Planlama Dergisi - Planning: 30 (2)
Cilt: 30  Sayı: 2 - 2020
DIĞER (YARIŞMA, ARAŞTIRMA ÖZETLERI, ODA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDIRMELERI)
1. 
Ön Sayfalar
Frontmatters

Sayfalar I - V

EDITÖRYAL
2. 
Editöryal
Editorial

Sayfa VI

KITAP İNCELEME
3. 
Kitap İncelemesi: Feyzan Erkip’in “Piyasa Yapmanın Yeni Yüzleri: AVM’ler, Sokaklar, Kentler” Başlıklı Çalışması
Book Review: Erkip, Feyzan, 2019. Piyasa Yapmanın Yeni Yüzleri: AVM’ler, Sokaklar, Kentler. İstanbul: İletişim Yayıncılık A.Ş. 182 sayfa. 23.20₺. ISBN 978-975-05-2652-7
Burcu Halide Özüduru
doi: 10.14744/planlama.2020.38991  Sayfalar 147 - 148
Makale Özeti |Tam Metin PDF

GÖRÜŞ YAZISI
4. 
Mekansal Planların Nitelik Sorunu
Quality Problem of Spatial Plans
Ahmet Burak Büyükcivelek
doi: 10.14744/planlama.2020.07269  Sayfalar 149 - 153
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DERLEME
5. 
Kenti Sahiplenmenin Veri Altyapısı: Küyerelleşme Sürecinde Kültür Varlıkları Envanteri ve Paylaşımı
Data Infrastructure for the Sense of Claiming the City: The Inventory of Cultural Assets and Sharing it in the Process of Glocalization
Aygün Erdoğan
doi: 10.14744/planlama.2020.64326  Sayfalar 154 - 171
Bir kentin yaşayanlarının “kentlilik” ya da “kentdaşlık” bilincine sahip olarak ve kendilerini o kente ait hissederek onu sahiplenmelerindeki temel koşul, kişilerin kendi mülkiyetindekilerle birlikte başkalarına ya da kamuya ait kültür varlıklarının ne olduklarını bilmeleri, farkında olmalarıdır. Kuramsal bir çerçeveyi temel alan bu çalışmada, söz konusu farkındalığın oluşmasını sağlayacak bir veri altyapısının nasıl bir süreçle hazırlanması gerektiği ve genel içeriği üzerinde durulmaktadır. Bu yapılırken, toplumsal dinamiklerin şekillendirdiği güncel bağlamda, Robertson’un, adının “küyerelleşme” olarak tanınmasını sağladığı döneme odaklanılmaktadır. Amaç, örnek bir alanın kültür varlıkları veri tabanının tasarımından çok; toplumun oluşturulması sırasında içinde yer alacağı ve sonradan erişimine, izlemesine ve gerektiğinde tepkisini dile getirebilmesine elverişli olacak etkileşimli, coğrafi temelli ve güncel teknolojili bir kültür varlıkları envanterinin gerekliliğini tartışmaktır. Çalışmada uluslararası ve/veya ulusal mevcut sistem ve standartlarla da uyumlu olması gereken kentsel kültür varlıkları envanterine vurgu yapılmaktadır. Ancak böyle bir veri altyapısının hem kendi kapsamının zaman içinde geliştirilebilir olması, hem de benzerlerinin kırsal yerleşimler ve daha geniş coğrafi ölçeklerde doğal varlıklar için hazırlanarak bu kaynakları koruma ve geliştirme amacıyla kullanılması da aynı
derecede önemlidir.

