| DERLEME | |
| 1. | Yerel Siyasette Yerel Demokrasiyi Geliştirme Uygulamaları: Konsensus Tabanlı İşbirliği Geliştirme Örneği Applications of Local Democracy Development in Local Politics: Consensus Based Cooperation Development Example Ümmühan Kaygısızdoi: 10.14744/planlama.2019.07078 Sayfalar 185 - 194 Günümüzde ülkeler, yerel yönetimlerin yerel siyaset alanındaki liderliğini daha ön planda tutmaktadır. Uluslararası alanda yaşanan dönüşümler ile birlikte kamu yönetimi alanındaki geleneksel yaklaşımlar dönüştürülmekte, uzun süredir uygulanan uygulamalar ve prosedürler sorgulanmakta ve demokratik ve yönetsel pratikteki yenilikler artmaktadır. Bunların yanı sıra seçilmiş yerel makamların rolü ve amacı yeniden gözden geçirilmekte ve yeniden şekillendirilmektedir. Uluslararası alanda ortak ekonomik, sektörel ve bölgesel çıkarlara dayalı olarak, yerel otoriteler bölgesel çaplı ağlarının sayısında büyük bir artış göstermiştir. Bu aynı zamanda ulusal bağlamda da ülkelerin yerel siyaset ve yerel demokrasiyi gerçekleştirmelerinde farklı paydaş gruplarına bilhassa vatandaş odaklı yaklaşımlara yoğunlaşmasına da yol açmıştır. Diğer taraftan siyasi kurumlardaki yüksek güvensizlik, çoğu vatandaş arasında giderek artan güçsüzlük duygusu, hâkim demokratik yönetişim sistemlerinin kolektif diyalog ve öğrenim için yeterli olmadığına işaret etmektedir. Bu noktada, kamu yönetişim sistemleri içerisinde farklı uygulamalar ve kurumlar önem kazanmıştır. Bazı Avrupa ülkelerinde uygulanan dairesel kurumsal düzenlemeler ve Kent Konseyleri de bunlardandır. Çok çeşitli katılımcı kitle ile vatandaş odaklı bir şekilde gerçekleştirilen dairesel tasarım farklı katılımcıların fikirlerinin dile getirildiği önemli konsensüs noktalarıdır. Buradaki temel amaç, yönetişim kapasitesini arttırmak ve aynı zamanda, görevdeki organizasyonun öğrenilmesidir. Çalışmanın amacı kamu yönetimindeki gelişmelerle birlikte değerlendirilen bu uygulamalar hakkında bilgi vererek değişen vatandaş rollerini ortaya koymaktır. |
| 2. | Kamusal Alanın Dönüşümü ve Kentsel Mekanın İletişimsel Niteliği Üzerine Düşünmek Thinking on the Transformation of the Public Sphere and the Communicative Nature of Urban Space Meriç Demir Kahramandoi: 10.14744/planlama.2019.87609 Sayfalar 195 - 201 Kamusallığın ne olduğuna ve nasıl oluştuğuna dair tartışmalar ve yazınlar esasen sosyal bilimler kapsamında üretilen çalışmalarda geliştirilmiştir. Genel olarak, bahsi geçen tüm çalışmalarda kamusal alan kavramı, kamusallığın fiziksel sınırları ötesine geçen çeşitli boyutlarını tariflemek üzere kullanılmaktadır. Bu yaklaşım içerisinde, iletişimsel bir fenomen ifadesiyle, kamusallığın ve kamusal alan(lar)ın üretimi ve yeniden üretimi fiziksel mekandan bağımsızdır. Ancak, kamusallığın fiziksel sınırları ötesine geçen boyutları herhangi bir kent içerisinde geleneksel kamusal mekanların varlığını inkar veya göz ardı da etmemektedir. Diğer taraftan, kentler farklı toplulukları ve etkinliklerini bir araya getirerek toplumsal süreçlere mekânsal bir ara yüz sağlarken, eş zamanlı olarak da toplumsal süreçler kentleri mekânsal olarak tanımlamakta ve dönüştürmektedir. Kısaca, insanlar arası bir iletişim sürecinden bahsetmek gerektiğinde mekandan bağımsız bir kavrayış da mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla, bu çalışmanın temel motivasyonu sosyal bilimler çerçevesinde ele alındığı üzere geniş bir perspektifte, kentsel mekanın kamusallığı ve iletişimsel niteliği üzerine teorik bir tartışma açmaktır. Söz konusu motivasyon, kentsel mekanların organizasyonuna dair mesleki pratiklere kamusal/toplumsal bakış açısını genişleten bir yaklaşım geliştirmek amacındadır. |
| ARAŞTIRMA MAKALESI | |
