Planlama Dergisi - Planning: 27 (3)
Cilt: 27  Sayı: 3 - 2017
EDITÖRYAL
1. 
Editörden
Editorial

Sayfa XI

GÖRÜŞ YAZISI
2. 
Büyük Şehirlerde Ulaşım Sistemleri ve Sorunları: İzmir İli Özelindeki Sorunlara Çözüm Önerileri
Transportation Systems in Big Cities and Their Problems: Solution Proposals for Problems in Izmir
Fevzi Yasin Kababulut, Cahit Helvacı
doi: 10.14744/planlama.2017.18894  Sayfalar 215 - 221
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DERLEME
3. 
Sürdürülebilir Kentsel Dönüşüm İçin Performans Göstergeleri
Indicators for Sustainable Urban Regeneration
Aslı Ulubaş Hamurcu, Mesture Aysan Buldurur
doi: 10.14744/planlama.2017.30074  Sayfalar 222 - 235
Bugün, kentsel dönüşüm, kentsel alanda sürdürülebilirliğin mümkün kılınması için bir fırsat olarak karşımıza çıkmaktadır. Sürece yönelik uygulama araçlarının kapsamlı tanımı, evrensel ilkelerle uyumlu sürdürülebilir kentsel sistem oluşumunu sağlayacaktır. Ancak, burada uygulama araçlarına yön veren vizyon ve hedeflerle çizilen çerçevenin izlenebilir kılınması önemlidir. Bu çalışma kapsamında, kentsel dönüşüm süreçlerinin sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda gelişimini sağlamak üzere, hedeflerin izlenebilir ve değerlendirilebilir kılınmasına yardımcı olacak göstergelerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla gerçekleştirilen literatür taramasının ardından, sürdürülebilirlik ve kentsel dönüşümü bir araya getiren bir çerçeve oluşturularak, tematik başlıklar altında özelleşmiş performans göstergeleri tanımlanmıştır. Ardından sürece ilişkin bazı politika araçları önerilmiştir. Çalışmanın, geliştirilebilir yapısı ile sürdürülebilir kentsel dönüşüm için performans göstergeleri konusunda ileride hazırlanabilecek yasal öneriler için altlık oluşturması beklenmektedir.

ARAŞTIRMA MAKALESI
4. 
Türkiye’de Bölgesel Rekabet ve Rekabetçi Bölgeler
Regional Competitiveness in Turkey and Competitive Regions
Ebru Kerimoğlu, Semih Sözer
doi: 10.14744/planlama.2017.08208  Sayfalar 236 - 253
Bölgeler, hem ulusların hem de firmaların rekabet edebilirliklerini etkileyen, yeni ekonomik düzende kilit role sahip olan coğrafyalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, bölgesel düzeyde rekabet edebilirliğin oldukça önem kazandığı günümüzde, Türkiye’deki düzey 2 bölgelerinin rekabet edebilirliğini etkileyen ana bileşen ve değişkenleri belirleyerek, bölgelerin rekabet edebilirlik kapasitelerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Türkiye düzey 2 bölgelerinin rekabet edebilirlik değişkenleri, konu ile ilgili yapılmış çeşitli kavramsal ve ampirik çalışmalardan faydalanılarak, ekonomik, fiziksel ve sosyal çevre ve insan sermayesi başlıkları altında değerlendirilerek, birbiri ile ilişkili çok sayıda değişken, temel bileşenler analiz tekniği uygulanarak az sayıda ve daha anlamlı bileşenlere indirgenmiştir. Sonuç olarak, Türkiye’de bölgesel rekabet edebilirliği etkileyen “Güçlü Ekonomik Yapı” ve “İnsan Sermayes” olmak üzere 2 temel bileşen ortaya çıkmaktadır; Türkiye’de bölgelerin rekabet edebilirlik potansiyelleri, güçlü bir ekonomik yapıyı oluşturmak için gerekli olan özel sermaye, yenilikçi yapı ve işgücü ile insan sermayesi faktörlerine bağlıdır. Bu faktörler çerçevesinde rekabet edebilirlikleri incelenen düzey 2 bölgeleri arasında ülke genelinde önemli farklar bulunmaktadır. Genellikle batı bölgelerinde yüksek çıkan rekabet edebilirlik potansiyelleri, doğu bölgelerine doğru gidildikçe düşmektedir. Rekabet edebilirliği arttırmak için, bölgelere işgücünü ve özel sermayeyi çekebilecek yenilikçi ortamlar yaratmayı hedefleyen ve bölgelerin özgün özelliklerini ön plana çıkaran akılcı stratejiler, ülkedeki tüm bölgelere yayılarak uygulanmalıdır.

