Planning: 28 (1)
Cilt: 28  Sayı: 1 - 2018
Özetleri Gizle | << Geri
GÖRÜŞ YAZISI
1.
Planlama Öğrencilerine Zihinsel Egzersizler - Bir Davet
Intellectual Exercises for Students of Planning - An Invitation
Gökhan Hüseyin Erkan
doi: 10.14744/planlama.2018.43255  Sayfalar 1 - 5
Makale Özeti | Tam Metin PDF

DERLEME
2.
Kent Planlama ve Kentsel Altyapı İlişkisinin Evrimi
Evolution of the Relationship between Urban Planning and Urban Infrastructure
Savaş Zafer Şahin
doi: 10.14744/planlama.2018.75547  Sayfalar 6 - 11
İklim değişikliği ve ekolojik bozulmanın sebep olduğu felaketler karşısında kentlerin geleceği kent planlaması ile kentsel altyapı arasındaki hassas denge ile doğrudan ilişkili hale gelmiştir. Kentlerdeki risklerin yönetilmesi, mevcut altyapının kapasitesinin yönetimi ve iklim değişikliği karşısında uyumlaştırılması için kent planlama ve kentsel altyapı arasındaki ilişkinin yeniden ele alındığı bütünleşik sürdürülebilir kent planlama ve yönetimi yaklaşımları uzun bir süredir tartışılmaktadır. Özellikle son otuz yıldır, dünyanın farklı ülkelerinde çeşitli sebeplerle kent planlaması ile kentsel altyapı yatırımlarının ayrışan bir çizgi izlediği görülmektedir. Neoliberal politikaların etkisi altında kentsel projelerle kent planlama süreci kentsel rantın yeniden dağıtıldığı bir mekanizmaya dönüştürülürken, kentsel altyapı yatırımları da yer yer bu dönüşümün etkilerini siyasi açıdan meşrulaştıracak mega projeler olarak topluma sunulmaktadır. Bu kopuş kaynakların verimli ve etkin kullanılamamasına, kentsel ekosistemin olumsuz etkilenmesine ve kentsel gündelik yaşamın kırılganlaşmasına ve kesintiye uğramasına sebep olmaktadır. Planlama ile altyapıyı yeniden bir arada ele alacak bir çerçevenin geliştirilmesi kaçınılmaz bir ihtiyaç halini almıştır.
In the face of disasters caused by climate change and ecological degradation, the future of cities has become closely interrelated with the sensitive balance between urban planning and urban infrastructure. Integrated sustainable urban planning and management approaches, where the relationship between urban planning and urban infrastructure is re-examined to manage urban risks, manage the capacity of existing infrastructure, and adapt to climate change have been discussed for a long time. Particularly in the last 2 to 3 decades, in various countries and for different reasons, urban planning and urban infrastructure investments have diverged. Under the influence of neo-liberal policies, the urban planning process has often been transformed into a mechanism of re-distributing urban rents via urban projects, and urban infrastructure investments are presented to society as mega projects to help legitimize the effects of this transformation politically. This dissociation results in an inefficient and ineffective use of resources, a negative effect on the urban ecosystem, and an urban daily life that is fragile and disrupted. The development of a framework that re-integrates planning with infrastructure is an inevitable necessity.

ARAŞTIRMA MAKALESI
3.
