| EDITÖRYAL | |
| 1. | Editöryal Editorial Sayfa XII |
| ARAŞTIRMA MAKALESI | |
| 2. | Ankara’nın Tarihi ve Simgesel Kamusal Mekânlarından Gençlik Parkı’nın ‘Yer Kimliği’nin Evrimi Evolving ‘Place Identity’ of Ankara’s Historical and Symbolic Public Space, Gençlik Park Müge Akkar Ercandoi: 10.14744/planlama.2025.37084 Sayfalar 187 - 210 Küreselleşme ve neoliberal politikaların etkisi altında 1980’lerden itibaren kentler ekonomik, sosyal ve mekânsal olarak yeniden yapılanırken, yer kimliklerinde de önemli değişimler oluşmaktadır. Çağdaş kentler, büyük ölçekli kentsel dönüşüm projeleriyle küresel kimlik kazanırken, bazı mekânsal kararlarla yerel ve özgün yer kimliği özellikleri bozulmakta, değersizleştirilmekte, bazı durumlarda da yok edilmektedir. Kültürel miras alanları, kentlerin yerel ve küresel kimlik çatışmalarının merkezinde, siyasi ve ekonomik çıkar mücadelelerine sahne olmaktadır. Günümüzde, yerel kimliğin korunması, birçok kentin küresel bağlamda girişimcilik ve rekabet gücünü artırırken, özellikle kültürel miras alanlarındaki yer kimliğini oluşturan özellikler ve bileşenlerin metalaştırılması, ticarileştirilmesi ve özelleştirilmesine neden olmaktadır. Bu makale, Ankara’nın tarihi ve simgesel kamusal mekânlarından Gençlik Parkı’nın Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihi boyunca geçirdiği kimlik değişimini incelemektedir. Cumhuriyet’in yeni kurulan başkentinin en önemli kent parklarından biri olarak, 1920’lerde modern, laik ve Batılı bir toplumun ideallerini temsil etmek üzere tasarlanan Gençlik Parkı, zaman içinde, özgün tasarımından ve kimlik özelliklerinden uzaklaşarak, başkalaşmıştır. Kuramsal bir çerçevede “yer kimliği” kavramını tanımlayan bu nitel araştırma, Gençlik Parkı'nın 100 yıllık ‘kimlik’ değişimini tarihsel olarak mekânın fiziksel özelliklerinin, etkinliklerinin ve anlamının değişimi üzerinden incelemektedir. Araştırma, tekil bir örnek üzerinden tarihsel inceleme ve vaka analizi yöntemleri kullanılarak, parkın özgün kimliğinin yıllar içinde nasıl değişerek dönüştüğü hatta kaybolduğunu göstermektedir. Bu değişimin arkasındaki birçok faktörü, kentin değişen mekânsal, ekonomi-politik ve tarihsel bağlamları ile ilişkili olarak ele alarak, kentsel kimlik değişimi ile parkın geçirdiği kimlik değişimi arasındaki ilişkileri ortaya koymaktadır. |
| 3. | Kentsel Çalışmalarda Sözlü Tarih Anlatılarından Elde Edilen Verinin Deşifre Edilmesinde “Aktör-ağ Teorisi” Yönteminin Sunduğu Fırsatlar: İzmir Kadifekale Kentsel Yenileme Projesi Örneği The Opportunities Offered by the “Actor-network Theory” in Decoding Data Obtained from Oral History Narratives in Urban Studies: The Case of İzmir Kadifekale Urban Renewal Project Elif Mutlu Kılıçdoi: 10.14744/planlama.2025.98470 Sayfalar 211 - 240 Projesi, İzmir’deki neoliberal kentleşme pratikleri açısından önemli, başat bir örnektir. Bu bağlamda proje kapsamında afet riski (heyelan) nedeniyle yerinden edilen (kent merkezine yakın konumdaki mahallelerinden kentin çeperindeki Uzundere’deki toplu konutlara göç etmek zorunda kalan) bireylerin projeye ilişkin bakış açılarının, kent ve yaşanılmış mekân ile kurulan ilişkilerin açığa çıkarılması, yeni mekân tasarımlarında göz ardı edilen bakış açılarının da tasarım süreçlerine