grubu karneli bürolar piyasada hakimiyetlerini korur iken, ülkenin gelişmiş kentlerinde bölgesel hakimiyet kuran bürolar oluştuğu bulunmuştur. 2000 sonrasında sektör genişlemiş ve çeşitlenmiş, sektörün büyümesinde plan değişiklikleri en belirgin şehircilik hizmeti olarak ön plana çıkmıştır. Üst ölçekli planlar yada uzmanlık gerektiren planları daha çok A grubu planlama büroları yapar iken, plan değişiklikleri tüm karne grupları tarafından en yoğun yapılan iştir. Sektörde yeni iş alanları ortaya çıkmış olmasına rağmen farklı karne grupları arasındaki eşitsizlikler derinleşmiş, bürolar, özellikle genç bürolar, karne sınırlamaları, daralan piyasa ve siyaset-sermaye baskısı arasında sıkışmıştır. |
| 15. | Kuşak Değişimi Bağlamında Kentsel Kamusal Mekânı Yeniden Düşünmek Rethinking Urban Public Space in the Context of Generational Change Selin Karaibrahimoğludoi: 10.14744/planlama.2021.94899 Sayfalar 519 - 529 Özünde insan için tasarlanan mekân, özellikle de kentsel kamusal mekân devingen bir yapıya sahiptir, zaman içinde dönüşür. Mimari mekân tek bir birey için tasarlanırken kentsel mekân toplumun ortak beklentilerini karşılamak üzere tasarlanır ve bu süreçte toplumsal tercihler belirleyici olur. Tercihleri etkileyen en önemli değişkenlerden biri ise kuşaklardır. Bu kapsamla çalışmanın amacı içinde bulunduğumuz dönemde bir arada yaşayan, toplumu oluşturan X, Y ve Z kuşaklarının kentsel kamusal mekândan beklentilerinin ve bu beklentilerin ne ölçüde ve ne yönde değiştiğinin ya da değişmediğinin, bu değişimin nedenlerinin karşılaştırmalı bir bakış açısıyla belirlenmesidir. Çalışma kuşakların kamusal mekândan beklentilerinde ve mekânı kullanım şekillerinde farklılıklar olduğu hipotezinin sınanması üzerine kurgulanmıştır. Alan çalışması Giresun’da gerçekleştirilmiş ve X, Y ve Z kuşaklarının her birini temsil eden, 30’ar kişi ile toplam 90 anket yapılmıştır. Anket sonucu elde edilen veriler karşılaştırılarak, kuşakların tercihleri belirlenmiş, nedensellikleri çözümlenmiştir. Böylece kentsel kamusal mekâna yönelik tasarım kararlarını etkileyecek yeni bakış açıları ve öneriler oluşturmaya yönelik bir tartışma ortamı yaratılmıştır. |
| 16. | Kentin Organik Dokusunun Değişiminin Yapılan Planlama Çalışmaları ile Karşılaştırılarak İncelenmesi, Isparta Örneği Comparison Between Change in the Organic Urban Fabric and Urban Planning Studies, A Case Study of Isparta Neşe Aydın, Erkan Polatdoi: 10.14744/planlama.2021.35762 Sayfalar 530 - 545 Kentlerde yapılan planlama çalışmaları, “planlama” kavramının genel tanımından da anlaşıldığı gibi kentlerde geleceğe yönelik olarak, istenilen amaç ve hedeflerin gerçekleştirilmesi doğrultusunda yapılan çalışmalardır. Kimi zaman yapılan planlar kentlerin organik yönelimini kestirip bu doğrultuda gerçekçi hedefler koyup, kentlerin gelişme yönünü tahmin edebilirken; kimi zaman da kestirimlerinde yanılıp, kentin organik yöneliminden çok farklı kararlar verebilmektedir. Bu çalışma kapsamında kent için yapılan planlama çalışmaları ve kentin organik gelişim dokusu ve yönü karşılaştırılarak, Isparta merkez ilçesi örnekleminde incelenmiştir. Araştırmada öncelikle belediye ve bakanlık tarafından Isparta için yapılan planlama çalışmaları elde edilmiştir. Isparta için bu planlar kapsamında belirlenen gelişme alanları ve gelişme yönleri incelenmiştir. Sonrasında Isparta’nın fraktal sisteminin nasıl değiştiğini tespit etmek amacı ile iki ayrı yöntem kullanılmıştır. İlk yöntem 2016'da yapılmış olan bir çalışmadan alınmış olup ikinci yöntemde CORINE veri tabanından yararlanılmıştır. Sonrasında Isparta için yapılmış olan planlama çalışmaları ve kent fraktal sisteminin değişiminin tespiti için kullanılan yöntemler hem kendi aralarında hem de birbirleri ile karşılaştırılarak tartışılmıştır. Sonuç olarak planlarda, Isparta için öngörülen gelişim yönü ve kentin organik gelişim yönü karşılaştırılarak değerlendirilmiş; kentin organik yönünün planlarda kimi zaman öngörülüp buna bağlı olarak kararlar alındığı, kimi zaman planın kentin gelişme yönünü belirlediği, kimi zaman planın mevcutta oluşan taleplere karşılık verdiği, kimi zamansa planlarda kentin organik gelişme yönünün desteklenmediği ve buna bağlı olarak kararlar alındığı gözlemlenmiştir. |
| 17. | Soylulaştırmanın Güncel Dinamiklerinin Bir Analizi: Serinyol/Antakya Örneğinde "Öğrencileştirme" Süreci ve Etkileri Analysis of the Current Dynamics of Gentrification: "Studentification" Process and its Impact in Serinyol/Antakya Case Ahmet Suvar Aslan, Bilge Çakırdoi: 10.14744/planlama.2021.80270 Sayfalar 546 - 561 Soylulaştırma kavramı, kavramın ilk ortaya çıktığı günden bugüne dönüşmüştür. Günümüzde soylulaştırmanın tanımı, mekânsal ölçeği, görüldüğü coğrafi konumu değişmiş ve tanım yeniden kavramsallaştırılmıştır. 21. yüzyılın başında yapılan yeni soylulaştırma kavramlarından biri de “öğrencileştirme” olarak dilimize çevrilen “studentification” kavramıdır. Bu çalışma Hatay’ın ilk üniversitesi olan ve 1992 yılında kurulan Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nin ana yerleşkesi çevresindeki Alahan, Anayazı, Derince, Serinyol ve Zülüflühan Mahallelerinin bulunduğu bölgedeki mekânsal ve toplumsal dönüşümü “öğrencileştirme” kavramı temelinde incelemiş ve bu kavramın kentin kırsal özelliğe sahip mahallelerine olan etkisi üzerinden süreci açıklamaya çalışmıştır. Antakya’nın kırsal bölgesinde yer seçen üniversite yerleşkesi, öğrenciler aracılığı ile toplumsal ve mekânsal bir dönüşüme yol açmıştır. Çalışma yaşanan bu dönüşümün sermaye sahipleri lehine geliştiğini göstermekte ve kırsal alandaki öğrencileştirme ile soylulaştırma arasındaki ilişkiyi kurmaktadır. Kırsal karaktere sahip bir bölgenin öğrencilerin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden şekillenerek kent merkezinden farklılaştığı, böylece öğrencileştirme öncülüğünde alanın kentleştiği, sermaye sahiplerinin ekonomik güçlerine göre alanın imar kararlarında söz sahibi olabildiği, fiziksel peyzajda değişimlerin yaşandığı, dar gelirlilerin dolaylı da olsa yerinden edildiği bir sürecin gerçekleştiği, bu çalışmada elde edilen önemli bulgular arasındadır. |