Türk Otomotiv Endüstrisinde Dayanıklılık, Perçin Etkisi ve Üretim Zincirlerinin Değişen Coğrafyası
Resilience, the Rivet Effect, and the Changing Geography of Production Chains in the Turkish Automotive Industry
Yiğit Evren, Adem Sakarya
doi: 10.14744/planlama.2017.36035  Sayfalar 12 - 21
Bu yazıda, perçin etkisi kavramı üzerinden Türk otomotiv yan sanayisinin dayanıklılığına ilişkin niceliksel ve mekânsal bir okuma yapılıyor. Yazıda sektörün dayanıklılığı ikincil veriler üzerinden yan sanayi firmalarının birincil tedarik ağı içinde kalabilme becerileri bağlamında ele alınıyor. Çalışmamızın ampirik çerçevesini Türk ekonomisinin motoru olarak kabul edilen Marmara Bölgesi’ndeki dört otomotiv odağı (Bursa, İstanbul, Kocaeli, Sakarya) oluşturuyor. Yaptığımız analizler perçin hipotezinin bu bölgedeki mekânsal etkilerinin homojen olmadığını gösteriyor. Ekonomik coğrafya ve bölge planlama perspektifinden değerlendirdiğimizde bu dört odağın birbirinden, üretim organizasyonu, büyüklük ve tarihsel gelişim süreçleri bakımlarından olduğu kadar, ana- yan sanayi bağlantılarının yoğunluk ve mekânsal tercihleri bakımından da farklılaştığını ve her odağın kendi yapısal özellikleri ve gelişme yörüngeleri doğrultusunda perçin ekonomilerine farklı tepkiler verdiğini söyleyebiliriz.
This article focuses on the Turkish automotive industry and examines the sector’s resilience using secondary data. The empirical investigation is based on the concept of the rivet effect and its impact on firm survival within the first tier supply chain of local original equipment manufacturers that operate in the Marmara region. This region is considered the industrial heartland of the Turkish economy and is an example of a mega-city region comprising multiple clusters: Bursa, Istanbul, Kocaeli, and Sakarya. The study findings indicate a spatially uneven impact of the rivet hypothesis in the region. From the perspective of economic geography and regional planning, it is clear that these co-located automotive clusters differ from each other not only with respect to production organization, size, and historical evolution, but also with reference to the density and spatial composition of their supplier-customer linkages.

4.
Bölgesel Gelişmişlik Düzeyinin Belirlenmesine İlişkin Veri Seti Sorunsalı: Eleştiri ve Öneriler
Data Set for the Determination of Regional Development Level: Criticism and Recommendations
Sinem Dedeoğlu Özkan, Dilek Beyazlı
doi: 10.14744/planlama.2018.42104  Sayfalar 22 - 39
Sosyal ve ekonomik olanaksızlıklar ve farklılıklar ülkeler arasında olduğu gibi bölgeler hatta iller arasında dengesiz gelişmeye sebep olmaktadır. Bu farklılıklarının giderilmesine yönelik uygun politikaların oluşturulması için öncelikle bölgesel gelişmişlik düzeyinin il/bölge ya da alt bölge ölçeğinde doğru belirlenmesi ve nedenlerinin tartışılması gerekir. Ülkemiz için, farklı düzeydeki istatistiki bölgeler için gelişmişliği tartışabilmek/karşılaştırabilmeyi sağlayabilmek için günün toplumsal, ekonomik ve teknolojik gelişimlerini/değişimlerini göz önüne alan gelişmişliği en iyi ifade eden yeni bir veri seti önerisinin ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Bu amaca ilişkin olarak, ülkemizde 1980’den bugüne yapılan tüm gelişmişlik düzeyi çalışmalarında kullanılan değişkenlere yönelik çalışma kapsamında önerilen 3S (sıralama, sınıflama, seçme) yaklaşımı sistematik bir değerlendirme sağlamıştır. Böylelikle, bölgesel gelişmişlik düzeyi çalışmalarında kullanılabilecek değişkenler, nedenleri ile belirlenerek üzerinde uzlaşılmış bir veri seti oluşturulması öngörülmüştür. Periyodik, karşılaştırmaya olanak veren bulgularla bölgelerin farklılıkları ve benzerliklerinin ortaya konulması, gerçekçi sıralama ve sınıflamalarının yapılması, sonuçta düzey farklılıklarını azaltacak bölgesel politikaların oluşturulması beklenmektedir.
