Journal of Planning - Planning: 32 (2)
Volume: 32  Issue: 2 - 2022
EDITORIAL
1.Editorial

Page X

BOOK REVIEW
2.Book Review: Leyla Bektaş Ata's Study Titled "Living, Growing and Waiting in Limontepe: A Neighborhood Narrative Before Urban Regeneration"
Tuğba Tuncer Tiryaki
doi: 10.14744/planlama.2022.30316  Pages 175 - 179
Abstract | Full Text PDF

OPINION LETTER
3.General Profile of Mersin University City and Regional Planning Department Students and Their Views of the Labor Market
Ali Cenap Yoloğlu
doi: 10.14744/planlama.2022.99710  Pages 180 - 184
Abstract | Full Text PDF

4.A Critical Evaluation on the Concepts of Horizontal and Vertical Urbanisms
Savaş Zafer Şahin
doi: 10.14744/planlama.2022.71602  Pages 185 - 190
Abstract | Full Text PDF

RESEARCH ARTICLE
5.The Scope of Physical Planning Between 2003-2019 in Turkey: An Evaluation Through The Journal Of Plannig
Selin Karaibrahimoğlu
doi: 10.14744/planlama.2021.02411  Pages 191 - 204
Bu çalışmanın amacı; 2003-2019 arasında Türkiye’de fiziki planlamanın kapsamını Planlama Dergisi üzerinden analiz etmek ve değerlendirmektir. Çalışmanın çıkış noktası; toplumsal yapıdaki değişim ve dönüşümle etkileşimli bir süreç içeren planlamanın gündeme getirildiği, tartışıldığı ortamlar üzerinden takip edilebileceği kabulüdür. Bu kabulle çalışma, uygulamalara ilişkin konuların yanı sıra planlamanın kavramsal içeriğinin, değişen anlamlarının hem akademik bakışla akademisyenler, hem de uygulayıcı gözüyle plancılar tarafından tartışıldığı bir ortam sunan Planlama Dergisi’nde yer alan makalelere odaklanmıştır. Şehir Plancıları Odası tarafından yayınlanan dergi, planlama alanına ilişkin dergiler arasında gerek sürekliliği, gerek kapsamı, gerekse bir meslek odası yayını olmasının kazandırdığı çok yönlü bakış açısı ve özgür tartışma ortamı ile öne çıkmaktadır. Çalışma kapsamında 1986’da yayın hayatına başlayan derginin düzenli, sürekli olarak yayınlanmaya başladığı 2003-2019 arasında basılan 53 sayıda yer alan 519 makale incelenmiştir. Çalışmada öncelikle Türkiye’de 2003 sonrası planlamanın genel seyrine değinilerek ülkenin planlama gündemine yön veren unsurlar literatüre katkı sağlayan temel referanslarla ele alınmıştır. Çalışmanın özgün tarafını oluşturan planlamanın 2003 sonrası kapsamının Planlama Dergisi üzerinden irdelendiği bölümde ise öncelikle dergide yer alan makaleler içerik analizi yöntemiyle incelenmiş, makalelerin odaklandığı konular kronolojik düzende sıralanmıştır. Daha sonra bu konular ülkede planlamanın genel seyrini tanımlayan olaylarla paralel düzlemde çakıştırılarak okunmuş, ülkenin toplumsal yapısında meydana gelen değişim/dönüşüm bağlamında tartışılmıştır. Sonuç olarak ise Planlama Dergisi’nde yer alan, ülke gündemini etkileyen ya da ülke gündeminden etkilenen konuların; akademik yaklaşımları da arkasına alarak sadece mekânsal sorunların çözümünde değil, toplumla ilgili pek çok sorunun çözümünde etkin rol oynayabileceği ve aynı zamanda derginin ülke planlama gündemini takip eden bir arşiv olarak da irdelenebileceği belirlenmiştir.
