Araştırma, kamusal mekânın toplumsal üretimi, biçimi ve kullanımı arasındaki dinamik ilişkiyi kentsel protestoları odağa alarak sosyo-mekânsal bir çerçevede incelemektedir. Vaka olarak, kamusal mekânın kaybı ve kamusal alanın çöküşü tartışmalarına uzun süredir konu olan Kızılay Meydanı'ndaki 2013 Gezi Parkı ile 19 Mart 2025 sonrası protestolar, politik bağlamları göz ardı edilmeksizin ele alınmaktadır. Meydan, erken Cumhuriyet döneminde kamusal bir mekân olarak tasarlanmış; ancak 1980'lerden itibaren artan trafik ve ticarileşmeyle mekânsal ve işlevsel bütünlüğünü yitirmiştir. Yine de Kızılay, tüm bu planlama kararlarına, tasarım müdahalelerine ve yasal sınırlamalara rağmen bugün Türkiye'nin en önemli protesto alanlarından biri olmaya devam etmektedir. Araştırma, nitel bir yaklaşım çerçevesinde mekânsal analiz ve karşılaştırmalı dönem incelemesine dayanmaktadır. Kamusal alan ve mekân kuramları çerçevesinde çalışma, kentsel protestoları yalnızca politik eylemler olarak değil, kamusal mekânı yeniden üreten pratikler olarak "mekânsal koreografi" yaklaşımıyla ele almaktadır. Bu doğrultuda vaka analizleri, Kızılay'ın morfolojik dönüşüm süreci ve politik tarihiyle ilişkilendirilerek incelenmektedir. Bulgular, 2013'te yaratıcı mekân üretiminin baskın olduğunu, 2025 protestolarının ise ar-tan denetim altında geçici ve kısa süreli bir mekân sahiplenmesi pratiğine dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Bu dönüşüm, kamusal mekânın üretiminin değişen politik ve toplumsal koşullara yanıt olarak nasıl sürekli yeniden biçimlendiğini göstermektedir.
Anahtar Kelimeler: Kamusal mekân, kentsel protesto, Kızılay, mekânsal koreografi, sosyo-mekânsal yaklaşım.
This study explores the dynamic relationship between the social production, form, and use of public space through a socio-spatial framework, with a focus on urban protests. Keeping in mind their political significance, the 2013 Gezi Park protests and the post-19 March 2025 protests in Kızılay Square are examined through the lens of public space production as primary case studies. Kızılay has long been central to debates on the loss of public space and the decline of the public realm. The square was designed as a public space in the early Republican period, yet from the 1980s onward it gradually lost its spatial coherence due to increasing traffic and commercialization. Nevertheless, Kızılay continues to function as one of Turkey's most significant sites of protest. Adopting a qualitative approach that combines spatial analysis and comparative case studies, the research examines protest not only as a political action but also as a practice that (re)produces public space. Drawing on theoretical frameworks on the public sphere and public space, the study approaches these protests through the concept of "spatial choreography," closely examining Kızılay's morphological and political history. Findings show that creative spatial production through prolonged occupation characterized the 2013 protests, whereas the 2025 protests shifted toward temporary and short-term spatial appropriations under intensified surveillance and control. This shift reveals how public space production continuously transforms under changing political and social constraints.
Keywords: Public space, urban protests, Kızılay, spatial choreography, socio-spatial approach.