| 3. | “İmar Barışı” Düzenlemesinin Yerel Yönetimler Düzeyinde Etkilerinin Analizi Analysis of the Regulation of “Zoning Reconciliation” in Local Governments Zeynel Abidin Polatdoi: 10.14744/planlama.2019.04796 Sayfalar 202 - 209 Urbanisation has emerged with the increase of migration from rural areas to cities. As a result of increasing urbanisation, the demand for housing has grown, and consequently, housing production has accelerated. In beginning of 2000s rapid population growth and the lack of housing inventory have forced those migrating from the city to meet their own needs for housing to a large extent by constructing illegal houses on Treasury or private land within the city limits. However, there are also housing projects that cannot be completed or inspected due to various reasons. Despite some precautionary measures, the number of illegal settlements and slums in our city grew rapidly. Local government responsibility for the management of urban areas has not been able to prevent illegal settlements for various reasons. Nowadays, as a result of the measures taken, the rate of squattering has gradually decreased. There are serious problems in meeting the urban infrastructure needs such as electricity, natural gas, water, sewage, transportation, and collecting taxes in these structures, which are considered illegal. Illegal construction and slum production (historical and territorial limitations), or measures (eg demolition decisions) not implemented sufficiently accelerated the illegal construction and squatters. The main reason for this situation is that local governments ignore some illegal structures in order to maintain their political future. From the past to the present, to solve these problems, various zoning amnesty laws have been issued. The most recent of these reconstruction forgiveness laws, also known as the “Reconstruction Peace,” is Law Number 7143 on the Restructuring of Certain Taxes and Other Receivables and Amendments to Certain Laws. According to Article 16 of this law, it aims to record unlicensed buildings constructed before December 31, 2017. The purpose of this study is to analyse the legal, social, and economic effects of the “Reconstruction Peace” regulation at the local government level, in consideration of the legal and administrative zoning amnesty process and related activities in Turkey. This study used a comparative analysis of the historical process of legislative and administrative structure of zoning amnesty laws in Turkey. In this context, the study aims to contribute to the search for alternative models of development to solve reconstruction problems in Turkey. |
| 4. | Desantralizasyon, Basitleştirme, Deregülasyon ve Yeniden-regülasyon Politikaları Kapsamında Planlamanın Araçsallaştırılması; Bursa’da Riskli Yapı Tespitine Dayalı Parsel Bazındaki Plan Değişikliklerinin Kentsel Mekana Etkisi Instrumentalization of Planning Within the Scope of Decentralization, Simplification, Deregulation and Re-regulation Policies; the Impact of Parcel-scale Plan Amendments for Risky Buildings Upon Urban Space in Bursa Zeynep Ece Güler, Levent Ünverdidoi: 10.14744/planlama.2019.42650 Sayfalar 210 - 228 1980’li yıllardan itibaren, Türkiye’de uygulanan neoliberal süreçlerin, kentlere ilişkin biçtiği yeni rol tanımı içerisinde özellikle metropoliten kentler, küresel sermaye açısından önemli düğüm noktaları olarak yeniden örgütlenmiştir. Bu örgütlenmeyle birlikte mekansal yapı da değişim ve dönüşüme uğramıştır. Metropoliten kentlerin süregelen değişim ve dönüşümünü yönlendiren temel politikaların belirlenmesinde ise 2000’li yıllardan itibaren kentler üzerinden şekillenen küresel sermayeye eklemlenme çabasının bütünleyicisi olarak yerelleşme eğilimleri etkili olmuştur. Pek çok ülke gibi Türkiye’de de inşaat sektörünün desteklenmesi, makroekonominin gelişmesi için politik bir araç olarak kullanılmıştır. Bu bağlamda birikim hızının arttırılmasındaki engellerin