Social and economic inequalities and differences lead to unbalanced development between regions and provinces, as well as between countries. In order to establish the appropriate policies to eliminate these differences, it is necessary to first accurately determine the level of development on a provincial/regional or sub-regional scale and to discuss the causes. The aim of this study was to present a new dataset proposal that takes today’s social, economic, and technological changes into account to describe development in order to be able to discuss and compare different regions. With this in mind, a systematic assessment of the 3S (sorting, classification, selection) approach was proposed within the scope of the study for variables used to study development in our country since 1980. Variables that can be used in studies of the level of regional development and the reasons for their use were determined, and a conventional data set was created. The regular comparison of comparable findings will enable an accurate view of the differences and similarities between regions, a realistic sorting and classification, and regional policies that will ultimately reduce differences in the level of development.

5.
Kültürel Peyzajların Tarihsel Süreç İçerisindeki Değişimlerinin Tespiti: Bursa İznik Örneği
Detection of Cultural Landscape Changes in the Historical Process: The Case of Bursa İznik
Seher Demet Kap Yücel, Esra Salt
doi: 10.14744/planlama.2018.46220  Sayfalar 40 - 55
Günümüzde kültürel peyzajlar hızlı ve radikal değişimler geçirmektedirler. Bu değişimler kültürel peyzajların korunması ve yönetilmesi bağlamında değişimi anlama ve tanımlama konusunu gündeme getirmiştir. Bu kapsamda değişimin tespiti üzerine farklı bakış açılarına sahip birçok araştırma bulunmaktadır. Bu çalışmada ise niceliksel bir yöntem olan tarihi peyzaj değerledirmesi ve niteliksel bir yöntem olan rehberli gezi birlikte, Bursa’nın İznik ilçesinde uygulanmıştır. Bu amaçla tarihi peyzaj değerlendirmesi kapsamında, alana ait 1943,1953,1963,1973,1997,2011,2016 hava fotoğrafları ve 1839 yılına ait harita sayısallaştırılmıştır. Buna ek olarak rehberli gezi yöntemi kapsamında saha çalışmasında 28 adet rehberli gezi yapılmıştır. Özellikle Unesco’nun 2012 yılında yapmış olduğu güncel tarihi kentsel peyzaj tanımı kapsamında, her iki yöntem çalışma alanında uygulanmış ve elde edilen bulgular, üç başlıkta toplanmıştır. Bunlar doğal çevredeki değişimler, somut kültürel mirastaki değişimler ve somut olmayan kültürel mirastaki değişimlerdir. Her bir başlıktaki değişim süreçleri neden sonuç ilişkisi içinde net olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, İznik kentinin sahip olduğu kültürel peyzaj değerlerinin zaman içinde değiştiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda kültürel peyzajların sürdürülebilirliği sağlanmasında farklı yöntemlerin birlikte kullanılmasının pozitif etkisi belirlenmiştir.
Cultural landscapes are undergoing rapid and radical changes. These changes have brought about the concept of understanding and defining change in the context of conservation and management of cultural landscapes. There are many studies with different perspectives on the determination of such change. In this study, a quantitative method of historical landscape assessment and the commented walk method were applied to an analysis of the İznik district of Bursa. Aerial photographs from 1943,1953,1963,1973,1997, 2011, and 2016, as well as a map from 1839 were digitized for a historical landscape assessment. In addition, 28 commented walks were conducted as part of the fieldwork. The findings were examined in 3 categories using the 2012 United Nations Educational, Scientific and Cultural Organisation definition of a historic urban landscape: changes in natural heritage, changes in tangible cultural heritage, and changes in intangible cultural heritage. Causes of the change processes in each category were identified. As a result of the research, it was determined that the cultural landscapes of İznik had changed over time. The combined use of different methods can have a positive effect on the sustainability of cultural landscapes.

6.