The purpose of the study was to analyze and evaluate the scope of physical planning in Turkey between 2003-2019 through the Journal of Planning. The starting point of the study was the acceptance that planning, which includes an interactive process with the change and transformation in the social structure, can be followed through the settings where it is brought up and discussed. With this acceptance, the study focused on the articles in Journal of Planning, which provided a setting where the conceptual content and changing meanings of planning, and the subjects regarding applications, were discussed by academicians, who provided an academic viewpoint, and planners, who provided a viewpoint of implementers. The 519 articles in 53 issues published 2003-2019, when the journal started to be published regularly, continuously, were examined in the scope of the study. Firstly, the general course of planning in Turkey after 2003, that guided the country’s planning agenda were also discussed with basic references. In the section where the scope of the planning after 2003, was examined through the Journal of Planning Then, the issues were read on a parallel plane overlapping with the events that defined the general course of planning in the country, and were discussed in the context of the change in the social structure of the country. As a result of the evaluations, it was determined, the issues in the journal can play active roles not only in solving spatial problems, but also in solving many problems regarding the society itself.

6.The Evaluation of Zoning Peace Application: The Sample of Trabzon
Suna Ersavaş Kavanoz, Nisa Erdem
doi: 10.14744/planlama.2021.92259  Pages 205 - 220
Kentleşmenin yarattığı imar ve planlama problemi günümüzde yalnızca kent merkezleri ile sınırlı değildir. Mekânın yeniden üretiminin mekânın genişlemesinde karşılığını bulması kent merkezlerindeki, metropoller-deki değişimler kadar kırsal alanda meydana gelen değişimlerin de göz-lenmesini gerektirmektedir. Bu kapsamda, 11.05.2018 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı “Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Ya-pılmasına İlişkin Kanun” kapsamında uygulamaya konulan imar barışı düzenlemesi birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Bu çalışma-da imar barışı uygulaması ve söz konusu uygulamaya getirilen eleş-tirilerin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde en çok başvuru yapılan il olma özelliğine sahip olan Trabzon üzerinden tartışılması ve ilgili konuda elde edilen teorik bulguların pratikteki verilerle desteklenmesi amaç-lanmıştır. Özellikle Doğu Karadeniz bölgesinde yer alan yaylalardaki kaçak yapılaşmaların siyaset gündeminde işgal ettiği yer düşünüldüğün-de, çalışma ağırlıklı olarak imar barışı uygulamalarının özel hukuk hü-kümlerine tabi olan yerleri bu uygulamaların kapsamı dışında bırakma-masının sonuçları üzerine kurulmuştur. Bunun yanında çalışmada imar barışı sürecinin dışında bırakılmasının ortaya çıkarabileceği sonuçlar da yer almıştır. Çalışmanın amacına uygun bir şekilde yöntem olarak, Trabzon Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ve Doğu Karadeniz Belediyeler Birliği (DKBB) ile iletişime geçilerek Trabzon’da imar barışı uygulamasına dair sayısal verilere ulaşılmıştır. Söz konusu sayısal veriler, teorik arka planlarına bağlı olarak değerlendirilmiş ve imar barışı ile ortaya çıkabilecek riskler tartışılmıştır.
The problem of zoning and planning created by urbanization is not limited to urban centers today. The re-production of the space corresponds to the expansion of the space requires changes in rural areas as well as changes in metropolises. In this context, the zoning peace regulation implemented within the scope of the Law No. 7143, which was published in the Official Journal on 11.5.2018, brought many discussions. In this study, it is aimed to discuss the zoning peace practice and the criti-cisms brought to the said application over Trabzon, which has the feature of being the most applied province in the Eastern Black Sea Region, and to support the theoretical findings in the relevant subject with practical data. Especially considering the place occupied by the illegal settlements in the plateaus in the Eastern Black Sea region on the political agenda, the study is based on the results of the fact that zoning peace practices do not exclude the places subject to private law provisions. In ad-dition, the results of excluding the municipalities from the zon-ing peace process were also included in the study. As a method suitable for the purpose of the study, numerical data on the implementation of zoning peace in Trabzon were reached by contacting Trabzon Provincial Directorate of Environment and Urbanization and the Eastern Black Sea Municipalities Union. The numerical data in question have been evaluated based on their theoretical background and the risks that may arise with zoning peace are discussed.