entegre edilebilmesine yönelik sözlü tarih anlatılarını önemli kılmaktadır. Kentsel dönüşüm proje alanları içerisinde yaşayan mikro toplulukların görünmeyen, belleğe dayalı bilgisinin, bellekteki mekân temsillerinin, bakış açılarının “Aktör-Ağ Teorisi” yöntemi bağlamında görselleştirmesi, yoğun veri havuzlarındaki ilişkilerin belirgin hâle getirilmesi, haritalandırılması, mikro mekân bilgisinin daha kavranabilir şekilde analiz edilmesi amacıyla bu çalışmada kullanılan açık erişimli veri görselleştirme materyali Graph Commons aracının kolaylaştırıcı ve etkili bir rolü bulunmaktadır. Kadifekale Kentsel Dönüşüm Projesi ile proje alanındaki gecekondular ve bu alan içerisinde yaşayan topluluklar, kentsel mekândan silinirken, mekâna dair bilginin ve yok olan mekânda yaşayanların sesinin yok olmasına, sözlü tarih ve dijital haritalama yazılımları ve görselleştirme araçları (Graph Commons ve ArcGIS programları kullanımı) ile karşı çıkılmaktadır. Bu çalışma, Kadifekale Kentsel Dönüşüm Projesi pratiğinden yola çıkarak kentsel araştırmalarda yerelin, mikro mekân bilgisinin hatırlanmasının, bu bilginin farklı araştırma ve analiz yöntemleri kullanılarak açığa çıkarılmasının, anlamlandırılmasının önemine değinmektedir. Araştırmanın çıktılarının ise gelecek çalışmalar için yenilikçi, alternatif yollar sunması, kentsel dönüşüm süreçlerinde daha katılımcı, sürdürülebilir yaklaşımların geliştirilmesine yönelik stratejilere ışık tutması hedeflenmektedir. |
| 4. | Çocuk-merkezli Araştırma Yöntemlerinin Araştırmacı Perspektifinden Değerlendirilmesi: Aktivite Günlükleri Üzerine Bir İnceleme Evaluation of Child-centered Research Methods From a Researcher's Perspective: An Investigation of Activity Diaries Yücel Can Severcandoi: 10.14744/planlama.2025.60243 Sayfalar 241 - 263 Planlama disiplininde çocukları konu alan çalışmalar kentlerde artan çocuk nüfusu ve kentsel sorunlar ile birlikte giderek yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmalarda, çocuk-merkezli araştırma yöntemlerinin daha fazla kullanıldığı görülmektedir. Ancak, yöntemlerin araştırmacılar açısından başarısı bir coğrafyadan diğerine değişebilmektedir. Bu durum, konu hakkındaki yöntem yazınının geliştiği ülkeler dışında çalışmalarını yürütmekte olan araştırmacıların mevcut yazında yer alan yöntem bilime ilişkin her paylaşılmış tecrübeyi genelleştirilmemeleri gerekliliğine dikkat çekmektedir. Bu çalışma, çocuk-merkezli veri toplama yöntemlerinin başarısının nasıl değerlendirilebileceğini mevcut yazına atıfla ele almaktadır. Daha sonra ortaya konulan bu yöntem, yazarın İstanbul ve Ankara’da yürüttüğü iki araştırma projesinde 9-14 yaş arası toplam 1303 çocuk ile deneyimlediği farklı tasarım ve uygulamalara sahip aktivite günlüğü çalışmalarının araştırmacı perspektifinden değerlendirilmesi için kullanılmaktadır. Bulgular, söz konusu aktivite günlüğü çalışmalarının uygulama kolaylığı, çocukların yapabilirlikleri ve elde edilen verilerin bilimselliği hakkında hem farklı hem de örtüşen avantaj ve dezavantajlarının olduğunu göstermektedir. Elde edilen deneyimler, çizelge formatında uygulanan aktivite günlüğü çalışmalarının yaratıcı olarak nitelendirilebilecek günlük tasarımlarına kıyasla daha fazla olumlu yanının olduğunu göstermiştir. Bu olumlu yanlar, bilimsel çalışmalarda aranan ampirisizm ve bulgularda tekrarlanabilirlik kriterleri bağlamında öne çıkmaktadır. Çocukların aktif katılımını sağlamaya yönelik, bireysel uygulamaların iki çocuklu uygulamalara kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği deneyimlenmiştir. Gelecek araştırmaların başarısı için bu tür değerlendirmelerin paylaşılması önemlidir. |