aşılması için devlet tarafından yapılan doğrudan ve dolaylı kamu altyapı yatırımları, yasal ve yönetsel düzenlemeler, planlama ve imar düzeninin basitleştirilmesi ile bunların desantralizasyonu, deregülasyonu ve yeniden-regülasyonu gözlenmiştir. Mekanın metalaşmasını hedef alan birikim stratejisini kolaylaştıracak mekansal sabitler olarak kentsel dönüşüm uygulamaları, planlama pratiğine bir araç olarak girmiş ve imar ve planlama yetkilerinin çok büyük oranda yerel yönetimlere devredilmesi mekanın metalaşmasını hedef alan birikim stratejisini kolaylaştırmıştır. Devlet gücünün bir kısmının, imar ve planlama yetkilerinin devri sayesinde, kilit hale gelen ve en etkin yerel devlet kurumları olan belediyelere aktarılması, kamu-özel işbirliklerinin de önünü açan bir merkezi strateji olmuştur. Sermayenin yerelde devletle temasını arttırarak ona yeni birikim alanları açan bu stratejinin bir örneği olarak 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapılara ilişkin onay yetkisi Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na devredilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı söz konusu yetki devrinin Bursa’da kentsel mekana etkilerinin ortaya konmasıdır. Bu kapsamda çalışmada izlenecek yöntem riskli yapı tespiti yapılan parseller ve yetki devri kapsamında riskli yapı tespiti halinde emsal artışı verilmesine ilişkin onaylanan plan değişiklikleri verilerinin; dönemsel, mekansal dağılımı ve yoğunlaşma eğilimleri ile kentsel mekana etkilerinin incelenmesidir. Çalışmada elde edilen bulgu neoliberal politikalar kapsamında sermayenin önündeki engellerin gevşetilmesi için yerelin yetkilendirilmesi yoluyla planlama ve imar düzeninin serbestleştirilmesi ve kuralsızlaştırılması sürecinin, dönüşümün kamusal yarar temelinden uzak, yaşam standartlarını düşüren parsel bazında uygulamalara evrilmesine neden olduğu ve kentsel dönüşümün mekandaki yöneliminin risk faktöründen çok ekonomik beklentiler temelinde acil müdahaleye ihtiyaç duymayan bölgelerde kendini gösterdiğidir. |
| 5. | Kentsel Aidiyette Meydanlar, Trabzon Belediye Meydanı Örneği Squares in Urban Belonging, the Example of Trabzon Municipality Square Havva Özdoğandoi: 10.14744/planlama.2019.60251 Sayfalar 229 - 246 Toplumsal yaşam sokak ve meydan gibi kamusal mekanlarda gerçekleşir. Kamusal mekanlar kamusal yaşama ait izleri biriktirerek “kamusal belleği” oluştururlar. Geçmişe ait kökleri barındıran kentsel mekanlar, kente aidiyet duymada etkili olurlar. Meydanlar kentsel mekanların ve toplumsal yaşam alanlarının önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edildiğinde; kentsel aidiyeti sağlamada meydanların rolünün, meydanlarda yaşanan biçimsel değişimlerin köklülük ve aidiyet hislerine olan etkilerinin irdelenmesi önemli olmaktadır. Çalışmada kent meydanlarının kamusal bellekteki yeri ve buna bağlı olarak kentsel aidiyet duymadaki etkilerinin irdelenmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda çalışma Trabzon-Belediye Meydanı ölçeğinde yürütülmüştür. Belediye Meydanı Trabzon kent ölçeğinde mekânsal ve tarihsel süreklilik bağlamında devamlılığı olan, toplumsal yaşamdaki rolü ve kent içindeki konumu ile öne çıkan bir meydandır. Araştırma verileri; Trabzon Belediye Meydan’ında Ağustos-2016 döneminde 50 kişi üzerinde gerçekleştirilen anket ve 37 kişi üzerinde gerçekleştirilen bilişsel haritalama yöntemleriyle elde edilmiştir. Anketteki sayısal veriler istatistiksel olarak değerlendirilirken, bilişsel haritalamalardan elde edilen veriler toplumsal biliş haritası bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışmada; kentsel mekanlarda/meydanlarda kendini güvende hissetmenin, kentsel mekanı/meydanı tanımanın, mekana aşina olmanın, mekânsal deneyime sahip olunmasının mekâna ve kente aidiyet duymayı desteklediği, mekânsal deneyime bağlı olarak meydanla kurulan bağlılık derecelerini farklılaştırdığı, meydanla özdeşleştirilen binaların bulunmasının kente/meydana aidiyet duymayı güçlendirdiği görülmektedir. |
