Planning: 25 (1)
Cilt: 25  Sayı: 1 - 2015
Özetleri Gizle | << Geri
DERLEME
1.
Dünya Bankası Perspektifinden Sosyal Sermaye İle Kalkınma Yaklaşımları
Social Capital And Development Approaches From The Point Of View Of World Bank
Sevgi Baysal Balcı
doi: 10.5505/planlama.2015.64936  Sayfalar 1 - 7
Bu çalışmada sosyal sermaye kavramının Dünya Bankası’nda yer alan kalkınma tartışmalarının nasıl içine girdiği ve Dünya Bankası’nın sosyal sermaye kavramını geliştirerek yeni kalkınma yaklaşımlarına nasıl dahil edildiği incelenmiştir. Sosyal sermaye kavramı öncelikle Bourdieu ve Coleman ile gündeme gelmiş olmasına rağmen; Putnam ile son derece popülerleşmiştir. Dünya Bankası; oluşturduğu kalkınma planlarının başarısızlıkları ya da hatalarını incelerken, banka içindeki çeşitli çalışma grupları sosyal sermaye kavramını sürece dahil etmiş ve bu konuda yeni yaklaşımlar ortaya koymaya başlamıştır. Bu yaklaşımların en önemlilerinden biri; Banka’nın stratejilerine çok ciddi eleştiriler de getiren Woolcock’ un yapmış olduğu çalışmalardır. Woolcock; öncelikle Dünya Banka’sının neden başarısız olduğunu incelemiş, sosyal sermaye bakışı ile bu kalkınma planlarını analiz etmiş ve yeni bir teorik çerçeve oluşturmuştur. Woolcock’un geliştirdiği yaklaşımın Türkiye’nin kalkınma perspektifine ipuçları üretmek üzere derlenmesi yazının konusunu oluşturmaktadır.
This paper investigates how the social capital term is involved into the World Bank’s development discussions and how the World Bank developed social capital term and integrated it into new development approaches. Even though social capital is initially discussed by Bourdieu and Coleman; it became wide-known after the studies of Putnam. While discussing and analyzing the errors and failures of the development projects, some research groups in the World Bank, embedded the social capital into the process and started to create new approaches towards to development. One of the most important approach belongs to Woolcock who is also very critical to the policies and strategies of the Bank about development. Firstly, Woolcock investigated the reasons behind Bank’s failures and then he analyzes these development plans through social capital view and designed a new theoretical framework for Bank’s social capital debates. The main subject of this paper is compiling these new approaches that Woolcock developed in order to create some insights towards Turkey’s developmental perspective.

ARAŞTıRMA MAKALESI
2.
İzmir'de Sürdürülebilir Kentsel Planlama İçin EXPO Alanının Sunduğu Riskler Ve Fırsatlar
Risks And Opportunities Of EXPO Area For Sustainable Urban Planning in İzmir
Yakup Egercioğlu, Özge Ercoşkun
doi: 10.5505/planlama.2015.36855  Sayfalar 8 - 20
İzmir-EXPO Alanı (İnciraltı) planlama süreci uzun ve karmaşık bir süreç yaşamış, henüz alan bir çözüme kavuşamamıştır. 1980’lerden beri, yerel yönetimler ve bölgede yaşayanlar EXPO Alanına ilişkin farklı öneriler geliştirmişlerdir. Son dönemde şehir vizyonuna aykırı olarak EXPO süreci ve pazarlama girişimlerine paralel yönde merkezi yönetimlerin ve yatırımcıların büyük proje niyetleri, alanın önemini arttırmıştır. EXPO Alanındaki imar planlarında kimi aktörler bölgenin imara açılmasını isterken kimileri de tam tersini savunmaktadır. Balçova-İnciraltı bölgesi kent içinde önemli bir yere sahiptir ve tüm kentlinin ihtiyaçlarına yönelik olarak planlanması gerekmektedir. Kent içinde kalan bu geniş araziyi kendi haline terketmek mantıklı değildir. Önemli olan bölgenin yerel özelliklerini ön plana çıkararak sürdürülebilir kentsel planlama yaklaşımıyla ele alınmasıdır.
İzmir-EXPO Area (İnciraltı) has experienced long and complicated planning process, however, the problem has not been resolved yet. Since the 1980s, local governments and residents made different proposals for the development of EXPO Area. Parallel to the process of EXPO and marketing initiatives, the central government and investors intend to make large-scale projects against the city vision. Some stakeholders advocate to develop the land and others argue this development. Balçova-İnciraltı Area is a place of interest in the city and has to be planned for the whole city dwellers. It is not logical to protect this large area in its current form. The major point is to transform the area considering local features with sustainable urban planning approach.