ARAŞTIRMA MAKALESI
6. 
Konut Piyasası Aktörleri Gözünden Türk Planlama Sistemi
Housing Market Actors Insights to Turkish Planning System
Elif Alkay
doi: 10.14744/planlama.2020.24471  Sayfalar 172 - 186
Kapsam ve uygulama olarak şehir planlama eylemi ve plan uygulama süreçleri özellikle 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren yaygın tartışmalara konu olmuştur. Tartışmaların belirli bir hedef yılı için teknokratik yaklaşımla yapılan statik yapıdaki planların hızla değişen piyasa dinamikleriyle örtüşmediği, piyasa beklentilerini ihmal ettiği, kaynak kullanımında ekonomik verimli olmadığı, toplumsal değişim ve dinamikleri dikkate almadığı başlıklarında yoğunlaştığı söylenebilir. Dolaysıyla, eleştirilerin hedefinde hiyerarşik yapıdaki düzenleyici planlama sistemi, akılcı ve kapsamlı planlama anlayışı ve teknokratik yolla plan yapım yaklaşımı vardır. Neoliberal ekonomi politikaların etkinlik kazandığı 2000’li yıllarda böylesi bir sistemin kentsel gelişme ve imar uygulamalarını etkin bir şekilde yönlendiremeyeceği görüşüyle, ilaveten, Avrupa Birliği tam üyelik müzakerelerinin ivmesiyle planlama kurumsal yapılandırmasında ve planlama mevzuatında çok boyutlu ve çok kapsamlı değişiklikler yapılmıştır. Bu yapılandırma sürecinin temel hedefi kentsel gelişme ve imar uygulamalarında mevcut ekonomi politikaları ve piyasa farkındalığı yüksek bir planlama sistemidir. Ancak, düzenlemeler sonunda gelinen noktada planlama sistemi hala hiyerarşik yapıda düzenleyici planlama sistemidir. Çok sayıda merkez kurumun yetki kullanımına açıktır, plan yapım süreçleri teknokratiktir ve piyasa dinamiklerini ve piyasa aktörlerini dışsal almaktadır. Bu makalenin amacı 2000’li yıllarda yapılan tüm bu düzenlemelerin sonucunda oluşan planlama sistemi ve plan uygulama süreçlerini kurumsal iktisat perspektifinden değerlendirmektir. 2016 yılının Ocak-Haziran ayları arasında, anahtar aktörler ile yapılan mülakat görüşmeleri yoluyla kurumsal yapıda ve planlama sisteminde yapılan değişikliklerin temelde gayrimenkul sektörü özelde ise konut sektörü için nasıl bir piyasa ortamı yarattığı piyasa aktörlerinin değerlendirmeleriyle aktarılmıştır. Aktörlerle yapılan mülakatlardan beliren en temel sonuçlar: hiyerarşik yapıdaki planlama sisteminin çok katmanlı bir piyasa yapısı oluşturduğu; katmanlar doğrultusunda aktörlerin çeşitlendiği ve merkez yetkili kurumların ekonomik ve politik gücü yüksek aktörlerin yaptırımlarına açık olduğu; aktörlerin plan yapım süreçlerinden dışlandıkları dolayısıyla piyasa farkındalığı olmayan statik planlar üretildiği; plan uygulama süreçlerinde müzakereci yaklaşım benimsenerek plan bütünlüğü ve kararlarının bozulduğu; politik bağlantılar kullanılarak plan kararlarının birey faydasını gözeterek değiştirildiği ve toplumsal faydanın ihmal edildiği; dolayısıyla, yapısal duruma bağlı olarak koşulları belirsiz ve aktörlerin ekonomik-politik yaptırım gücü doğrultusunda sürekli değişen, riskli ve işlem maliyetleri yüksek bir piyasa yaratıldığıdır.

7. 
Ankara’da Kentlilik Bilincini Oluşturan Değişkenlerin Faktör Analizi İle Değerlendirilmesi
Evaluation of Variables Constituting Urban Consciousness in Ankara by Factor Analysis
Leyla Alkan Gökler, Sevinç Bahar Yenigül, Özge Yalçıner Ercoşkun, Ebru Vesile Ocalir-Akunal
doi: 10.14744/planlama.2020.88942  Sayfalar 187 - 197
Bu çalışma; Ankara’da yaşayanların, yaşadıkları kenti tanımaları, böylelikle kentin farkına varmaları, elde edilen farkındalık ile kentle barışık olma, Ankaralıların kentle olan sosyal ve kültürel bağlarını aktif bir biçimde kurma, bütün bu süreç sonunda oluşan aidiyet bilinci ve güçlendirilen sosyal ve kültürel bağlar ile kente sahip çıkma düzeyinin önemini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda çalışmada; Ankara metropoliten kentinin kentlilik düzeyi ölçülerek anlamlı değişkenlerle ifade edilmesi hedeflenmektedir. Yöntem olarak, faktör analizi, veriler arasındaki ilişkilere dayanarak verilerin daha anlamlı ve özet bir biçimde benzerliklerin ölçülmesinde kullanılmıştır. Ankara metropoliten alan sınırları içerisinde merkez kent özelliği gösteren 8 ilçede (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle) toplam 415 hane halkı anketinin değerlendirilmesiyle Ankara’da kentlilik bilincini açıklayan 4 faktör belirlenmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır.