Kentsel Dönüşüm ve Yerel Siyasetin Değişen Dinamikleri: 2009 ve 2014 İzmir Yerel Seçim Sonuçları Bağlamında Bir Araştırma
Urban Transformation and Changing Dynamics of Local Politics: Analyzing the Results of the 2009 and 2014 Local Elections in Izmir
Ali Kemal Çınar, Mehmet Penpecioğlu
doi: 10.14744/planlama.2017.92485  Sayfalar 56 - 75
Türkiye’de kentsel dönüşüm üzerine gerçekleştirilmiş çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Ancak, kentsel dönüşümün yerel siyaset ile ilişkisi daha fazla araştırma yapılması gereken bir çalışma alanıdır. Bunun için öncelikle kentsel dönüşümü değişen kentsel siyasi coğrafya ile ilişkili biçimde ele almak; dönüşüm alanlarında yerel seçim sonuçlarının değişimine odaklanmak gerekmektedir. Makale kapsamında gerçekleştirdiğimiz araştırma, bu yönde atılmış sınırlı bir ilk adımdır. Çalışma, kentsel dönüşüm odaklı politikaların yerel siyasetin dinamiklerini değiştirmekte olduğu tespitinden yola çıkmaktadır. Bu değişen dinamikleri araştırmanın ilk adımı, farklı siyasi partilerin kentsel dönüşüme ilişkin politikalarının ve uygulamalarının yerel seçim sonuçlarına etkisini sorgulamaktır. Böylesi bir araştırma için en iyi örneklerden biri, merkezi yönetimin ve yerel yönetimin farklı siyasi partilerde olduğu İzmir kentidir. İzmir, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi aracılığıyla, AKP ve CHP tarafından yürütülmekte olan kentsel dönüşüm uygulamalarının yoğunlaştığı bir örnektir. Makale kapsamında, İzmir’de 2009 ve 2014 yerel seçim sonuçlarını temel alan bir araştırma gerçekleştirilmiştir. İzmir’in ilçe ve mahalle düzeyinde siyasi coğrafyasındaki süreklilikler ve değişimler ortaya konmuş; özellikle kentsel dönüşüme konu olan mahallelere odaklanılmıştır. Makalemiz birbiriyle ilişkili önemli bulguları ortaya koymaktadır. İlk bulgu, hem merkez kentte hem de bu merkezin çeperinde yer alan ilçelerde yerel seçimlerde CHP’nin oy kaybı ile AKP’nin oy kazancını çarpıcı bir şekilde göstermektedir. İkinci bulgumuz, “kentsel dönüşüm alanı” ilan edilen mahallelerin önemli bir bölümünde yerel seçim sonuçları itibariyle CHP’nin oy kaybındaki ve AKP’nin oy kazancındaki eş zamanlılığa dikkat çekmektedir. Üçüncü bulgu, kentsel dönüşüm alanı ilanı iki farklı yasal dayanağa göre (6306 ve 5393/73 sayılı yasalar) yapılsa dahi; sonuç olarak bu alanların önemli bir bölümünde, AKP’nin oy oranları artarken CHP’nin oy oranları azalmaktadır. Makalemiz, kentsel dönüşüm alanı ilan edilen mahallelerde tespit edilen çarpıcı yerel siyasal değişimlerin altını çizmekte ve bunların derinlemesine araştırılmasına yönelik olarak çözümleyici bir çerçeve öne sürmektedir.
A large number of studies of urban transformation have been conducted in Turkey; however, broader research regarding the relationship between urban transformation and local politics is needed. Urban transformation should be evaluated through the changing dynamics of urban political geography and an examination of the changes in local election results in transformation zones. This study argues that the political background of urban transformation has been changing the dynamics of local politics. In order to analyze these dynamics, the influence of the policies of different political parties on urban transformation issues and the effects of implementation on local election results should be investigated. Izmir is an appropriate case for this kind of research, as the central and local governance are managed by different political parties. In Izmir, there are examples of urban transformation application areas that were declared/managed by the Ministry of Environment and Urbanization, which is led by the Justice and Development Party (AKP), as well as the Izmir Metropolitan Municipality, which is led by the Republican People’s Party (CHP). Data from the local election results of 2009 and 2014 in Izmir were utilized in this research and continuities and discontinuities of political geography are presented at both the district and neighborhood level, with a special focus on transformation zones in the neighborhoods of İzmir. Important, related findings are discussed. First, there is the decrease in CHP votes and an increase in AKP votes in the local elections of the districts of the central city and the districts of the metropolitan periphery. The same vote change pattern for the same period was observed in the majority of neighborhoods that were officially declared urban transformation areas in 2 local elections. As a third finding, it was observed that the AKP has been gaining votes in the majority of neighborhoods officially designated urban transformation areas by 2 separate laws implemented by the party (Law No. 6306 and Law No. 5393/73). This study underlines local political changes in neighborhoods that have been declared urban transformation areas and recommends an analytical framework for further studies in order to conduct more comprehensive and detailed research.