| 5. | Kentsel Dönüşüm Projelerinde Sürdürülebilirlik Farkındalığı: Ankara Örneği Sustainability Awareness in Urban Transformation Projects: The Case of Ankara Gülnaz Şengül Güneş, Sinan Güneş, Esra Keskin, Yeşi&775;m Tanrıvermişdoi: 10.14744/planlama.2025.76892 Sayfalar 264 - 277 Kentsel dönüşüm projeleri, hızla artan kentleşme, nüfus artışı ve çevresel bozulma gibi zorlukların üstesinden gelmek için kritik mekanizmalar haline gelmiştir. Türkiye’de, ekonomik kalkınmayı sağlarken çevresel etkileri en aza indirmek ve sosyal eşitliği teşvik etmek amacıyla sürdürülebilir kentsel dönüşüm kavramı giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu çalışma, kentsel dönüşüm projelerinde sürdürülebilirlik farkındalığı düzeyini Ankara örneği üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, bu projelerde yer alan paydaşların sürdürülebilirlik ilkelerine olan anlayış ve uygulamalarını etkileyen faktörleri belirlemeyi hedeflemektedir. Araştırma, kapsamlı bir literatür taraması ve Ankara’daki kentsel dönüşüm projelerinde yer alan yerel yönetim yetkilileri, şehir plancıları ve hak sahipleri gibi kilit paydaşlarla yapılan anketler ve uzman görüşmeleri yoluyla toplanan ampirik verilere dayanmaktadır. Bulgular, sürdürülebilirliğin önemine dair genel bir farkındalık olmasına rağmen, farkındalığın artmasındaki eksiklikler, net düzenlemelerin olmaması ve finansal kısıtlar gibi çeşitli faktörlerin sürdürülebilirlik ilkelerinin uygulanmasını engellediğini göstermektedir. Çalışma, sürdürülebilirlik farkındalığını ve uygulamalarını artırmaya yönelik stratejiler önermekte ve entegre planlama, paydaş katılımı ve sağlam politika çerçevelerinin gerekliliğini vurgulamaktadır. Sonuçlar, sürdürülebilir kentsel dönüşümü teşvik eden politikalar aracılığıyla yerel yönetimlerin rolünün kritik olduğunu ortaya koymaktadır; bu politikalar arasında yeşil bina standartları, verimli kaynak kullanımı ve topluluk katılımının teşvik edilmesi bulunmaktadır. Bu çalışma, gelişmekte olan ülkeler bağlamında sürdürülebilir kentsel dönüşüm anlayışına katkıda bulunmakta ve gelecekteki nesiller için dirençli ve yaşanabilir şehirler yaratmayı amaçlayan politika yapıcılar ve uygulayıcılar için pratik öneriler sunmaktadır. |
| 6. | Kentsel Ölçekte Sıcak ve Kurak İklimlerde Biyoklimatik ve Verneküler Yaklaşımlar: M’Zab ve Yazd Vadileri Üzerine Bir Karşılaştırma Bioclimatic and Vernacular Approaches in Hot and Aride Climate at Urban Scale: A Comparison on M’Zab and Yazd Valleys Hanane Selmani, Demet Yılmaz Yıldırımdoi: 10.14744/planlama.2025.47048 Sayfalar 278 - 299 Son yıllarda, biyoklimatik mimarlık, başta insan konforu ve refahını sağlamak amacıyla mimari çevreyi iklimle uyumlu bir şekilde bütünleştirmeyi amaçlayan araştırmacılar arasında oldukça tartışılan bir konu haline gelmiştir. Bu makalede, vernaküler mimari ile biyoklimatik