8. 
Planlama Perspektifinden Orman Sınırı Dışına Çıkartılan Alanlar Sorunu: İstanbul Örneği
The Issue of The Areas That are Removed Outside the Forest Boundaries From the Planning Perspective: İstanbul Case
Pelin Pınar Giritlioğlu
doi: 10.14744/planlama.2020.93695  Sayfalar 198 - 220
Ülkemizde orman sınırı dışına çıkartılan alanlar sorunu giderek kronik hale gelmekte, kentleri, kentlerin doğal yaşam alanları-nı, ekosistemleri ciddi biçimde tehdit etmektedir. 1980 sonrası dönemde hızlanan ve 2000 sonrası dönemde kapitalist üretim ilişkilerinin, kentsel rantın ve hızla güçlenip, siyasetin içinde de kendine yaşam alanı açan sermayenin baskı ve talepleri doğ-rultusunda orman sınırı dışına çıkarma ve bu alanlara herhangi bir kent toprağı olarak yaklaşmak suretiyle büyük inşaat fir-malarına pazarlama politikasına dönüşen bu süreç, bu alanların etraflıca tartışılması gereksinmesini de beraberinde getirmiştir. Bu tartışmaların en tepesinde de orman sınırı dışına çıkartılan alanlarda nasıl bir planlama yaklaşımı geliştirilmesi gerektiği me-selesi yer almaktadır. Sorun kronik olduğu gibi, çok boyutludur ve teknik olduğu kadar, ekonomik, sosyal, etik ve politik bo-yutlarıyla da tartışılmayı hak etmektedir. Bu alanlardaki el de-ğiştirme süreçleri, mülkiyet hakları sorunu, ortaya çıkan rantın paylaşımı gibi konular, konunun geriye dönük çok boyutlu bir bakış açısıyla ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizin kamusal malları arasında en üst sıralarda yer alan orman alanlarımızda yaşanan ve gerek yasal açıdan, gerek planlama açısından kalıcı bir soruna dönüşen orman sınırı dı-şına çıkartılmış alanlardaki yapılaşma sürecini yasal, politik ve ekonomik geri planıyla birlikte ele alarak ve konuyu İstanbul üzerinden tartışarak, bu alanlara yönelik bir planlama yaklaşımı geliştirmektir.

9. 
Adramytteion Antik Kenti Bütüncül Koruma Planı
Adramytteion Ancient City Comprehensive Heritage Preservation Plan
Seher Başlık, Mehmet Rıfat Akbulut
doi: 10.14744/planlama.2020.74046  Sayfalar 221 - 241
Balıkesir İli, Burhaniye İlçesi, Ören Mahallesi Adramytteion Antik Kenti Arkeolojik Sit Alanı Türkiye’de birçok örneğine rastlanan farklı dönemlere ait kültür izlerinin tabakalaştığı yerleşme alanlarından biridir. Yerleşim sürekliliği gösteren bu tür arkeolojik sitlerde kültürel mirasın korunması ve bilimsel arkeolojik araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi daha zor ve çok çeşitli koruma bileşenini değerlendirmeyi gerektirir. Ayrıca, 21. yüzyılda uluslararası düzeyde yeniden şekillenen koruma bakış açısı ile tanımlanan yeni ilkeler ve kavramlar, tarihi, doğal ve kültürel çevrelerin bütüncül şekilde ele alınmasıyla çağdaş gelişmenin miras değerlerine karşıt olmadığı vurgulanmakta, kentsel mirasın koruma hedefleri ile toplumsal ve ekonomik hedeflerini bütünleştirmektedir. Farklı dönemlere ait kültür izlerinin tabakalaştığı yerleşme alanları için önemli açılımlar getiren uluslararası düzeyde koruma anlayışındaki yeni ilke ve kavramlar makalede, Adramytteion Antik Kenti Arkeolojik Sit Alanı Koruma Amaçlı İmar Planı amaç ve ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Makale kapsamında Ören/Adramytteion Arkeolojik Sit Alanı ve yakın çevresinde kültür mirası ile günümüz yaşamının bütünsel olarak ele alan, gerek arkeolojik araştırma ve kültür mirasının, gerekse yerleşmedeki mevcut yaşamın sürekliliğini yani sürdürülebilirliğini benimseyen koruma planlaması deneyimi paylaşılmakta ve bir örnek olması amacıyla tartışılmaktadır.