3.
İstanbul'da Afet Yönetimi Ve Acil Ulaşım Yollarının Değerlendirmesi
Dısaster Management In Istanbul And Assessment Of Emergency Access Road
Mesture Aysan Buldurur, Hüseyin Kurucu
doi: 10.5505/planlama.2015.47965  Sayfalar 21 - 31
Deprem başta olmak üzere, tüm doğal afetlere karşı hazır konumda olmak bir zorunluluktur. İBB 2002 yılında depreme hazırlıklı olmak amacıyla JICA ile birlikte bu yönde çalışmalar yapmış rapor hazırlamıştır. Ancak daha sonra günlük yaşamda sıklıkla yaşanan kaza, yangın ya da hasta taşıma gibi hızla hareket edilmesi gerekli durumlarda bile yaşanan zorluklar, yapılan hazırlıkların yeterince hayata geçirilemediğini göstermektedir.
Bu makale “İstanbul’da afet yönetimi ve acil ulaşım yollarının değerlendirmesi” konulu yüksek lisans çalışması esas alınarak hazırlanmıştır. Çalışmada, kent bütününde mevcut durum değerlendirilmesi yapılmış, acil müdahale koşullarının sağlanabilmesi için, yönetim modeli ve ulaşım düzenlemelerine ilişkin öneriler getirilmesi amaçlanmıştır.
It is a necessity to be ready against natural disasters, mainly earthquakes. İstanbul Metropolitan Municipality, parallel to her works in this direction, made further studies with JICA İN 2002 and prepared a report. However, even the difficulties experienced during daily accidents, fire and patient transportation which necessitates quick actions, indicates precautions forseen are not easily put in practice.
This article is prepared based on masters thesis named “assessment on disaster management and emergency transportation routes in İstanbul”. In the study, present status of the city is evaluated, management model and recommendations given related to transportation arrangements, in order to achieve the emergency actions.

4.
Türkiye’de Geleneksel Yerleşim Örüntülerinin Özgün Karakter ve Kültürel Mirasını Koruma Anlayışına Ontolojik Bir Yaklaşım
An Ontological Approach to the Conservation Conception of the Authentic Character and Cultural Heritage of the Traditional Settlement Patterns in Turkey
Feray Koca
doi: 10.5505/planlama.2015.76486  Sayfalar 32 - 43
Bir yerleşimin eşsiz form ve örüntüsü, özgün karakteri, o toplumun kültürüne göre yerleşimle içinde yaşayanlar arasındaki diyalektik etkileşim sonucunda şekillenmiştir. Toplumlar ve kültürleri değiştikçe, toplumların ortaklaşa ürettikleri kararların sonucu olan yapılı çevre de dönüşmektedir. Modernleşme süreciyle birlikte kentler yeniden üretim mekanı haline gelmiştir. Bu durum hem toplumların ayrışmasına neden olmuş hem de geleneksel yerleşmeleri dönüştürmüştür. Modernleşmenin akılcı ve standartlaştırıcı mekansal uygulamaları çoğunlukla geleneksel yerleşmelerin doğal ve kültürel değerlerini yok ederek özgün karakterin ve örüntünün zaman içinde kaybolarak dönüşmesine neden olmuştur. Böylece, geleneksel yerleşmelerin mevcut örüntüsünün, sosyo-ekonomik ve kültürel yapısının tarih içindeki anlamlı rolü ile vurgulanarak korunması kentsel planlama açısından önemli bir gündem maddesi haline gelmiştir.