7.Role of Local Administrations in Combating Urban Poverty
Osman Sümer
doi: 10.14744/planlama.2021.53215  Pages 221 - 246
Yoksulluk, günümüzde üzerinde en çok durulan olgulardan birisi hâline gelmiştir. Üstelik sadece ekonomik açıdan düşünülemeye-cek kadar kapsamlı ve bir o kadar da karmaşık bir olgudur. Hakika-ten maddi açıdan sorunu olmayan insanlar bile zaman zaman yok-sul statüsüne inebilmektedir. Dolayısıyla yoksulluk olgusu, sosyal ve siyasal sorunlarla iç içe geçmiş bir sorundur. Bu açıdan bakıldı-ğında birey, kentsel mekândan, hem fiziksel ihtiyaçlarını, hem de sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılama işlevi üstlenmesini ister. Keza, kentin sunduğu imkânlardan eşit ve daha adil bir düzeyde faydalanılamaması, sağlıksız çevre, sosyal koruma mekanizmala-rının sınırlılığı veya hiç olmaması, istihdam olanaklarına ve gelire sınırlı erişim, yetersiz ve güvencesiz barınma ile hizmetler, eğitim ve sağlık hizmetlerine sınırlı yetersiz erişim gibi nedenler yoksul-luk tabanlı kentsel sorunların zeminini oluşmaktadır. Bu nedenle; yoksulluğun ortaya çıkardığı olumsuzlukların bir sosyal patlama olarak yansımasının engellenmesi için yerel düzeyde yoksula sahip çıkma ve yoksulluğa çözüm yolu boyutunda; kent yoksulluğu ile mücadelede yerel yönetimlerin rolünü açığı çıkartmak, çalışma-mızın amacını oluşturmaktadır. “Türkiye’ de Kent Yoksulluğu ile Mücadelede Yerel Yönetimlerin Rolü ve etkinliği nedir?” sorusuna cevap aradığımız bu çalışmada, yerel yönetimlerin mevcut rolünün sorgulanarak, bu rolün ne olması gerektiği üzerine odaklanacaktır.
Poverty is one of the most being dwelt on facts today. Moreover, it is far more complicated and comprehensive to be handled only in terms of economy. As a matter of fact, even people who has no trouble economically can descend to an indigent status. Hence the fact of poverty is a problem entwined together with social and political issues. In this point of view, individual awaits from urban environment to have a function to satisfy its physical, social and psychological needs. Also unutilization of the oppor-tunities provided by urban life fairly and equally, unhealthy envi-ronment, limited or none social protection mechanisms, limited access to income and employment opportunities, insufficient and insecure shelter services, limited or insufficient access to educa-tion and sanitary services are the ground of poverty-based urban problems. So that the purpose of this study is to display the role of municipal authorities in struggling against urban poverty in terms of finding a solution for poverty and protecting impov-erished people and to hinder disadvantages caused by poverty which would reflex as a social explosion. In this study, it is going to be focused on current roles of municipal authorities, what should this role be like and respond an answer to the question of “What is the role of Municipal Authorities in struggling process of Urban Poverty in Turkey?”

