Bu çalışma, köpek gezdirme pratiğinin kentliler arasında “tanıdık yabancı” ilişkilerini, yüz aşinalığını ve mikro düzeydeki sosyal bağları nasıl şekillendirdiğini incelemektedir. Milgram’ın tanıdık yabancı kavramı, Granovetter’in zayıf bağ kuramı ve Oldenburg’un üçüncü mekân yaklaşımından yararlanan araştırma, köpek gezdirmeyi bireysel rutin ile kendiliğinden gelişen sosyal etkileşimi birleştiren çabasız bir kent sosyalleşmesi biçimi olarak ele almaktadır. Ankara’daki 2 kent parkında düzenli olarak köpek gezdiren katılımcılarla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelere dayanan bulgular, ortak mekânlarda tekrarlanan karşılaşmaların yakın bağlar kurulmasa bile aşinalık, güven ve aidiyet hissi yarattığını göstermektedir. Ancak bu deneyim bireysel eğilimler, sosyal açıklık ve mekânın fiziksel özelliklerine göre farklılaşmaktadır. Köpek parkları ve yeşil alanlar gibi iyi tasarlanmış ve bakımı yapılan mekânlar, rastlantısal karşılaşmaları artırarak zayıf sosyal bağları güçlendirmektedir. Ayrıca küçük ölçekli müdahalelerin – banklar, açık yollar ve topluluk etkinlikleri – gündelik etkileşimleri önemli ölçüde artırabileceği görülmüştür. Bireysel boyutunun ötesinde, köpek gezdirme kentsel kimliği ve bir arada yaşama kültürünü pekiştiren anlamlı bir toplumsal deneyim olarak öne çıkmaktadır. Çalışma, bu tür düşük eşikli gündelik karşılaşmaların kentte duygusal ve mekânsal aidiyetin oluşumuna somut katkılar sunduğunu ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler: Kamusal mekan, kent sosyolojisi, köpek gezdirme, tanıdık yabancı, zayıf bağlar
This study examines how the practice of dog walking shapes “familiar stranger” relationships, face recognition, and micro-level social ties among urban residents. Drawing on Milgram’s concept of the familiar stranger, Granovetter’s theory of weak ties, and Oldenburg’s notion of the third place, the research conceptualizes dog walking as an effortless form of urban socialization that merges individual routine with spontaneous interaction. Based on semistructured interviews conducted with participants who regularly walk their dogs in two urban parks in Ankara, the findings reveal that repeated encounters in shared spaces create a sense of familiarity, trust, and belonging, even in the absence of close personal relationships. However, this experience varies according to individual tendencies, social openness, and the physical characteristics of the space. Well-designed and well-maintained environments such as dog parks and green areas enhance random encounters and strengthen weak social bonds. Furthermore, small-scale interventions—such as benches, open pathways, and community events—were found to significantly increase everyday interactions. Beyond its individual dimension, dog walking emerges as a meaningful social experience that reinforces urban identity and the culture of coexistence. The study concludes that such low-threshold, everyday encounters make tangible contributions to the formation of emotional and spatial attachment in the city.
Keywords: Public space, urban sociology, dog walking, familiar stranger, weak ties