yaklaşım arasındaki bağlantının kurulması amaçlanmıştır. Bu bağlantı Cezayir’deki M’zab Vadisi ve İran’daki Yazd Vadisi olmak üzere iki örnek üzerinden tartışılarak ortaya konmuştur. Bu şehirler, yerel toplumların sıcak ve kurak iklim zorluklarına karşı gösterdiği olağanüstü uyumu göstermektedir. Bu iki yer arasında karşılaştırma yapıldığında, kentsel doku, bitki örtüsünün minimuma indirilmesi, içe dönük mimari, dar sokaklar, yoğun doku gibi dikkat çekici benzerlikler gözlemlenmiştir. Bu çalışmada, geleneksel kentlerin, çevreleriyle uyum sağlayabilmek için ürettikleri sürdürülebilir çözümleri mimari ve kentsel düzeye nasıl entegre ettikleri incelenmiştir. Biyoklimatik ve vernaküler yaklaşımların ana faktörlerine dayanan bu çalışma, geleneksel kentlerin çevresel yönlerinin ve yerel bilgi birikimlerinin anlaşılmasını vurgulamayı amaçlamakta olup, bunların gelecekte korunması ve bu bilgilerin kullanılmasını hedeflemiştir. Bu karşılaştırma, her iki yaklaşımın da yerel kaynakların bilinçli bir şekilde kullanılmasına, hâkim iklime uyum sağlanmasına ve insan konforunu sağlamak amacıyla doğa ile mükemmel bir şekilde uyumlu bir yapılı çevre yaratılmasına vurgu yapıldığını doğrulamaya olanak sağlamıştır. Böylece, vernaküler mimarinin, yaşayanların ihtiyaçlarını karşılayabilen, konfor ve refah sağlayan ve çevreye uyum sağlayan bir biyoklimatik mimari olduğu göstermiştir. Ayrıca vernaküler mimarinin biyoklimatik yaklaşımları kentte yapılacak yeni düzenlemelerde önemli bir tasarım yöntemi ortaya koymaktadır. Bu açıdan M’Zab Vadisi (Cezayir), Yazd Vadisi (Iran) üzerine yapılan çalışma Cezayir ve Iran kentleri için veri sağlamanın yanında kurak iklim bölgeleri için mimari ve kentsel düzeye sürdürülebilir çözümleri nasıl ürettikleri bağlamında bir öğreti veya yöntem sağlaması açısından önemlidir. |
| 7. | Antakya’da Deprem Sonrası Yeniden İnşa Süreçlerinin Kentsel Sürekliliğe Etkileri: Akevler ve Gülderen Mahallesi Örnekleri The Influence of Post-earthquake Reconstruction on the Urban Continuity of Antakya: The Cases of Akevler and Gülderen Neighbourhoods Ebru Bingöldoi: 10.14744/planlama.2025.04468 Sayfalar 300 - 323 Şubat 2023 depremlerinin neden olduğu yıkımın yanında yeniden inşa süreçleri Antakya kent formunda hızlı değişimlere sebep olmaktadır. Antakya’da kentsel formun sürekliliği, kültür, toplum ve kentsel yaşamın devamlılığı için bir gerekliliktir. Bu çalışmada Antakya'da depremden bugüne kadar kent formunda yaşanan değişimler, kent morfolojisi alanının analitik araçları kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı, Akevler ve Gülderen mahallelerinde yaşanan yeniden yapılanma sürecinde kent dokusundaki süreklilikleri ve kopuşları tespit etmek ve kentsel sürekliliğin sağlanması için bir takım önerilerde bulunmaktır. Bu doğrultuda makalenin birinci bölümünde "kentsel süreklilik" kavramının çoklu bileşenleri tartışılmış, makalenin ikinci bölümde ise Antakya'da yeniden inşa süreçlerini tamamlamak üzere olan iki mahalle üzerinden yaşanan dönüşüm incelenmiştir. Yapılan analizler, 'rezerv alan' politikasıyla parsellerin ortadan kaldırılması sebebiyle yalnızca tekil kentsel plan öğelerinin sürekliliğinin değil, aynı zamanda bu öğeler arasındaki diyalektik ilişkilerin sürekliliğinin