5. 
Koruma Odaklı Kırsal Alan Planlamasına Yönelik Veri Altyapısının Oluşturulması
Database Construction for Conservation-Oriented Rural Area Planning
Aygün Erdoğan, Sinem Dedeoğlu Özkan, Beydullah Sulak, Meltem Barut
doi: 10.14744/planlama.2017.39200  Sayfalar 254 - 273
Düzeyi ya da ölçeği ne olursa olsun bir alana yönelik politikaların geliştirilmesi veya planlama kararlarının ortaya konması sürecinde temel dayanak, nitelikli ve yeterli bir veri altyapısıdır. Bu çalışmada, bu kapsamdaki bir veri altyapısının belirli bir kırsal alanın; içinde bulunduğu bölge ve yerele özgü koruma odaklı stratejik kararlarının katılımcı bir süreçle alınmasına temel olacak biçimde nasıl oluşturulduğu adımlarıyla açıklanmaktadır. Bu veri altyapısının mevcut üst ölçekli planlama yaklaşımlarına özgü veri içeriklerinden farklılıkları ve benimsenen planlama yaklaşımının takip eden ön koşulları olan ekolojik duyarlılık ve kırsal alan sınıflandırmasına katkıları da ortaya konmaktadır. Benimsenen “Koruma Odaklı Kırsal Alan Planlaması” için bir modelin geliştirildiği ve kısaca KOKAP olarak bilinen yaklaşımın ilk aşamalarını oluşturan ve verilerin kapsamı ve çeşitliliği bakımından CBS-tabanlı bir veri tabanı tasarımını gerekli kılan veri altyapısının üst ve alt ölçekler için hazırlanmasındaki adımlar detaylarıyla açıklanmaktadır. Oluşturulan sistem, farklı bir alana uygulanmak istendiğinde söz konusu bölge veya yerelin veri çeşitliliğinin sisteme eklenmesine imkân tanımaktadır. Bu çalışma ile ayrıca, KOKAP yaklaşımının ana ilkeleri ve bu yaklaşımın ön koşulu olarak hazırlanan veri tabanı, mevcut üst ölçekli planlama çalışmalarının veri altyapısı ile karşılaştırılmış ve buna göre, geliştirilen sistemin söz konusu planlardan üstün yönleri ortaya konmuştur. Son olarak çalışmanın, her plan kademesinde farklı detaylarla ortaya konması gereken ekolojik duyarlılıkların tespiti ile kırsal alanların ülkesel ve yerel ölçekte yapılan sınıflamasındaki önemli rolü ele alınmıştır.