10. 
2002 Sonrası Milli Parklar Kanunu Kapsamında İlan Edilen Doğa Koruma Alanlarına Eleştirel Bir Bakış
Critical Outlook on Nature Protection Areas Which Announced According to 2873 National Park Law After 2002
Gencay Serter
doi: 10.14744/planlama.2020.63625  Sayfalar 242 - 256
Neoliberal politikalar, birçok alanda olduğu gibi doğa koruma ala-nında da yıkım yaratan bir süreci ortaya çıkarmışlardır. Ancak bu sonuçlar toplumun değişik kesimleri tarafından birbirinden farklı biçimde algılanmış ve yorumlanmıştır. Türkiye’de de neoliberal politikaların en katıksız ve sert uygulandığı dönem olarak 2002 sonrası süreçte; doğa koruma alanında yapılan uygulamalar, siyasi temsilciler ve ortaya çıkan politikaların uygulayıcıları bürokratlar tarafından farklı biçimde yorumlanırken; doğa koruma alanında faaliyet gösteren STK’lar, meslek odaları ve bir kısım sivil halk tara-fından tam tersi şekilde açıklanmış ve yoğun şekilde eleştiriye tabi tutulmuştur. Makale kapsamında bu farklılıkları nesnel ve objektif bir şekilde ortaya koymak için korunan alanların 2002 sonrasında hem nicel hem de nitel açıdan değişimi incelenmiştir. Bu kapsamda 2002 sonraki süreçte 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu uyarınca ilan edilen korunan alanlarda (Tabiatı Koruma Alanı, Milli Park, Tabiat Parkı ve Tabiat Anıtı) ortaya çıkan niceliksel değişimlerin, korunan alanlarla ilgili olarak kabul görmüş uluslararası kıstaslar çerçevesinde nitelik açısından gerçekten ne ifade ettiği ve nasıl bir sonuç ortaya koyduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu şekilde 2002 sonraki süreçte korunan alanlarla ilgili olarak çoğu zaman basit bir istatistik veri olarak ele alınan ve tartışmalara yol açan değişimlerin, Türkiye özelinde doğa koruma açısından gerçek anlamda nasıl bir sonuç yarattığı nesnel bir çerçevede ortaya konulmaya çalışılmıştır.