| 6. | Seka Kağıt Fabrikası Endüstriyel Mirasın Dijital Yöntemlerle Aktarılması Digital Representation of Seka Paper Mill’s Industrial Heritage Üftade Muşkara, Oylum Tunçellidoi: 10.14744/planlama.2019.36002 Sayfalar 247 - 258 Günümüzde endüstriyel arkeoloji ve endüstriyel miras kavramları konusunda yapılan akademik çalışmaların sayısı artmaktadır. Bunun bir nedeni kültürel mirasa konu olan araştırmaların akademik çatısının genişlemesi ve farklı uzmanlık alanlarının konuya dahil olmasıdır. Nizhny Tagil Tüzüğü (2003) ile endüstriyel miras “Tarihsel, teknolojik, sosyolojik, mimari ya da bilimsel değeri olan endüstriyel kültürün maddi kalıntıları” olarak tanımlanmaktadır. Fakat, endüstriyel miras aynı zamanda somut olmayan kültürel miras formunu da taşımaktadır. Bu durumun ülkemizdeki yansımalarını özellikle ilk sanayileşme dönemi ile ilişkilendirebiliriz. Türkiye Cumhuriyeti’nin endüstriyel gelişiminin ürünleri olan fabrikalar, aynı zamanda ülkedeki büyük sosyal ve kültürel değişimin göstergeleri olarak da önem kazanmaktadır. Fabrika ve yerleşkelerindeki sosyal hayat, değişiminin yerel ölçekte temsilidir. Bu nedenle terk edilmiş endüstriyel alanların korunması ve yeniden işlevlendirilmesi, endüstriyel alanın tüm katmanlarını yansıtacak şekilde bütüncül yaklaşımları gerektirmektedir. Araştırma dijital yöntemlerin, endüstriyel miras alanında kullanıcı/ziyaretçi ve kentteki paydaşlara aktarılmasındaki kullanılabilirliğini Seka Kağıt Müzesi kapsamında değerlendirmektedir. |
| 7. | Kentsel Mekân Organizasyonu ve Sosyo-Ekonomik Yapı: Hiyerarşik Kümeleme Analizi Kullanılan Grafik Teorisi Temelli Ampirik Bir Çalışma The Organization of Urban Space and Socio-Economic Characteristics: A Graph Theory-Based Empirical Study Using Hierarchical Cluster Analysis Edward Boampong, K. Mert Cubukcudoi: 10.14744/planlama.2019.61687 Sayfalar 259 - 270 Kentsel mekânsal yapı ve kent formuna ilişkin yapılmış olan geçmiş tarihli çalışmalarda, sosyo-ekonomik faktörler büyük ölçüde göz ardı edilmiş, mekânsal yapı ile sosyo-ekonomik yapı arasındaki ilişki araştırma konusu edilmemiştir. Bu çalışma: “Kentsel mekân organizasyonu sosyal ve ekonomik özelliklerle ilişkili midir?” sorusuna cevap vermeyi hedeflemektedir. Çalışma alanı olarak İzmir şehri seçilmiş ve 300’den fazla mahalle sosyal ve ekonomik göstergelere ilişkin benzerliklerine göre kademeli kümeleme analizi kullanılarak 6 kümeye ayrılmıştır. Küme merkezlerine en yakın mahalleler, küme temsilcisi olarak seçilerek temsilci mahallelerde mekânın fiziksel organizasyonu, grafik teorisi endeksleri kullanılarak ölçülmüştür. Mahalle düzeyinde gerçekleştirilen tek-yönlü varyans analizi ile düğüm ve bağ ölçeğinde gerçekleştirilen çoklu karşılaştırma testleri (seri t-testleri) ile elde edilen sonuçlar, farklı sosyal ve ekonomik özelliklere sahip mahallelerde kentsel mekânsal organizasyonunun da farklı olduğunu, bu mahallelerde ölçülen ağ erişilebilirlik seviyelerinin farklı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bulgular, daha gelişmiş ağ topolojilerinin daha gelişmiş sosyal ve ekonomik koşullar ile birlikte varolduklarını ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın ampirik sonuçları, planlama sürecinin sosyal ve ekonomik özellikleri farklı olan insanlara benzer kentsel mekânsal organizasyonlar sunmaktan uzak olduğunu ve bunun önemli bir problem olduğunu ortaya koymaktadır. Tüm mahallelerde benzer bir mekânsal organizyon olamayacağı ve olmaması gerektiği açıktır. Ancak kentsel politikalar ve imar planları aracılığıyla her mahallede heterojen bir sosyal ve ekonomik yapı elde etmek için çalışabiliriz. Bu çalışmada açıklanan yöntem de bu amaca ulaşmada ne kadar başarılı olunduğunu ölçmek için kullanılabilir. |