6. 
Mekansal Yapı Özellikleri Açısından İklim Değişikliğine Karşı Risk Taşıyan Bölgelerin Saptanması, İzmir
Determination of Areas Vulnerable to Climate Change Due to Spatial Structure Characteristics, Izmir
Mediha Burcu Sılaydın Aydın, Hilmi Evren Erdin, Emine Duygu Kahraman
doi: 10.14744/planlama.2017.61587  Sayfalar 274 - 285
Kentler, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden en çok etkilenen insan yerleşmelerini oluşturmaktadır. Dolayısıyla iklim değişikliği ile mücadele kapsamında yürütülen adaptasyon politikalarının önemli bir bölümü kentlere yönelmiştir. Aynı doğrultuda adaptasyon odaklı kentsel planlama süreçlerinin geliştirilmesi de önemli stratejilerden biri haline gelmiştir. Kentlerde yaşayanlar, iklim değişikliğine bağlı gelişebilecek afetler nedeniyle ölüm, hastalık, mal kaybı gibi risklerle karşılaşabilmektedir. Kentli nüfusun bu risklere karşı kırılgan olmalarına neden olan ve kırılganlık düzeyini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerden birini mekansal yapı özellikleri oluşturmaktadır. Mekansal yapı özellikleri nedeniyle iklim değişikliğine karşı risk taşıyan bölgelerin saptanması, kırılganlığın azaltılması amacında geliştirilecek kentsel adaptasyon politikalarının oluşturulması açısından oldukça önemlidir. İklim değişikliğine bağlı gelişen etkilerden, aşırı yağış ve deniz seviyesinin yükselmesi tehditlerinin yol açtığı sel, taşkın ve su baskını sorunları bu makalede temel alınmakta ve bu sorunlara bağlı riskli bölgelerinin saptanmasında bir yaklaşım ve yöntem ortaya konmaktadır. Makalede aşırı yağış ve deniz seviyesinin yükselmesi tehditlerine karşı kırılganlığı artıran temel mekansal faktörler belirlenmiş ve mekansal açıdan risk taşıyan bölgeler, yerleşik dokunun bulunduğu konumların fiziksel özellikleri temelinde risk taşıyan bölgeler ile yapılaşma özellikleri temelinde risk taşıyan bölgelerin toplamından elde edilmiştir. İzmir Kentinde sel, taşkın ve su baskınına karşı risk taşıyan bölgeler beş düzey halinde saptanmıştır. Bulgular, kentlerin yapılaşmaya ilişkin özelliklerinin ve gelişim süreçlerinin mekânsal açıdan risk düzeylerinin belirlenmesinde önemli bir yere sahip olduğu göstermiştir. Elde edilen sonuçlar, adaptasyon odaklı kentsel politikaların üretilmesine, kentsel yerleşik alan içerisinde ilk müdahale alanlarının saptanması ve mevcut planlarda üretilen yer seçimi kararlarının sorgulanmasına katkı sağlamaktadır.

7. 
Plan Kararlarının Uygulanmasında Bir Konsensüs Oluşturma ve İşbirliği Deneyimi: İzmir Kemeraltı Sokak Sağlıklaştırma Çalışmalarının Öyküsü
An Experience of Consensus Building and Collaboration in the Implementation of Planning Decisions: The Story of Izmir Kemeraltı Street Rehabilitation Studies
Ayşegül Altınörs Çırak
doi: 10.14744/planlama.2017.21932  Sayfalar 286 - 302
Türkiye’nin 3. büyük kenti olan İzmir’in tarihsel merkezi niteliğindeki “Kemeraltı Çarşısı” önemli rant baskıları altında kalmış ve pek çok dönüşüm yaşamıştır. Tarihi kent merkezinin geleceğinin, kentin geleceğini etkileyecek bir konu olarak görülmeye başlanmasıyla Kemeraltı’nın sorunları kent genelinde bir tartışma konusu haline gelmiştir. Yerel ve merkezi yönetiminin, esnaf ve sermayedar grupların, sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve akademisyenlerin bu tartışmalarda yer aldıkları görülmüştür. Bölgeye iyileştirici müdahalelerde bulunma gereği konusunda bir üst mutabakatın oluşmasının ardından, ilgili yerel yönetimler alanda planlama ve uygulama çalışmalarını yürütmeye başlamıştır. Kaçak yapılanmalara karşı yıkım gerektiren projelerin uygulama sürecinde, esnafla bir çatışma yaşanmaması ve esnafın projelere desteğinin sağlanması için yetkililerce konsensüse dayalı bir işbirliği modeli ortaya konularak, ortaklaşa bir süreç gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu yazıda projelerde uygulanan işbirliği modeli; sürecin bütünsel olarak ele alınmasıyla, aktörlerle yapılan derinlemesine görüşmeler kapsamında analiz edilmekte ve sonuçta ortaklaşa süreçleri tarifleyen teorik çerçeve kapsamında değerlendirilmeye çalışılmaktadır.