11. 
Kentsel Adaptasyon Planlaması: Türkiye’de Adaptasyon Odaklı Kentsel Politika ve Uygulamaların İncelenmesi
Adaptive Planning: Examining Adaptation Based Urban Policies and Practices in Turkey
İrem İnce Keller, Nursen Kaya Erol
doi: 10.14744/planlama.2020.26023  Sayfalar 257 - 272
Kentlerde meydana gelen doğal ve insan kaynaklı değişiklikler, kentlerin sosyal, ekonomik ve çevresel yapılarını habitat kaybı, kirlilik, yoksulluk, toplulukların yerinden edilmesi ve işsizlik gibi sorunlar ile ciddi bir şekilde etkilemektedir. Günümüzde, bu değişimlerin etkisi kentlerin sınırlarının çok ötesinde görülebilmektedir. Kentsel planlama alanıyla ilişkili bilim insanları ve karar vericiler dış baskılar, tehlikeler, riskler oluşturan kentsel değişimler ile başa çıkmak için adaptasyon kavramına odaklanmaya başlamışlardır (Yamu ve ark., 2016; Raco ve ark., 2012; Rauws ve ark., 2016; Wendt, 2015; Jabareen, 2013; De Roo, 2015; Ahern, 2011). Planlama literatüründe “bir kentin değişen koşullara cevap verme kapasitesini destekleyen kalkınma koşullarını yaratmak” olarak tanımlanan adaptasyon planları giderek daha fazla kabul görmeye başlamıştır (Rauws ve ark., 2016: 1). Ulusal ve uluslararası platformlarda iklim değişikliğine bağlı çevre krizleri, doğal afetler veya savaş sonucu gerçekleşen uluslararası göç gibi öngörülen ve öngörülemeyen kentsel değişimlerin mevcut ya da beklenmeyen etkilerine karşılık kentsel adaptasyon planları kapsamında politikalar üretilmiş ve kentlerin adaptasyon kapasitesinin artırılması hedeflenmiştir. Kentsel adaptasyon planları sürecinde kentsel değişim türüne bağlı olarak farklı yaklaşımlar izlenmiş ve adaptasyonu sağlayan modelleme, izleme, simülasyon ve öğrenme gibi çeşitli etmenlere odaklanılmıştır. Bu çalışmada Türkiye’de kentsel adaptasyon konusunun nasıl ele alındığının ortaya koyulması ve bu kapsamda yapılan projelere yönelik bir ilk izlenim oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaçla Türkiye’deki kentsel adaptasyon planları araştırılarak tespit edilen 48 proje kentsel değişim türüne bağlı olarak analitik bir çerçevede incelenmiştir. Projelerin adaptasyon konuları, ilgili aktörler ve iş birlikleri, yararlandıkları hibe programları araştırılmış ve projelerin adaptasyon temelli planlama yaklaşımları, süreçleri ve odaklandıkları adaptasyon etmenleri ortaya konmuştur.

12. 
Planlamaya Rağmen Kentte Var Olabilmek: İzmir Konak’ta Bir Kadın Dostu Kent İncelemesi
Being Able to Exist in the City In Defiance of Planning: An Examination on a Woman-Friendly City in İzmir – Konak
Mercan Efe Güney, Senem Tezcan, Ceren Ağın
doi: 10.14744/planlama.2020.08379  Sayfalar 273 - 293
Bugün Dünya toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmaları yapmaktadır. Bu tartışmalarda erkeğin sosyal, ekonomik, kültürel, mekânsal vb. egemenliği yerine kadının da erkekle eşitlenebilmesini sağlayacak çözüm yolları aranmaktadır. Ancak Avrupa İnsan Hakları Bildirgesi, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) gibi kadın ve erkeğe eşit hak ve özgürlükleri sağlamaya yönelik temel metinler dahi ülkelerin ceza hukuku, medeni hukuk ve iş güvenliği gibi alanlarında görülmeye başlansa da sosyo-kültürel yapıdan kaynaklı dönüşümler konusunda doğrudan toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için henüz yeterli karşılık bulunamamıştır. Durum Türkiye için de geçerlidir. Çünkü Türkiye’de de kadın toplumsal cinsiyet rolleri gereği toplumsal cinsiyet eşitliğini yaşayamamaktadır. Planlama ise toplumsal değerlerden beslenerek gelecek kurgusu yaptığından kentleri kadının gerek ve önceliklerine göre mekansallaştıramamaktadır. Metin öncelikle planlamanın kadınla kurduğu ilişkiyi açıklayabilmek için planlamanın kadını görmezden geldiği noktaları tartışacak, ardından bu yapıya bir tür karşı çıkış olan kadın dostu kentler programı üzerinden bir kadın dostu kent olan İzmir kentinin merkez ilçesi sayılan Konak’ın en çok kullanılan alanlarından birinde yaptığı alan araştırmasıyla alanın kadın dostu olup olmadığını analiz edecektir. Bir başka deyişle metin, planlamanın kadın için sorun yarattığı konuları ve kadın dostu bir kentin mekânsal karşılıklarının ne olduğunu aktarırken kentin kadını görmezden geldiğini ortaya koyacaktır.