7.
Kent Hakkının Maddi Olmayan Boyutları: Kentsel Dönüşüm Sürecindeki İstanbul Derbent Mahallesi Örneği
Immaterial Dimensions of the Right to the City: The Case of Istanbul’s Derbent Neighborhood in the Urban Transformation Process
Gizem Aksümer, Hakan Yücel
doi: 10.14744/planlama.2018.55264  Sayfalar 76 - 89
Bu makalenin temel amacı, kent hakkı kavramını kentsel dönüşüm tehdidi altındaki bir gecekondu mahallesi üzerinden tartışmaktır. Makale, temel olarak kavramın materyal olmayan, ampirik boyutlarının altını çizmektedir. Bu bağlam içinde makalenin teorik kısmında Lefebvre’in ortaya attığı, bireyin istediği yerde yaşama ve kendi geleceğine karar verme hakkı olarak da anlaşılabilecek kent hakkı kavramı tartışılacaktır.
Bu noktadan hareketle, kentsel dönüşüm tehdidini deneyimleyen İstanbul Derbent mahallesinde bir araştırma yapılmıştır. Bundaki amacımız, gecekondu mahallesindeki insanların nasıl yaşadıklarını ve gelecekte nasıl yaşamak istediklerini araştırmaktı. Buna ek olarak bu makale, mevcut kentsel dönüşüm ihtimalinin mahalledekilerin taleplerinin aksi yönde işlediğini göstermeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla makale iki temel izleğe sahiptir. Öncelikle, Derbent mahallesinde yaşayanların nasıl bir hayat tarzına sahip olduğu anlaşılmaya çalışılacak, ikinci olarak mahalle sakinlerin gelecekte nasıl bir mahalle hayal ettikleri aktarılacaktır. Bulgular, mahalle sakinlerinin çok güçlü bir mekansal aidiyet hissine sahip olduklarını göstermektedir. Saha araştırması tespitlerimize göre Mahalle sakinleri mekâna ve komşularına duygusal bağlılık içindeler. Biz de bu makalede, mekâna bağlılığın bu duygusal boyutlarının kent hakkının çok önemli birer parçası olduğunu tartışmaya açıyoruz.
The main objective of this article was to discuss the concept of the right to the city using the example of a gecekondu settlement, sometimes referred to as a squatters’ neighborhood or a slum, that is part of a transformation project. The article primarily emphasizes the importance of the immaterial and empirical dimensions of the concept of the right to the city. Within this context, the theoretical part of the article is based on the Lefebvrian concept of the right to the city, which may be explained as the right to live anywhere one wishes to live and/or to decide one’s own future.
Starting from this point, a study of Istanbul’s Derbent neighborhood, a gecekondu neighborhood undergoing an urban transformation process, was conducted. The goal was to seek tangible information on how the inhabitants of the gecekondu neighborhood were currently living and how they wish to live in the future. Additionally, how the urban transformation process is progressing in the opposite direction for this area is illustrated. The findings revealed that Gecekondu inhabitants have a strong sentiment of belonging to the place. They are emotionally attached to the location and to their neighbors. These emotional, intangible, and invisible dimensions of place attachment are very important components of the right to the city.



 
Copyright © 2019 TMMOB
Bu sitenin tüm hakları Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesine aittir.