| 8. | ‘Yeşil Alan’dan Geleneğe: Somut/Somut Olmayan Kültürel Miras Dikotomisi, Kültürel Peyzaj ve Yedikule Bostancılığını Dünya Mirası Olarak Korumak From ‘Green Space’ to Tradition: Tangible/Intangible Cultural Heritage Dichotomy, Cultural Landscape and Protecting Yedikule Vegetable Gardening as World Heritage Bahar Aykan, İpek Başyurtdoi: 10.14744/planlama.2019.03164 Sayfalar 271 - 287 Yedikule bostanları İstanbul’un Bizans döneminden günümüze uzanan köklü bostancılık geleneğinin yaşayan nadir örneklerinden biridir ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Tarihi Yarımada’nın sınırları içinde yer alır. Tarihi kara surlarını çevreleyen bu bostanlar, 2013 yılından bu yana park ve rekreasyon alanına dönüştürülmesine yönelik projelerle gündeme gelmektedir. Bu durum ilk bakışta bostanların Dünya Mirası statüsü ile çelişiyormuş gibi görülse de bostan alanları kara surlarının çevresindeki ‘yeşil alan’lar olarak kabul edilir ve olduğu gibi koruma statüsünde değildir. Bu makale, Yedikule bostancılarıyla gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlara dayanarak, bu geleneğin sürdürülebilmesi için kara surlarıyla bir bütün olarak, kültürel peyzaj yaklaşımıyla ele alınıp korunmasına yönelik sözleşme nezdinde atılabilecek adımları tartışmayı amaçlamaktadır. 1992 yılında oluşturulan kültürel peyzaj kategorisi bir alanı Dünya Mirası yapan somut ve somut olmayan özelliklerin birlikte tanımlanıp korunabilmesini mümkün kılmaktadır. Bu kategori, kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel yöntem ve tekniklerle sürdürülen Yedikule bostancılığının, yüzyıllardır bir arada varolduğu kara surlarıyla birlikte gelişimini sürdüren organik peyzaj olarak yeniden listelenip koruma altına alınmasına olanak sağlamaktadır. Böyle bir değişiklik bostancılığın sürdürülmesi konusunda ulusal ve uluslararası kamuoyu oluşmasına ve bostancıların bu mirasın taşıyıcıları olarak desteklenerek karar alma süreçlerine dahil edilmesi yönünde politikalar ve projeler geliştirilmesine imkân sağlayacaktır. |
| 9. | İstinat Duvarlarının Kent Kimlik Ögesi Olarak Değerlendirilmesi - Artvin Örneği Evaluation of the Retaining Wall as Urban Identity Element -Case of Artvin Zehra Eminagaoglu, Hilal Suratdoi: 10.14744/planlama.2019.48568 Sayfalar 288 - 298 Özgün kentsel tasarım, kimlik duygusu veren, unutulmaz ve göz alıcı alanlarla, farklı yerler yaratabilir. Bir yerin kimliğini insanlar için hatırlanabilir kılan şey, yeri diğer mekanlardan ayıran özellikleri yani kendine özgü karakteri olmasıdır. Bir binanın tasarımı ne kadar iyi olursa olsun, tek başına kötü çevresini değiştiremez. Fakat iyi düzenlenmiş, yapısal ve doğal peyzaj alanlarına sahip kentsel mekanlar bir binanın tasarımındaki eksiklik veya çirkinlikleri azaltmaya katkı sağlayabilir. Kent bir bütün olarak ele alınarak çözümler üretilmelidir. Bu bağlamda kent içindeki duvarların görsel ve yapısal kalitesi bütün kent yapıları kadar önemlidir. Bu çalışmada, Artvin kent merkezine ulaşan yol boyunca yer alan duvarlar görsel kalite açısından incelenmiştir. İstinat duvarları, Artvin Kenti gibi dünyanın her yerindeki eğimli ve dağlık bölgelerin altyapısında önemli rol oynamaktadır. Çalışmada, kentte yaşayanların duvarlara ilişkin görüşleri Anlamsal Farklılaşım Metodu ile görsel olarak sorgulanmaktadır. Seçilen sıfat çiftleri ile yaşayanların her gün gördükleri duvarlara ilişkin algıları sorgulanmakta; elde edilen sonuçlar doğrultusunda duvarlar iyileştirilir ve geliştirilir ise kent için önemli bir değer olabileceği anlatılmaktadır. |
| DIĞER (YARIŞMA, ARAŞTIRMA ÖZETLERI, ODA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDIRMELERI) | |
| 10. | Planlama Dergisi 2019 Yılı Hakem Dizini Planlama Dergisi 2019 Yılı Hakem Dizini Sayfa 299 Makale Özeti | |