8. 
Yeni Bir Soylulaştırma Formu Olarak Öğrencileştirme (Studentification): Bosna-Hersek Mahallesi’nde (Konya) Değişen Mahalle İçi Dinamikler
Studentification as a New Form of Gentrification: Changing Neighborhood Dynamics in Bosna Hersek Neighborhood (Konya)
Tuğba Tuncer, Tolga İslam
doi: 10.14744/planlama.2017.77698  Sayfalar 303 - 313
Öğrencileştirme, gerçekleştiği mahalleler üzerinde geleneksel soylulaştırma süreçlerinin etkilerine benzer etkiler bırakır: öğrencilerin belli bir yerde yoğunlaşması konut fiyatlarını yukarı çeker ve mahallenin sosyo-kültürel tabanını sonradan gelenlerin (öğrenci) tercihleri ve ihtiyaçları doğrultusunda yeniden dönüştürür. Türkiye’de en fazla öğrenci sayısına sahip ikinci üniversite olan Selçuk Üniversitesi’nin hemen yanı başında konumlanmış olan Bosna Hersek Mahallesi’nde de öğrencileştirme sonrası ortaya çıkan mahalle örüntüsü, bir çok soylulaşmış alanla benzer özellikler taşımaktadır: gayrimenkul değerleri yükselmiş, mahallenin konut ve ticari yapısı sonradan gelenlerin ihtiyaçları merkeze alınarak yeniden şekillenmiş, mahalle tek bir sosyal grubun (öğrenciler) egemenliği altına girmiş ve ilk sakinler fiziksel olarak (doğrudan) olmasa da, sosyo-kültürel olarak (dolaylı) yerinden edilmiştir. Öğrencilerin ve öğrenci olmayanların çoğu zaman birbirleriyle kesişmeyen ‘paralel hayatlar’ yaşadığı mahallede, bu iki grubun karşılaştığı alanlar yeni gerilim hatlarının oluşmasına zemin hazırlar. İki grup arasında yaşanan gerilimin merkezinde, yurt dışında bir çok örnekte de gözlemlendiği gibi, gürültü, anti-sosyal davranışlar ve öğrenci yaşam tarzı kaynaklı konular yer alır. Öğrencileştirmenin ilk aşamalarında mahalle sakinlerinin gözünde ‘istenmeyen yabancı’ konumunda olan öğrenciler, zaman içinde sayısal üstünlüğü ele geçirmeleri ve mahalleye sağladıkları ekonomik katkıların hissedilir olmaya başlamasıyla birlikte tercih edilen yabancılar olarak görülmeye başlanmıştır. Bosna Hersek, öğrenci olanlar ve olmayanlar arasındaki ayrışmanın ve öğrencilerin sayısal ve kültürel egemenliğinin kolayca okunabildiği bir ‘öğrenci gettosuna’ dönüşmüştür. Öğrencileştirme merkezli oluşan bu yeni ayrışma formu, aynı zamanda, Anadolu kentlerinde gerçekleşen soylulaştırmanın ana dalgasını oluşturmaktadır.

9. 
Dönüşüm Alanlarında Yaşam Kalitesi: Ankara, Akpınar Mahallesi’nden Ampirik Bulgular
Quality of Life in Regeneration Areas: Empirical Findings from the Akpınar Neighbourhood, Ankara, Turkey
Ezgi Orhan, Zerrin Ezgi Kahraman
doi: 10.14744/planlama.2017.75436  Sayfalar 314 - 328
Bu çalışma, dönüşüm alanlarında yaşayanların kişisel değerlendirmelerinden yola çıkarak yaşam kalitesi kavramını tartışmaktadır. Sosyal bilimciler tarafından insanların refah, memnuniyet ve mutluluğunu değerlendirmek üzere geliştirilen yaşam kalitesi kavramı, yaşama alanlarının koşullarının insanların ihtiyaç, beklenti ve taleplerini karşılayacak biçimde uyarlanması konusunu gündeme getirmektedir. Bu çalışmanın amacı mahalle ölçeğinde yürütülen ampirik bir araştırma ile Türkiye’de dönüşüm alanlarındaki yaşam kalitesini değerlendirecek kapsamlı ve bütüncül bir çerçeve geliştirmektir. Çalışmada kullanılan veri seti Ankara’nın dönüşüm geçirmiş bir mahallesi olan Akpınar Mahallesin’de ikamet eden 359 hanehalkıyla gerçekleştirilmiş olan bir yaşam kalitesi anketi uygulanması yoluyla elde edilmiştir. Araştırmanın yöntemsel çerçevesi kapsamlı bir literatür taraması sonucunda elde edilen çok boyutlu kentsel yaşam göstergelerinin (kentsel çevrenin ekonomik, ekolojik, fiziki ve sosyal boyutlarını kapsayan) belirlenmesini ve bu göstergelerin yaşam kalitesi ile ilişkilerinin analiz edilmesi aşamalarını içermektedir. Kentsel çevre kalitesine yönelik çok sayıda çalışmanın varlığına karşın, yaşam kalitesinin ölçülmesinde kullanılan kabul edilmiş ortak bir kavramsal çerçeve bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu araştırma konut ve kentsel çevreyi birlikte ele alarak hanehalklarının yaşam kalitesini değerlendirmek üzere nitel ve nicel araştırma yöntemlerini kullanmıştır. Çalışmanın bulguları modern yaşamın kalitesinin gereği olarak yaşayanların sosyal, politik ve mekansal koşullarını ve ihtiyaçlarını anlamak ihtiyacını ortaya koymaktadır. Araştırmanın bulguları doğrultusunda, mahalle ölçeğinde mekan odaklı bir perspektifle yaşam kalitesini artırmak üzere politika önerileri geliştirilmiştir.