8.Assessment of Tendency to Become a Smart City Among Turkish Cities in the Context of Underdevelopment: An Empirical Analysis
Suat Tüysüz, Ahmet Yazar, Müge Manga
doi: 10.14744/planlama.2021.01346  Pages 247 - 255
Dünya nüfusunun yarıdan fazlası kentlerde yaşamaktadır. Bu du-rum kentler üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Bu baskının ortadan kaldırılması kentlerin sürdürülebilirliği açısından önem-li olduğu kadar kentsel yaşam kalitesinin artırılması açısından da önemlidir. Bu çerçevede akıllı kent modeli, hem kentlerin sürdü-rülebilirliği hem de kentsel yaşam kalitesinin artırılması açısından son yıllarda giderek artan bir biçimde kullanılmaya başlamıştır. Söz konusu model, teknolojinin kullanılması yoluyla bahsedilen sorun-ların üstesinden gelmeyi amaçlayan bir çerçeveye sahiptir. Öyle ki bu model, hem dünyada hem de Türkiye’de üst ölçekli politika belgelerinde de işlenmeye başlamıştır. Ancak akıllı kentin bileşen-lerini oluşturan beşeri ve fiziki unsurlar, mekânsal olarak farklı-lıklar arz etmektedir. Bu da akıllı kent modelinin her yerde aynı ölçüde etkin olamayacağına ilişkin bir soruna işaret etmektedir. Bu bağlamda bu çalışma, teknolojik altyapı, beşeri sermaye ve yöneti-şim yapısı gibi akıllı kentin en önemli bileşenleri olarak kabul edilen değişkenlere dayalı olarak Türkiye’de düzey 3 (il) bölgelerinin akıllı kent olma eğilimini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amacı ger-çekleştirebilmek için söz konusu değişkenlere kümeleme analizi uygulanmıştır. Analiz neticesinde Türkiye’de akıllı kent olma eğilimi açısından birbirinden farklılaşan beş farklı kümenin olduğu ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular, gelişmişlik düzeyinin farklılaşma-sıyla paralel olacak biçimde akıllı kent uygulamalarının her bölgede aynı ölçüde etkin ve verimli kullanılamayacağına işaret etmektedir.
More than half of the world's population lives in cities, which creates serious pressure on cities. Eliminating this pressure is important for the sustainability of cities, as well as for im-proving the quality of urban life. In this context, the smart city model has recently been utilised to address urban sustainability challenges and enhance the quality of urban life. The model has a framework aimed at overcoming the mentioned issues through the use of technology. This model has begun to be included in upper-scale policy documents all around the world, along with Turkey. However, the human and physical entities that make up the components of the smart city differ spatially within the country, which points to the problem that the smart city model cannot be equally effective everywhere. Therefore, this study aims to demonstrate the trend of NUTS 3 regions in Turkey to become smart cities based on variables considered the most important components of a smart city, such as tech-nological infrastructure, human capital, and governance struc-ture. In order to achieve this goal, cluster analysis was applied to these variables. The analysis has revealed that there are five different clusters in Turkey that differ from each other in terms of the tendency to become smart cities. The findings indicate that smart city applications cannot be used equally effectively and efficiently in each region in parallel with the differentiation of the level of development.

9.Ecotourism as a Rural Development Model: As a Women Leaded Ecotourism Process of Piraziz Şeyhli Village (the Black Sea Region of Turkey)
Neslihan Aydın Yönet, Funda Yirmibesoglu
doi: 10.14744/planlama.2021.44227  Pages 256 - 268
Ekoturizm, bir yerin sosyal ve kültürel bütünlüğünü korurken, doğal kaynaklarının sürdürülebilirliğini güvence altına alan ve aynı zamanda yerel toplumun ekonomik gelişimini destekleyen bir yaklaşımdır. Özellikle son yıllarda Türkiye'de de ekoturizm bir kırsal kalkınma modeli olarak kullanılmaya başlanmıştır. Doğu Karadeniz Bölgesi, Türkiye'de ekoturizmin geliştirilmesi açısından öncelikli bölgelerdendir. Bu çalışma kapsamında Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Giresun ili Piraziz ilçesine bağlı Şeyhli Ekoturizm Köyü incelenmiştir. Şeyhli Köyü, Turizm Marka Kent Kalkın-ma Planı kapsamında ekoturizm köyü ilan edilmiş ve ekoturizm gelişme süreci Giresun Valiliği GİRTAB (Giresun Turizm Altyapı Hizmet Birliği) tarafından koordine edilmiştir. Şeyhli Köyü'nün en önemli özellikleri erişilebilirliği, ulaşım kolaylığı, yerel halkın eği-tim seviyesinin yüksek olması ve kadınların bu süreci yönetip yürütmesidir. Çalışmada, Şeyhli Ekoturizm Köyü'nün potansiyelleri ve ekoturizm alanı olarak seçilme nedenleri anlatıldıktan sonra ekoturizm köyü yaklaşımı, kırsal kültürel değerlerin, doğal kaynakların korunması ve kırsal alanda kadınların rollerinin anlaşılma-sı bağlamında tartışılmıştır. Çalışma yöntemi; saha ziyaretlerini, anketleri, mülakatları ve gözlemleri içermektedir.