Türkiye’de geleneksel yerleşim örüntüleri, 20. yüzyılın ortalarından itibaren modernizasyonla gelen ekonomik ve teknolojik gelişmeler sonucu farklı yaşam biçimlerine, yerleşim pratiklerine ve yapılaşmalara açık hale gelmiştir. Zaman içinde geleneksel yerleşim örüntülerinin görsel olduğu kadar, sosyo-mekansal ve kültürel karakteri kaybolmaya başlamıştır. Bu makalenin amacı, öncelikle, kültür ve fiziksel çevre arasındaki etkileşimi ontolojik yaklaşımla ele alarak karakter ve kültür mirası kavramlarını açıklamaktır. Sonrasında, modernitenin ontolojik kabulü ihmali ile başlayan sosyo-mekansal bozulmaların geleneksel yerleşim örüntülerinin varlığı üzerinde yarattığı sıkıntıları, Türkiye’deki modernizm ile dönüşen kentsel yaşam dinamiklerine paralel olarak ortaya koymayı hedeflemektedir. Özgün karakter ve kültürel mirasın korunması anlayışı kentsel planlama ve tasarım disiplinlerinin sağladığı temel birikimden yola çıkılarak ontolojik bir yaklaşımla değerlendirilecektir.
The unique form and pattern, authentic character of a settlement are shaped as an outcome of dialectic interaction between the inhabitants and the settlement according to the culture of that society. As societies and their culture change, the built environment, the outcome of the collectively produced decisions of the societies is adapted. With modernization, cities became spaces of re-production. This situation leads both the disorientation of society and the transformation of the traditional settlements. The imposition of standardized spatial implementations of the modernist rationale has commonly generated transformation of the authentic character and patterns of the traditional settlements vanishingly in time by destroying the existing natural and cultural values. In this respect, the conservation of the existing pattern of the traditional settlements, their socio-economic and cultural structures by highlighting their meaningful role in history becomes a significant issue for urban planning discipline.

In Turkey, traditional settlement patterns have been subject to the effects of different life styles, settlement practices and building processes as a result of the economic and technological developments of modernization since the midst of 20th century. In time, the socio-spatial and cultural characters of the traditional settlement patterns as much as their visual characters have started to disappear. The aim of this article is, initially, to explain the concepts of authentic character and cultural heritage by approaching the interaction between culture and physical environment from an ontological perspective. Later, the article puts forth the inconveniences in the ‘beings’ of the traditional settlement patterns, generated by the socio-spatial breakdowns stemming from the disregard of ontological assumptions due to modernization in parallel with changing dynamics of everyday urban life in Turkey. It evaluates the conservation conception of the authentic character and cultural heritage of settlements on the basic tenets of the urban planning and design disciplines in terms of ontological approach.