10. 
Parsel Bazındaki Dönüşüm Uygulamalarının Kentsel Maliyetleri, Karşıyaka-Bostanlı Mahallesi Örneği
The Urban Cost of Parcel-Based Transformation: The Case of Karşıyaka-Bostanlı Neighborhood
Hayat Zengin Çelik, Tolga Çilingir
doi: 10.14744/planlama.2017.73745  Sayfalar 329 - 346
Kentler için kaçınılmaz olan evrilme sürecinin geldiğimiz aşamada “kentsel dönüşüm” olarak tanımlanıp sermaye piyasasının egemenliğine tamamen teslim edilişine tanıklık ediyoruz. Böyle bir aşamada karşımızda duran uygulamaların meşruiyetini sağlayacak ya da en azından söz konusu uygulamaların kolayca hayata geçmesine aracılık edecek yasal bir zeminin sürekli olarak inşa edilişini de izliyoruz. Bunun Türkiye kentleşmesinin tarihsel bir sorunu olduğu ve yerel ya da makro düzeyde ekonomik stratejilere yaslandığı açık olsa da, yaşanan dönüşümlerin neden olduğu sonuçlar açısından iyi anlaşılması önem taşıyor. Bu noktada büyük ölçekli ve 5393 sayılı “Belediye Kanunu”nun “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı” başlıklı 73. Maddesi kapsamındaki uygulamalar kadar kentte yaşayanların bireysel olarak aldığı kararlarla gerçekleşen ve 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun”a temellenen parsel ölçeğindeki yenileme faaliyetlerinin de mekansal ve toplumsal sonuçları açısından irdelenmesi ve ortaya çıkardığı kentsel maliyetlerin belirlenmesi gerekli görünüyor. Bu gereklilikten yola çıkarak kurgulanan çalışma bugün parsel bazında yenileme uygulamalarının hız kazandığı İzmir Bostanlı’daki durumu farklı açılardan tartışmaya açma amacına temellenmektedir. Fiziksel olarak izlenen yapı yoğunluğu değişiminin yanı sıra uygulamaların yol açtığı nüfus değişimine de dikkat çekmeyi hedefleyen çalışmada, kentsel teknik ve sosyal altyapının aynı kaldığı bir düzende ortaya çıkan değişimler kent planlama penceresinden ve “yaşam kalitesi” temelinde değerlendirilmektedir.