Ecotourism is an approach that maintains the social and cultural integrity of a locale, while securing the sustainability of the natural resources of the earth, as well as supporting the economic devel-opment of the local community. Turkey has recently begun actualizing the idea of ecotourism as a rural development model. The Eastern Black Sea Region is one of the priorities given region to develop ecotourism in Turkey. Within the scope of this study, Şeyhli Ecotourism Village of Piraziz district in the Black Sea Region will be examined. The most important features of Şeyhli Village, which was declared an Ecotourism Village within the scope of Tourism Brand Urban Development Plan and coordinated by Giresun Governorate GIRTAB (Giresun Tourism Infrastructure Service Asso-ciation), are accessibility, ease of transport, high level of education, and women being in charge of this process. In this study, after the potentials of Şeyhli Ecotourism Village and the reasons for its selection as an ecotourism area are explained, the ecotourism village approach will be discussed in the context of protection of rural cultural values, natural resources and of understanding women’s roles in rural development. The methodology of the study includes site visits, questionnaires, interviews and unobtrusive observation.

10.Resilience of Agricultural Policies Through the Eyes of Farmers
Şerife Betül Çetinkaya, Hilal Erkuş
doi: 10.14744/planlama.2021.45477  Pages 269 - 279
Son yıllarda tarım sektörü, aşırı hava olayları, ürün hastalıkları, pazar belirsizlikleri ve ekonomik krizler gibi birçok zorlukla karşı karşıyadır. Yaşanan bu olaylar, gün geçtikçe sektörde yer alan aktörleri üretim faaliyetlerini gerçekleştirirken daha da zorlamaktadır. Bu sorunlara çözüm bulabilmek adına, aka-demide ve politika yapıcılar arasında, değişen koşullara uyum sağlayabilme yetisini vurgulayan dayanıklılık kavramının sıklıkla tartışıldığı görülmektedir. Bu çalışma, dayanıklılık kavramı ışığında tarım politikalarını çiftçilerin gözünden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda Antalya Kumluca bölgesinde çiftçilerle yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Saha çalışmasından elde edilen bulgular, On Birinci Kalkınma Planı’nda yer alan politika hedefleri kapsamında tartışılmıştır. Bulgular çiftçilerin mevcut ekonomik durumlarının yetersiz olduğu, girdi maliyetlerinin fazlalığından kaynaklanan sorunlar yaşadıkları, pazara erişim sürecinde kooperatifleşmeyi ve devlet kontrolünü gerekli gördükleri ve inovatif üretim yapabilmeleri için maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini göstermektedir. İncelenen On Birinci Kalkınma Planı’nda her ne kadar politika yapıcıların çiftçilerin sorunlarını çözmeye yönelik girişimlerde bulundukları, çiftçilerin istekleri ve beklentileri doğrultusunda hedefler geliştirdikleri tespit edil-miş olsa da sektörde yaşanan sorunların yıllardır devam ediyor olması, politikaların uygulanma sürecinde çözülmesi gereken sorunların olduğunu göstermektedir.