5.
Atatürk Orman Çiftliği(AOÇ)’nin ve Ankara’nın Değişimi Dönüşümü
Fluctuating Transformations in the Atatürk Forest Farm and Ankara
Deniz Kimyon, Gencay Serter
doi: 10.5505/planlama.2015.91300  Sayfalar 44 - 63
Bu yazı AOÇ ve Ankara’nın bütünleşik, diyalektik kent sorununu tarif etmeyi amaçlamaktadır. Cumhuriyet devrimi sonrası yeni toplumsal yapının formülasyonunda AOǒnin kuruluşu ve Ankara’nın başkent oluşu tarihsel olarak kesişmekle beraber, sonrasında da önemli bir kent parçası haline gelen AOÇ ile Ankara kent bütününün mekânsal örüntülerinin değişimi ve dönüşümü de siyasal perspektif çerçevesinde birbirini izlemiş ve etkilemiştir. Bildiri Ankara kent biçeminin değişimini, bizatihi AOÇ arazileri ve çeperinde incelemekte; bu alanların 1920’lerden bugüne değişen yasal, yönetsel, ekonomik, siyasal düzlemde değerlendirilmektedir. Bu anlamda özellikle 2000’ler sonrasına yoğunlaşılarak, neoliberal kentleşme pratiğinin AOÇ arazisi üzerindeki çarpıcı etkilerinin bir değerlendirmesi yapılmıştır. AOÇ özü, tözü itibariyle bir kamusallığın, kolektifliğin simgesi olarak üretilmiş iken; siyasi otoritenin iktidarını zor ile simgeleştirdiği bir alan haline dönüşmüş, hukuk ve kural tanımazlığın meşruiyet kazandığı bir dönüm noktasına tanıklık etmiş, yeni kentsel toplumsal muhalefetin konusu haline gelmiştir.
Bu çerçevede AOǒnin değişim ve dönüşüm hikâyesi aynı zamanda Ankara kentsel mekânını, kentsel macrofromunun değişimine işaret etmektedir. Bildiri önemli bir kamu arazisi olan, AOǒdeki tumturaklı müdahalelerin Ankara kent bütününe çarpan etkisini belgeleme uğraşıdır.
This paper aims to define the integrated, dialectical urban problems presented by the Atatürk Forest Farm (AFF) and Ankara. The formation of a new social structure in the wake of the Republican revolution coincided with the establishment of the AFF and with Ankara as the nation’s capital. From a political perspective, the transformation of Ankara’s urban spatial patterns has been reciprocally impacted by the development of the AFF as a significant urban district. This article examines the changing urban macroform of Ankara as it has encroached on the boundaries of the AFF. From the 1920s to the present, these areas have been evaluated at various legal, administrative, economic and political levels. Discussed are the ways in which practices of neoliberal urbanization have had severe effects on the land of the AFF, focusing specifically on the 2000s. Through the AFF was established as a symbol of collectivity and publicity, it has instead come to represent the exertion of political power through coercion, being the site of a milestone in the legitimization of disregard for law and order, and the subject of a new urban social opposition. In this framework, transformations of the AFF throughout history indicate changes in the urban macroform of Ankara. This paper endeavors to document the multiplicity of effects of interventions in the use of crucial public land, specifically relating to the AFF and Ankara but with implications for all urban areas.

6.
İstanbul'da Yeni Kentsel Devingenliğin İktidar Gramerini Açıklayıcı Bir Olgu Olarak
“Next Project Anxiety” as the Defining Feature of the Grammar of Power of New Urban Mobility in Istanbul
Kerem Ekinci, Zekai Görgülü
doi: 10.5505/planlama.2015.73792  Sayfalar 64 - 79
Bu makale 1980 sonrası neoliberal dönemde, devingenlik eksenli yeni sembolik iktidar ve bu iktidarın grameri ile kentsel devingenlik arasındaki ilişki üzerine gerçekleştirilen teorik bir tartışma niteliğindedir.
Genel çerçeve, Bauman'ın "tüketim toplumu" ve Boltanski ile Chiapello'nun "proje rejimi" kavramsallaştırmalarına vurgu yapılarak oluşturulmakta ve tartışmanın bağlamı, konunun son dönem kentsel devingenliği açıklayıcı "neo-liberal" okuma örnekleri ile ilişkilerine değinilerek geliştirilmektedir.
Böylece makale, neoliberalizmin kentlesmesi ve yeni yasal düzenlemeler alanındaki tartışmalara atıflarda bulunarak, "bir sonraki proje endişesi" olarak sentezlenen olgunun, yeni kentsel devingenliğin ve yeni kentsel iktidar gramerinin incelenmesinde bir araştırma nesnesi olarak taşıdığı potansiyeli ortaya çıkartmayı hedeflemektedir.
This paper is concerned with the relationship between the new mobility that underlies the grammar of new symbolic power and urban dynamism in the post-80 era.
Emphasizing Bauman's concept of consumer society and Boltanski and Chiapello's concept of project regime, the context of the argument is developed within an understanding of recent urban mobility and the neoliberal perception of urbanism.
Referring to the discussions on urbanization of neoliberalism and recent legal regulations, the paper aims to uncover the potential in the concept of "next project anxiety" functioning as a research subject to examine the new urban mobility and the new grammar of urban power.



 
Copyright © 2020 TMMOB
Bu sitenin tüm hakları Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesine aittir.