11. 
Hanehalkı Konut Hareketliliğini Etkileyen Faktörler: Ankara Örneği
Factors Affecting Household Housing Mobility: The Case of Ankara
Tanyel Özelçi Eceral, Aysu Uğurlar
doi: 10.14744/planlama.2017.83007  Sayfalar 347 - 361
Konutun sosyal, ekonomik ve mekânsal boyutlarını yansıtan hanehalkı konut hareketliliği, konut talebinin önemli belirleyicilerinden birisidir. Konut hareketliliği bireysel ve hanehalkı özellikleri çerçevesinde yaşam döngüsü/yaşam seyri, konut kullanım biçimi, konut özellikleri, tercihler/memnuniyet gibi faktörlerle ilişkilendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı “Ankara’da hanehalklarının konut hareketliliklerinde etkili olan faktörler”i ortaya koymaktır. Ankara metropoliten kentinde yer alan farklı sosyoekonomik yapıları temsil ettiği kabul edilen ilçelerden seçilmiş mahallelerde gerçekleştirilen 534 hanehalkı anketi çerçevesinde elde edilen veriler, tanımlayıcı istatistikler ve faktör analizi ile değerlendirilmiştir. Yapılan faktör analizinde, hanehalkının ekonomik yapısı, yaşam seyri, konut kullanım biçimi ve konutun bulunduğu konumun Ankara’da hanehalkı konut hareketliliğinde etkili değişkenler olduğu saptanmıştır. Ankara’da hanehalklarının konut hareketliliği evrelerinde kiracılık ön plana çıkarken, hareketlilik arttıkça konutlarda kısa oturma süresinin uzun oturma süresine oranı artmaktadır. Hareketlilik sayısı arttıkça yaşam döngüsünün etkilerinden çok yaşam seyri etkileri ve konuta ilişkin tercih/memnuniyet faktörleri hanehalkı hareketliliğinde etkili olmaktadır.

12. 
Yapılı Çevrelerde Zamana Bağlı Mekansal Değişimin Analitik Olarak Ölçülmesi ve Görselleştirilmesi: İstanbul Beyazıt Meydanı Örnek Alan İncelemesi
Analytical Measuring and Visualization of Spatio-Temporal Change in Built Environments: Beyazıt Square Case Study Area in Istanbul
Harun Ekinoglu, Ayşe Sema Kubat
doi: 10.14744/planlama.2017.35744  Sayfalar 362 - 374
Tobler’in “Birinci Coğrafya Kanunu” birbirine yakın mekansal unsurların, uzak unsurlara göre birbirleriyle daha ilişkili olduğunu belirtir. Diğer bir deyişle, birbirine yakın bileşenler veya parçalar arasında birbirine uzak bileşenlere veya parçalara kıyasla daha yakın bir ilişki vardır. Bu aynı zamanda yapılı çevrenin ilişkisel bir süreç içinde topolojik olarak vücud bulduğunu ve toplam mekansal oluşumun belli bir bütünlük derecesi ortaya çıkardığını ifade eder.
Bu araştırma, C. Alexander’ın “Ölçek Dereceleri” bütünlük özelliğini C. Shannon’ın “Shannon Bilgi Enropisi” ile birlikte morfolojik bir çeviri arayüzü olarak kullanarak veri elde etmekte ve bu yolla mekansal bir formun barındırdığı belirsizliği ve düzensizliği ölçmeye izin vermektedir. Verilen bir bilgiyi ölçme yöntemi olarak Shannon’ın bilgi entropisi teorisi bu araştırmada yapılı çevrelerin çok ölçekli bağlamlarının taşıdığı belirsizlik ve düzensizliklerinin ölçülmesinde kullanılmaktadır. Sonuçlar incelenen örnek yapılı çevrenin bütünlük derecesini açıklamada kullanılmaktadır. Son 60 yılda geçirdiği yıkıcı kentleşme, yaklaşık 50 hektarlık yakın çevresiyle birlikte Beyazıt Meydanı’nda dikkate değer bir değişime yol açtı. Bu değişimi, geliştirilen yöntem ile ölçmek amacıyla, ham veri olarak 1946 ve 2013 yıllarına ait bina ayak izleri vektörel verisi kullanıldı ve çok-ölçekli analizler sonucunda elde edilen sonuçlar meydanın son 60 yılda toplam bütünlüğünün, toplam entropy-iqr değerinin 0,77’den 1,02’e çıkarak, önemli oranda azaldığını ortaya koymaktadır. Örnek alan analizleri sonuçları meydanda yapılan değerlendirmelere ait raporların tespitlerini desteklemekte ve bu tespitler tarafından doğrulanmaktadır. Alanda yapılan değerlendirmeler ayrıca renk-kodlaması görselleştirmesi sonuçlarıyla da tutarlılık arz etmektedir.

LookUs & Online Makale