In recent years, the agricultural sector has experienced many chal-lenges, such as extreme weather events, plant diseases, market uncertainties and economic crises. These challenges have become more and more severe for related actors of the sector, especially for farmers. In order to tackle these problems, the concept of resilience, which emphasizes the ability to adapt to changing conditions,has re-cently been discussed in academia as a solution to adapt the changing conditions. This article aims to evaluate agricultural policies through the lens of farmers within the perspective of resilience discussions. In this context, face-to-face interviews were held with farmers in Antalya Kumluca region. Findings of the case study were discussed within the scope of the policy objectives contained in the Eleventh Development Plan. As a result of the study, it has been determined that the current economic situation of farmers is insufficient, that they have problems caused by excess of input costs, that they con-sider co-operative and state control necessary in the process of ac-cessing the market, and that costs should be reduced in order to make innovative products. Another finding in the study is that farm-ers need more government support to eliminate these problems. Although it has been determined that policy makers have developed targets in accordance with the wishes and expectations of farmers in the examined plan, the fact that the problems experienced in the sector have been going on for many years shows that there are still problems need to be solved in the implementation process.

11.Definition of Open-Permeable Neighborhood Concept and Design Criteria for Development of an Open-Permeable Neighborhood System in the Levent Region
Melih Birik, Omer Devrim Aksoyak, Ozlem Caliskan
doi: 10.14744/planlama.2021.53765  Pages 280 - 297
Levent Bölgesi’nde yaklaşık üç kilometrelik yürünebilir nitelikteki kentsel kamusal ve özel alanların kademelenmesiyle oluşan ve mahallelerin işlev odaklarını birleştiren geçitler, sokaklar ve caddeler sisteminin oluşturduğu kentsel doku, farklı dönemlerde tasarlanmış Açık Geçirgen Mahalleleri oluşturan konut alanlarını birbiriyle ilişkilendirerek yaşayan bir sistem oluşturmaktadır. Makale bu kapsamda geliştirilen üniversite araştırma projesi ve sonuçlarını değerlendirmektedir. Açık Geçirgen Mahalle kavramı kentsel mekânın fiziksel bileşenlerinin dinamik etkileşiminden yola çıkarak mahallenin yeniden tanımlanması üzerine geliştirilmiş bir mekânsal okuma biçimi olarak ele alınmıştır. Söz konusu araştırma yöntemi iki aşamada ele alınmış; mekânın yapısal bileşenleri ve kullanıcı deneyimi üzerinden geliştirilen analitik çalışmalar ortak bir kentsel rota üzerinde sorgulanmıştır. Birinci aşama, Levent Bölgesi’nde yapısal niteliklere ve yaklaşık otuz yılı içine alan bir süreçte mevzii imar planlarının oluşturduğu mekânsal planlama ve tasarım kurgusuna dayalı analizleri içermektedir. İkinci aşama, mekânsal analizler sonucu Açık Geçirgen Mahalle ile ilgili elde edilen verilerin kullanıcı deneyimi üzerinden gündelik yaşamda nasıl karşılık bulduğunun açığa çıkarılması üzere yapılandırılmıştır. Bu bağlamda, araştırma projesi kapsamında, İstanbul Levent Bölgesi olarak tanımlanan; Levent, Akatlar, Etiler ve Uçaksavar alt bölgelerinin oluşturduğu kentsel sistem üzerinde, Açık Geçirgen Mahalle kavramı sorgulanarak, bu olguya ait nitelikler belirlenmiştir. Kentsel tasarım disiplini çerçevesinde elde edilen bulgular değerlendirilerek, Levent Bölgesi’nde mekânsal belleğin sürekliğini sağlayacak ve yaşam kalitesini artıracak tasarım kriterlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır.
The urban texture formed by the hierarchic relations of walkable urban public and private areas of approximately three kilometres in the Levent Region and the system of passages, streets and avenues that combine the functional focal points of the neighbourhoods, creates a living system by linking the residential areas that have been designed in different periods. In this context, the article evaluates the results of the university research project developed for the Levent Region. The concept of Open-Permeable Neighbourhood is considered as a spatial reading methodology developed on the redefinition of the neighbourhood based on the dynamic interaction of the physical components of the urban space. The research method in question has been considered in two stages. The first stage includes analysis based on the structural features and the spatial planning and design setup created by the local development plans in a period of approximately thirty years. The second stage is structured in order to reveal how the data obtained about the Open-Permeable Neighbourhood as a result of spatial analysis corresponds to daily life through the user experience. In this context, the defined spatial analysis method was used and the characteristics of this phenomenon were determined. By evaluating the findings obtained within the framework of the urban design discipline, it is aimed to reveal the design criteria that will ensure the continuity of the spatial memory in the Levent Region and increase the quality of life.