13. 
İklim Duyarlı Kentsel Tasarım İlkeleri: Erzurum Kenti Örneği
Climate Sensitive Urban Design Principles: The Case of Erzurum City
Merve Yavaş, Sevgi Yılmaz
doi: 10.14744/planlama.2020.04934  Sayfalar 294 - 312
Ülkemizde son yıllarda iklime duyarlı ve sürdürülebilir kentsel gelişmeye yönelik farkındalığın artmasına rağmen, bu süreci kararlı, esnek ve yerel ölçekte yöneten çok az sayıda strateji bulunmakta-dır. İklim koşullarına duyarlı bir planlama yaklaşımı, diğer iklim tip-lerinde olduğu gibi soğuk iklim bölgeleri için de tasarım sürecine iklim bilgisinin etkili bir şekilde dâhil edilmesini gerektirmektedir. Soğuk iklim bölgelerindeki kış koşulları, açık alan tasarımı ve dış mekân konforu açısından oldukça zorlayıcı durumlar yaratmaktadır. Bu zorlayıcı koşullar kış kentleri olarak adlandırabileceğimiz kentler için iklim duyarlı tasarım ilkelerini ve diğer uygula-ma araçlarını zorunlu kılmaktadır. Soğuk iklim koşulları altındaki kentsel alanlarda yaşam kalitesi, bu tür bir planlama yaklaşımının geliştirilip geliştirilmemesine bağlı olarak olumlu veya olumsuz etkilenebilmektedir. Bu bilgiler ışığında çalışmada Türkiye’nin en soğuk iklimlerinden birine sahip olan Erzurum kentinde, kent-sel planlama pratiklerinin mikro iklimi nasıl etkilediği açıklanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda seçilmiş bir kentsel doku üzerinden yürütülen çalışmada, 2018–2019 yıllarında kentte 2 metreden kaydedilen meteorolojik verilerle toplam 32 iklim simülasyonu yapılmış ve mikro ölçekte kentin termal konfor durumu değerlen-dirilmiştir. Simülasyonlar ve termal konfor hesaplamaları için son yıllarda tercih edilen ENVI-met mikro iklim modeli kullanılmıştır. Oluşturulan varyasyonlar ile kış döneminde hava ve yüzey sıcak-lıkları üzerindeki değişim incelenmiştir. Bulgular kentin özellikle kış döneminde aşırı soğuk stres altında olduğunu göstermiştir. Simülasyonlara dayalı olarak oluşturulan yere özgü iklim duyarlı tasarım ilkeleri ve yazından elde edilen teorik bilgilerin bütüncül olarak kullanımıyla, dış mekân konforunu kış aylarında 2°C’ye kadar arttırılabileceği tespit edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar yerel yönetimlerin ve tasarımcıların gelecekte benzer mahallelerde simüle edilmiş önlemlerin etkisini tahmin etmele-rini sağlayarak iklim duyarlı planlama alanındaki bilgi birikimlerine katkıda bulunacaktır.

14. 
Kentsel Alanda CBS Kullanarak Bisiklet Altyapısı Rota Planlaması: İzmir Örneği
Bicycle Route Infrastructure Planning Using GIS in an Urban Area: The Case of İzmir
Sevim Pelin Özkan, Fatma Şenol, Zeynep Özçam
doi: 10.14744/planlama.2020.41275  Sayfalar 313 - 327
İzmir (Türkiye'nin üçüncü büyük metropol kenti) hakkında bir örnek olay incelemesi olarak gelişen bu makale, yoğun nüfuslu şehirlerin hali hazırda gelişmiş yapılı çevrelerinde, bisiklet rota-larının nasıl belirleneceğine odaklanmaktadır. Bunu yapmak için, sadece şehirde değil mahalle düzeyinde çok katmanlı mekansal verilerin analizi için, birtakım coğrafi bilgi sistemi (GIS) araçlarının nasıl kullanılacağını açıklamaktadır. Çalışma, büyük ölçüde topoğrafya, arazi kullanımı ve nüfusun özelliklerini birbirleriyle ilişkilendirirken, temel olarak şehir düzeyinde çakıştırma (overlay) analizi ve ve mahalle düzeyinde tamamlayacı olarak ağ analizini uygular. Sonuçlar, bu CBS araçlarının Türkiye gibi “veri yetersiz” bağlam-larda, sosyo-mekansal verileri çoklu mekansal ölçeklerde analiz etmek için kullanılmasının, mekansal politika üretiminde, özellikle ulaşım-rota planlaması konusunda, destekleyici mekanizmalar olduğunu doğrulamaktadır.

LookUs & Online Makale