sağlanmasının önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca, kentsel çeperde yer alan büyük ölçekli toplu konut alanlarının, kentsel çeperin yabancılaşmasına, iç çeper kuşağında spekülatif gelişmelerin ortaya çıkmasına ve kentsel periferide kopuk ve bağlamsız merkezlerin oluşmasına neden olmakta; tüm bu süreçler hem kentsel sürekliliği hem de kolektif hafızayı ve sosyal sürdürülebilirliği zedelemektedir. Makale, Antakya'da deprem ve yeniden inşa sonrası mekansal değişimin belgelenmesi ve ani bozulmalar sonrası sürekliliği sağlayacak kentleşme pratikleri önermesi açısından alana katkı sunmaktadır. Çalışma, günümüzde iklim değişikliği temelli ekolojik yıkımların kentleri tehdit ettiği bir dönemde ani yıkımlar sonrası yeniden yapılaşmanın kodlarını oluşturabilmek açısından değerlidir. |
| DERLEME | |
| 8. | Soylulaştırmanın Kırsal Boyutu: Turizm, Tarım ve Sanayi The Rural Dimension of Gentrification: Tourism, Agriculture, and Industry Ece Buldan, Tonguç Akışdoi: 10.14744/planlama.2025.26879 Sayfalar 324 - 331 Kırsal soylulaştırma, arazi özelleştirmesi ve yerinden edilme ile karakterize edilen bir süreç olup, 1990'larda devlet güdümlü müdahalelerin sisteme daha fazla entegre edilmesiyle yoğunlaştı. Soylulaştırma tarihsel referanslarını kaybederek, genelleşmiş bir olgu olarak kent merkezlerinin ötesindeki kırsal alanları da etkilemektedir. Bu özel gelişme, kentsel ve kırsal temeller üzerine yoğunlaşan çalışmalar üzerinden ele alınmaktadır. Günümüz söyleminde kırsal alanlar, sanayi kenti ve doğal kırsal ortamlar arasında birer hibritleşme alanı olarak tasvir edilmekte, bu alanların tüketimi, sermaye akışının etkilerini dışlamakta ve giderek daha fazla dinlenme ve turizm üzerinden şekillenmektedir. Küresel Güney ülkelerindeki çalışmalar incelendiğinde, sanayileşme fonksiyonu da turizm ve ikincil konut sürecinin yanı sıra kırsal soylulaştırmaya katkı sağlamaktadır. Bu süreçler, hizmet ve üretim sektörlerinde ağırlıklı olarak ortaya çıkmakta, kentsel ve kırsal alanlar arasındaki ayrımı bulanıklaştırarak araştırma ve kavramsallaştırmada zorluklar sunmaktadır. Bu boşluğu ele alarak, bu çalışma, güncel mekânsal sorunlar üzerinden kentsel-kırsal durumun bulanıklığını teorik bir katkı dahilinde bağlamsallaştırmayı amaçlamaktadır. Turizm, sanayi ve tarımdaki dönüşüm süreçlerini inceleyerek, kırsal alan üretimine dair gelişmiş ve gelişmekte olan bağlamlarda tartışmalar sunmayı hedeflemektedir. Literatür taraması ve önemli örnekler üzerinde nitel araştırma yöntemleri kullanılarak, bu çalışma yeni demografik veriler aracılığıyla kentsel ve kırsal çalışmalar çerçevesinde kırsal soylulaştırmayı inceleyerek, bunun etkilerine ve uygulamalarına dair içgörüler sunacaktır. Buna uygun olarak, kırsal alana giren yeni sermaye akışının etkileri de araştırılacaktır. |
| GÖRÜŞ YAZISI | |
| 9. | Arabulucu Olarak Şehir Plancısı City Planner as a Mediator Metin Şenbildoi: 10.14744/planlama.2025.52297 Sayfalar 332 - 336 Makale Özeti | |
| KITAP İNCELEME | |
| 10. | Sosyolojik Araştırmada Katılımcı Bir Nitel Yöntem Denemesi: Ruh ve Beden Exploring a Participatory Qualitative Approach in Sociological Research: Body and Soul Ceyhun İlseverdoi: 10.14744/planlama.2025.24434 Sayfalar 337 - 342 Makale Özeti | |