12.A Conceptual Model Proposal for the Applicability of Park and Ride Systems in Turkey
Hatice Gül Önder, Hülagü Kaplan
doi: 10.14744/planlama.2021.29292  Pages 298 - 311
Kentsel yolculuk amaçlarının farklılaşmasının yanı sıra, yolculuk taleplerinde yaşanan artış, kentlerin büyüklüğüne bağlı olarak taşıt hareketliliğinin daha uzun mesafeler arasında yapılmasını gerekli kılmıştır. Farklı kent büyüklükleri, hızlı ulaşımın amaçlandığı günümüzde, özel otomobil kullanımı odaklı önlemlerin alınmasına neden olarak kentsel ulaşım ağını şekillendirmiştir. Her kentlinin farklı ulaşım talepleri, kentsel ulaşım sisteminde alternatif ulaşım türlerinin hizmete girmesini gerektirmiştir. Böylesi bir durumda, büyükşehir ya da küçük ve orta ölçekli her kentin ulaştırma altyapısının ve kentin ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulduğu bir model üretilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu model vasıtasıyla, kentin ulaşım yapısı çözümlenir, kentlinin değişen yolculuk taleplerine göre kurgulanacak ulaşım sistemi ve çeşitli ulaşım türleri arasında yolculuk yoğunluğuna göre nasıl seçim yapılacağına ilişkin öngörülerde bulunulur. Bu çalışma kapsamında, temelde Varlık-İlişki modeli olarak adlandırılan bir kavramsal model çerçevesi oluşturulmuştur. Bu kavramsal model, kentsel ulaşım sistemlerinin ve alternatif ulaşım türlerinin belirlenmesinde, teorik altyapıyı pratik uygulamaya dönüştüren kuramsal bir temel oluşturmayı amaçlamıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de farklı nüfus büyüklüğüne sahip farklı boyutlarda kentler için alternatif bir ulaşım türü olan P+D sistemlerinin, kent merkezi çeperi ve kent bütününde konumlandırılmasında kurgulanan Varlık-İlişki modelinin üretildiği bir kavramsal model önerisi geliştirilmiştir.
In addition to the differentiation of urban travel objectives, the increase in travel demands made it necessary to make vehicle mobility between longer distances depending on the size of the cities. Different urban sizes have shaped the urban transportation network by taking measures focused on the use of private cars today, where rapid transportation is aimed. Different travel demands of each inhabitant required alternative modes of transportation to be put into service in the urban transportation system. In such a situation, the need to produce a model that takes into account the transportation infrastructure of the metropolitan or small and medium-sized city and the needs of the city has emerged. With this model, the transportation structure of the city is analyzed and forecasts are made regarding the transportation system to be designed according to the multiple journey demands of the city and how to choose among the various transportation types according to the travel density. In this study, a conceptual model framework, basically called the Entity-Relationship Model, has been created. This conceptual model aims to create a theoretical basis that transforms the theoretical infrastructure into practical application in determining urban transportation systems and alternative modes of transportation. In this study, for cities of different sizes with different population sizes in Turkey an alternative transportation modes with a P + D systems, town walls and the city a conceptual model is proposed for the production of remixed Entity-Relationship model in the positioning of the whole it has been developed.

13.University as an Actor in Bahçelievler Millet Bahçesi Participatory Design Practice: An Evaluation via Ladder of Participation
Ufuk Küçükyazıcı, Berkay Oskay, Evrim Töre, Zeynep Ayşe Gökşin, Yasemin Erkan Yazıcı, Ayşenur Hilal Iavarone, Şeyda Şen
doi: 10.14744/planlama.2021.04875  Pages 312 - 328
Katılımcı tasarım süreçleri, toplumun her kesimi için yaşadıkları çevrenin tasarımı, geliştirilmesi ve dönüşümü üzerine karar alma sürecine dâhil olmalarına olanak tanıyan uygulamaları içermektedir. Yaratılan demokratik ortam içinde planlama ve tasarım aşamaları, profesyonel mimar, plancı ve tasarımcıların bilgi, beceri ve kaynaklarıyla yerel toplulukların bilgi, beceri ve kaynaklarının birleştirilmesi yoluyla gerçekleştirilmektedir. Katılımcı süreçlerde farklı aktörlerin etkileşimi açısından çok boyutlu bir yapılanma oluşmakta, gerçek katılımın sağlanabilmesi için üniversitelerin tarafsız aktörler olarak önemli bir rolü bulunmaktadır. Katılımcı tasarım süreçlerini açıklayan merdiven metaforları bu süreçte yer alan paydaşların rollerini ve katılımın hangi durumlarda ortaya çıktığını aşamalarıyla tanımlamaktadır. Söz konusu katılım merdivenleri hem farklı coğrafyalarda, farklı ölçek ve kapsamdaki pratikleri içermekte hem de toplulukların sözde katılım ile gerçek katılım arasında geniş bir yelpazedeki deneyimlerini basamak basamak sunarak tartışmaya ve değerlendirmeye açmaktadır. Türkiye’nin özgün koşulları tasarım ve planlamada katılımcı süreçlere de kuşkusuz yansımakta, yerel koşullar bazında katılımcı tasarım açısından da farklı yaklaşımlar ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda Türkiye’de üniversitelerin tarafsız aktörler olarak yer aldıkları katılımcı tasarım uygulamaları görülmektedir. Ancak, formel eğitim kapsamında yürütülen katılımcı uygulamalar açısından deneyim zemininin yeterince güçlü olmadığı gözlenmektedir. Bu bağlamda, İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü ve Bahçelievler Belediyesi iş birliğinde Bahçelievler Millet Bahçesi’nin katılımcı bir süreç ile yeniden tasarlanmasına yönelik bir uygulama gerçekleştirilmiş ve bulgular, katılım merdiveni yardımıyla değerlendirilmiştir. Üç dönemde tamamlanan bu çalışmada belediyenin çekinceleri ve pandemi sebebiyle katılım basamakları açısından katılımsızlık ve sözde katılım arasında kalan bir uygulama ortaya çıkmıştır.
Participatory design process includes practices that enable all seg-ments of society to participate in decision-making about design, de-velopment, and transformation of their environment. Within such democratic environment, planning and design stages are conducted by combining the knowledge, skills and resources of professional architects, urban planners, designers, and local communities. In participatory processes, the interaction between different actors provides a multi-dimensional structure, and the universities have an important role as objective actors to ensure actual contributions in terms of effective participation. Ladder metaphor for citizen par-ticipation in design process defines the roles of the stakeholders and the situations in which the participatory approaches are expe-rienced. Abovementioned ladder of participation includes practices in different scales and scopes in different geographies. Accordingly, it also represents and discusses wide range of experience levels in-between symbolic participation (tokenism) and actual participation. In Turkey, participatory planning and design practices undoubt-edly reflect the national circumstances, and different approaches emerge in terms of participatory design. In recent years, participa-tory design practices, in which the universities are included as ob-jective actors, began to gain importance in Turkey. However, these experiences do not establish a firm ground in terms of participa-tory practices conducted within the scope of formal education. In this context, a case study was developed to redesign Bahçelievler National Garden in cooperation with Istanbul Kultur University Department of Architecture and Bahçelievler Municipality, and the findings were evaluated within the scope of ladder of participation. This study consists of three stages and concluded with a practice in-between non-participation and symbolic participation as a con-sequence of the pandemic and hesitations of the local government.

LookUs & Online Makale